Siz hangi devraldığınızda

 

 

Geçtiğimiz hafta Salı günü yapılan Karasu Belediye Başkan Yardımcısı Hilmi Erbatan’ın tavrını yakışıksız buldum. Kendisi ile pek anlaşamasak da kibar üslubunu takdir ettiğim Hilmi Bey bu kez kendisini görmeye alışık olduğumuzdan farklı bir çizgideydi.

Ek bütçe ve yeni dönem bütçesi görüşülürken “Mali İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı” unvanı ile söz alan Erbatan memur kimliğini unutup elini kolunu sallayarak sunumunu yaptı. Siyasetçilerden alıştığımız bu özelliği bir memurda ilk kez gördük. Hele Erbatan’ın bu şekilde davranması gerçekten beni şaşırttı. Devamında Mehmet Çatalbaş ile diyaloğu da dikkat çekiciydi. Çatalbaş’a “Sayın” diye hitap etmesine rağmen eski samimiyetinden kaynaklı dokundurma yapması da memur ile seçilmiş arasındaki ilişkiye yakışır nitelikte değildi. Bir memur yanında amiri varken üstelik de seçilmişlere sunum yaparken bu dili kullanmalı mı? Burasu Karasu! Burada her şey normal…

Bir de devamında Hilmi Bey, “Biz görevi devraldığımızda” demez mi!

Daha önce de söylemiştim, yine söyleyeyim.

Hilmi Erbatan görevi devraldığında henüz Ahmet Genç belediye başkanıydı. Kendi kendisinden görevi devralan Hilmi Erbatan Mehmet İspiroğlu döneminde de başkan yardımcısı kaldı. Hatta Mehmet İspiroğlu parti değiştirdi, Ak Parti’ye geçti Hilmi Erbatan hem Ak Partili belediyede hem de MHP’li belediyede başkan yardımcısı kaldı. Belki de bu özellik Türkiye’de bir tek kendisinde var.

Erbatan bu süreç içinde bugün borcu ötelemekle övündükleri 46 milyonluk kredinin alımı aşamasında memur kimliğini bir kenara bırakıp Ak Parti İlçe Binası’na giderek sunum yapmış ve Ak Partili Belediye Meclis Üyelerini bu kredinin gerekliliğine ikna etmeye çalışmıştı.

Sonra ne olduysa Kocaali Belediye Başkan Yardımcılığını devraldı, Hilmi Bey.

Son olarak yeniden İshak Sarı döneminde Belediye Başkan Yardımcılığını devralmış oldu.

Şu ya da bu şekilde Karasu’nun son 15-17 yılında Hilmi Bey var. Son 17 yıl içinde her şey iyi gittiyse de kötü gittiyse de Hilmi Bey bunda söz sahibidir.

“Ne milletsin” diye soranlara “Her milletin iyi yanlarından var bende” diye cevap vermek insanların akıllarına hakarete etmek manasına gelir.

Yapmayın!

 

EĞLENCENİZ BATSIN

Geçtiğimiz hafta sonu bir mekanda oturuyoruz. Geç olunca çocuklar uyudu. Biz de üstlerini örttük ve daha sessiz olan kısımda bıraktık.

Kısa bir süre sonra tavandan bir şey düştüğünü fark ettik. Tavanda delik vardı. Eğilip baktığımızda bunun bir mermi çekirdeği olduğunu fark ettik. Tavanı delmiş, yere vurmuş ve vurduğu yerde de iz bırakmış mermi çekirdeği…

Kendinizi benim yerime koyun. Tavanı delmiş yerde iz bırakmış bir mermi… Bir metreden az mesafede evladınız.

Yakınlardan bir düğün sesi geliyor ve silah atmaya devam ediyor, eğlenenler…

Allah korusun o mermi çocuğun kafasına gelse ya da başka bir yerine sonucunu düşünmek ya da dillendirmek dahi istemiyorum. Kimi vurduğunu bilmeden eğlenmesine (!) devam edecek adam.

Silah atmanın nesi eğlenceyse…

Kim bilir benim yaşadığım bu olay yılda kaç kişinin başına geliyor ve daha kötüsü kim bilir kaç kişinin canı yanıyor.

Biz bu defa ucuz atlatanlardandık. Ama bundan sonra bu tip olayların yaşanmaması için ne gerekiyorsa yapmalıyız. Sonra eyvah para etmiyor.

 

SANIRIM BEN DE DOLANDIRILDIM

Adapazarı’ndaki gazeteye iki hafta üst üste dolandırıcılık ile ilgili yazı yazdım. Dolandırıcıların taktikleri ile ilgili yakın çevremden duyduklarımı ve yaşadıklarımı yazdım. Neticede anladığım kadarıyla dolandırıcıların ilgisini çekmeyi başardım.

Telefonla konuşurken arka planda bir arama gördüm. Arayan numaraya dönüş yaptığımda başlangıç kısmını duymadığım bir sesli mesaj devreye girdi. Telefon numaramı eksiksiz söyleyen mesajda siparişimin teslim edilemediği, müşteri hizmetlerine bağlanmam için beklemem gerektiği dile getiriliyordu.

Arada bana müzik dinletmeyi de ihmal etmeyen şirket “Sabrımı deniyor” diye düşünürken arada bana bekleyenler arasında ilk sırada olduğumu da hatırlatıyordu. Yeterince beklediğime kanaat getirmiş olacaklar ki “Numaranız sistemimiz tarafından not alınmıştır. Mesai saatleri içinde siz dönüş yapılacaktır. İlginiz için teşekkür ederiz” mesajının ardından telefon yüzüme kapandı.

İyice öfkelensem de geri aramadım. Bu şekilde birilerinin başına gelmiş mi diye kısa bir internet taraması yaptığımda bunun yeni bir dolandırıcılık şekli olduğunu öğrendim.

Bu şekilde insanları arıyor ya da telefonlarına çağrı bırakıyorlarmış. Sonra siz aradığınızda da özel hatları aramışsınız gibi fatura çıkıyormuş.

Siz kendinizi ne kadar uyanık sanırsanız sanın işi gücü dolandırıcılık olanlar bir yolunu buluyor demek ki!

Şimdi ay sonunda gelecek faturamı bekliyorum. Tüketici Hakları Hakem Heyeti’ne başvurmak ve bu arkadaşları ifşa etmek için.

 

ADAMLARI KENDİ HALİNE BIRAKIR MISINIZ

Bir adam bir kurum idare edecek. Müdür olmuş, amir olmuş veya memur olmuş. Adamın işini kendisinden başka herkes biliyor. Herkes adamdan fazla yol gösterici.

Her işe karışmanın da dönemleri oluyor. Destekleme zamanlarında farlı kuruma, okulların açılacağı dönemde farklı kuruma pres yapılıyor.

Şimdi okullar açılacak. “Benim çocuğum şu öğretmene gitsin”ciler ile “Benim çocuğum şu okula kaydolsun”cular ölümüne çarpışıyor.

Milli Eğitim bir noktadan sonra öğretmen açığından çok toplum barışını sağlama görevine girişiyor.

Sanki falanca hoca ders verince senin çocuk deha olacak da pişmanca senin çocuğu ziyan edecek…

Hastanede doktor hasta yakınlarını sakinleştirmekten hastaya müdahale edemiyor, öğretmen veli ile uğraşmaktan çocuğa eğilemiyor.

Çünkü herkes kendi işi dışındaki her şeyi çok iyi biliyor…