Köşe Yazıları

Bizim çocuklar ve elin kızları

Erkeklere gelince bizim çocuklar!
Kadınlara gelince, Filenin Sultanları!
Öyle mi?
Değerli okuyucular benim çok sevdiğim bir arkadaşım vardı, bir oğlu ve bir kızı vardı bu arkadaşımın. Bu kısacık anekdot onun hikayesi.
Bu arkadaşım hep oğlundan söz ederken “Eve gideyim de oğluma yemek yapayım” derdi. Kızından söz ederken, “Eve gideyim de” kıza” yemek yapayım” derdi…
Biri “oğlum”,  biri “kız…”
Çok kızardım ve her defasında uyarırdım kendisini ama…
Bu not burada dursun, az sonra döneceğiz buna.
Değerli okuyucular Türkiye A Milli Futbol Takımına “Bizim çocuklar” adını kim verdi? Valla kim verdi ise verdi ama güzel reklam malzemesi oldu ve tuttu!
Yani nereye çekerseniz  oraya gidecek bir adlandırma oldu çünkü bu yakıştırma.
Ve öylede oldu sonuçta
Dileyen siyasete çekti, dileyen dindarlığa çekti, dileyen şampuan markasına, dileyen banka markasına, dileyen market markasına çekti.
Yani bu bir slogana dönüştü ve tuttu bu slogan.
Fakat gelin görün ki Dünya Kupası turnuvasında tutmadı, “Bizim Çocuklar” tutturamadı, tutunamadı.
Dünya Kupasında 2 maçta sıfır gol, sıfır puanla eve dönüşü garantilediler. Paşa gönüllerinin keyfi elverirse son maçta belki bir galibiyetle yüzümüzü güldürecekler diye düşünürken, sabah erkenden kalkmadı milyonlar namazlarını kılmadı toplu şekilde hatta yine milyonlar izlemedi bu maçı ama “bizim çocuklar uzatmanın son saniyelerinde de olsa bir gol daha atarak gelip geldiler.
Golü atan Kaan’ın bir sevinmesi vardı ki, kapak gibi cevap ABD’nin teknik adamından geldi. Dedi ki maçtan sonraki yayıncı kuruluşa “Maç bittikten sonra Türklerin sevinmesini görünce sandım ki biz değil de onlar ikinci tura geçti” diye…
Kaan’ın bu sevincini siz neye yorarsanız yorun ama ben hiç hayra yormadım.
İçinden onları eleştirenlere neler söyledi neler kim bilir!
Alınan iki mağlubiyetten sonra, Spor Bakanlığı başta olmak üzere siyasi ve bürokratik çevrelerde yüzler asıldı tabi.
Spor programlarında suratlar beş karış.
Siyasetçiler umduğunu bulamadı, Amerika’da şov yapılacaktı, olmadı.
Eee, sermaye sınıfı, kapitalistler, markalar da umduğunu bulamadı, o kadar reklam boşa gitti.
Daha grup maçları bitmeden “Bizim Çocukların” oynadığı reklamlar hepten çöp oldu.
Kadük kaldı.
Son günlerdeki bir deyim ile Mutlak butlan oldu!
Topçu menajerleri ile onların yancıları, kulüp başkanlarıyla onların yancıları, federasyon başkanı ile onun yancıları da boşa düştü.
Haliyle Riva’daki hesap Amerika’ya uymadı!
Villa milla işi de yalan oldu o arada…
Biliyor musunuz, futbolda tüm bunlar olurken kadın voleybol takımı, sessiz sedasız işinin başındaydı.
Şampuandan cipse, market markasından banka kartına, gazozdan gofrete kadar her şeyin reklamında erkek futbolcular görünüyordu, oysa ki, onları hesaba katan olmadı, özellikle zengin firma sahipleri.
Dünya kupası turnuvası öncesi, yaklaşık bir ay Spor Bakanlığı’ndan bürokrasiye, belediyelerden otellere kadar her kurum erkek futbolcuların maçlarıyla yatıp kalkıyordu. Özellikle penguen medyacılar.
İşte böyle gözden ırak bir ortamda, sadece meraklılarının tarih ve saatini bildiği maçlara çıktı kadın voleybolcular, 4’te 4 yaptılar.
Aslında kadın voleybolcular için yeni bir şey yoktu.
Disiplinli çalışmaya, oyuna odaklanmaya, takım çalışmasına ve bunların sonucunda başarıya alışıktılar. O büyük başarılardan birine giden yolda bir başarı daha elde etmişlerdi.
Zaten spor medyası da bu başarı alışkanlığından dolayı onlara “Filenin Sultanları” adını vermişti.
