Hangisi? “Haçlılara destek olmak mı yoksa, Ebu Zerr olmak mı?”

 

Korona aşısını bularak, tüm dünyaya umut olan Biontech firmasında, 1300 kişi çalışırken, “senin” Diyanet olarak; personel sayın, 130 bin ise, 13 Bakanlık bütçesinden daha fazla bütçeden kaynak sana ayrılıyor da, “sen,” Diyanet olarak; vatandaşlarına, ucuza meyve sebze almak için, pazarın akşam saatlerini bekleme tavsiyesinde bulunursan, tabii ki eleştirileceksin!

***

Üstelik, Elazığ’da, depremzedeler konutlarına yerleşmeyi beklerken, “sen,” Diyanet olarak; maliyeti 90 milyon lirayı bulacak Harput Külliyesini yapmaya kalkarsan, tabii ki göze batacak, eleştirileceksin…

***

Denizli’de, 40 milyon liraya mal olacak, 8 adet süit odalı, Türk hamamı ve saunası ile bir tesis yaparsan, Meclis kürsüsünden, “Halk kuru ekmeğe muhtaç” diye feryat eden muhalefet milletvekiline, “Karınlarına kuru ekmek giriyorsa, demek ki, aç değiller” diye karşılık veren iktidar milletvekili aklıma gelince, tabii ki eleştireceğim “seni!”

***

Bodrum’da, ödenek yokluğundan, 4 yıldan beri bitirilemeyen Devlet Hastanesine rağmen, sen, gelip de Gökova Koyu manzaralı Külliyeyi, imar-ruhsatının mahkemelik olmasına rağmen, 100 milyon harcanarak yapılacak olması, tabii ki eleştirecek, ayıptır, günahtır, yazıktır diyeceğiz…

***

200 dönüm arazi üzerine kurulu “Heybeliada Sanatoryumu’nun, aklı başında, tüm tıp bilim adamlarının, “Tüberküloz Enstitüsü” kurulması yönünde, ya da “Sağlık Müzesi” olarak gelecek nesillere tarihi bir miras olarak bırakılması yönünde sağlık bakanlığına teklifte bulunmasına rağmen, Bakanlığın bu görüşleri dikkate almadan, 1924 yılında kurulan ve Cumhuriyetin kurucu taşlarından Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Ünlü Yazar, Rıfat Ilgaz gibi binlerce Tüberküloz Hastasına şifa olan, böyle tarihi bir tesisin Diyanet İşleri Başkanlığına tahsis edilmesi, ne kadar acı ve anlamlı.(!)

***

Zira, biz, yüce dinimiz İslamiyet’i, Yüce peygamber Hz. Muhammed’in sahabesi, Ebu Zerr’in, bizlere bıraktığı mücadele ve isyan ile öğreniyor ve örnek alıyoruz…

***

Halife Hz. Osman dönemiyle başlayan akraba kayırmacılığı, kamu malını yakınlarına peşkeş çekme zulmüne karşılık, o fakir, gariban haliyle, sessiz kalmayıp başkaldıran Ebu Zerr ne demişti, iktidarı uğruna “indirilmişi” değil de “uydurulmuş” İslam dini anlayışındaki Muaviye’ye;

“Ey Muaviye..! 

Yaptırdığın bu “Sarayı” kendi paranla yaptırdıysan “İsraf” etmişsin…

Yok, eğer Halkın parasıyla yaptırdım diyorsan, o zaman “İhanet” ediyorsun. 

Bu senin yaptığın, kul hakkına girer. Ve bunu ancak Firavunlar yapar” diyor.

***

Ve bu “İsyankar Duruş,” bugün korona sebebiyle, işlerini kaybeden, seyyar satıcısından, garsonuna, işyeri kapanan esnafına, fabrikası kapanan iş adamına, işini kaybeden işçi, artan maliyetler karşısında toprağını işlemeyen köylüye, reva görülen sahipsizlik, Diyanetin, yukarıda, sadece birkaçını örnek olarak sunduğum gereksiz israf ve ihanet anlayışına paralel yatırım harcamaları toplum nazarında üzülerek izlenmektedir…

***

Hatta Diyanet’i  eleştirmeyi “Haçlılara Destek Olmakla Suçlayan (!)” iktidar stepnesi partiye mensup milletvekiline tepki, giderek büyümekte ve Diyanet, tıpkı, Muaviye dönemi gibi harcamalarla bizlere, sessiz kalmayan bu uğurda “Zalim Muaviye” tarafından Rebeze çöllerinde sürgüne mahkum edilen ve orada vefat eden Yüce Peygamber sahabesi Ebu Zerr‘i hatırlatmakta…

Ne dersiniz? Öyle değil mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.