Bu ad, bu lakap, bu yaza kadar çok itici geliyordu bana.
Fakat, medya ve siyasetin, ağız birliği yapıp erkek futbolculara “Bizim Çocuklar” adını verirken kadın voleybolcuları hâlâ “Filenin Sultanları” diye anması bu sene daha çok dikkatimi çekti.
Bu söylemde bir ötekileştirme, bir yabancılaştırma, bir uzakta tutma sezdim.
Erkek futbolcular bizim çocuklar da…
Kadın voleybolcular bizim çocuklar değil mi idi?
Soru bu aslında…
Tamam, futbol daha büyük endüstri, daha çok reklam geliri var, daha çok izleyicisi var, kabul.
Milyarlarca liralık reklam bütçesini futbola verin, artarsa voleybola verin, tamam, bunu da mecbur kabul ettik.
Maç yayınlarında öncelik futbolun, iletişimci ve yayıncı olarak bunu da anlıyorum.
Ama kardeşim, birine bizim çocuklar, öbürüne elin kızı muamelesi yapmanız şart mı?
Bunun adına ötekileştirme ve kadınları kızları hor görme küçümseme ve dışlama yokmu sizce de?
Bizim çocuklar söyleminin, tek derdinin spor, futbol olmadığını biliyoruz.
Bizim çocuklar derken aslında başkaca örtülü mesajlar da verilmek isteniyor, onu da biliyoruz.
Siyasal, sosyal, dini birtakım mesajlar bazı futbolculara yüklenmek isteniyor, bunun da farkındayız.
Kadın voleybol takımımız belli ki birilerinin siyasal, sosyal, dini, ekonomik mesaj kaygılarının çok ötesinde işler yapıyor ve yapmaya da devam ediyorlar.
Bunu reklamlardaki oyuncu tercihlerinden, mesaj tercihlerinden bile anlıyoruz. Mesela en çok kadınların gittiği, kadınların alışveriş yaptığı mahalle aralarına kadar yayılmış zincir market reklamlarında kadın voleybolculara hiç yer vermediler de erkek futbolculara o reklamlarda yer açtılar.
Banka reklamları derseniz ha keza.
Kadın voleybolcuları dışlayıp erkek futbolculara gereğinden fazla değer verildiğini hep bilirdik.
Bu sene, erkeklere bizim çocuklar derken, kadınlara filenin sultanları demeye devam edilmesiyle de bunu bir kez daha gördük.
Bu kodlar elbette tek başına spor bürokrasisinin, spor medyasının, siyasi partilerin kodları değil.
Toplumun en küçük hücrelerinde bu ayrımcılık kodlanmış değil mi?
Bana göre öyle ve bu bir gerçek.
Her evde, erkek çocuk el üstündedir, kız çocuk ikinci planda. Erkek en ufak bir şey başarsa ev halkı bayram eder. Kız çocuğunun anne babasının gözüne girmesi neredeyse imkansızdır.
Erkek çocuk hovardaca para harcar, aileyi hep zarara sokar, borca sokar, yine de el üstünde tutulur. Kız çocuk kendi çabasıyla bir şeyler başarır, kimseye yük olmaz, yine de anasının, babasının gözüne batar.
Yazının başında anlattığım arkadaş gibiyiz toplumun geneli olarak.
Hani oğlundan söz ederken “Oğluma yemek yapacağım” diyordu ya o arkadaşım.
Kızından söz ederken “Kıza yemek yapacağım” diyordu ya hani
Hepimiz öyleyiz toplumca yok demeyin yalan olur çünkü ve yalan söylemek çok büyük günah ve ayıptır.
Oğlanlardan söz ederken “bizim çocuklar”
Kadınlardan söz ederken “filenin sultanları.”
Yazıyı  önemli bir noktaya parmak basarak bitireyim.
Kadını da erkeği de tüm sporcularımız,  bizim çocuklarımız.
Bu ülkenin çocukları…
Peki yukarıdaki hikayenin sonunu merak etmediniz mi o arkadaşıma ne oldu diye.
Yazayım efendim yazayım. Oğlu yedi içti ve babasını iflas ettirdi, emekli maaşına bile haciz koydular.
Ve şimdi o “kız’a” yemek yapayım dediği kızı ona bakıyor.
Kızına ve bana her baktığında nemi oluyor yüzü… morarmış turp gibi oluyor.
Benim erkek çocuğum yok ama her birinin bin tane erkeği cebinden çıkaracak yüreğe bilgiye beceriye akla ve insanlığa bedel kızlarım var…
Yüce Tanrı benim ömrümden kessin ve onlara versin.
Sağlık ve esenlikle…