Çözüm “Yeni Anayasa”dır

 

Türkiye’de organize suç örgütlerinin ortaya çıkışında etkili olan faktörlerden biri uzun yıllar süren ve toplumu adeta canından bezdiren terör ortamıdır. 1970’li yıllardan itibaren ciddi anlamda ülke gündemine girmiş ve halen gündemdeki yerini korumaktadır. Yasal boşluk ve güvenlik zafiyeti de organize suç örgütlerinin ortaya çıkmasında payı vardır.

***

Televizyonun ülkemize girmediği 65-70’li yıllardaki çocukluk döneminde gazeteler, sinema filmleri veya okuduğumuz macera kitaplarından esinlenerek mahalle, sokak aralarında genellikle ya kovboyculuk ya da mafyacılık oynardık. Mafya sözcüğü o yıllarda çok kullanılmazdı. Bunun yerine “Kabadayılık” vardı.

***

Aslında kabadayılık, Osmanlı döneminden beri var olan yaşam biçimidir. Eskiden kabadayılık onurlu ve dürüstçe yapılan bir davranıştı. Sonradan örgütlü hale gelince suç işlenilen bir gruba dönüştü.

Özellikle 90’lı yıllardan sonra yaygınlaşan mafyacılık bölgesel faaliyetlerde yer alsa da zamanla Türkiye çapında örgütlenmeye gidildi. İcra ve iflas yasası, borçlar yasası, kamu ihale yasaları, özelleştirme uygulamaları alanındaki belki de kasıtlı boşluklar, çok kar getiren bu alanlara organize suç örgütlerinin pineklenmesine sebep olmuştur.

***

Organize suç örgütleri yozlaşmış bir bürokrasiyi arzular. Bürokraside işlerin yavaş yürümesi, işlerini bir an önce bitirmek isteyen işadamlarının (özellikle devlette iş yapan kişilerin) organize suç örgütlerine başvurmalarına sebep olabilmektedir. Böylece suç örgütü aracılığı ile gerek rüşvet vermek, gerekse tehdit etmek gibi bir takım illegal yollarla, daha kısa sürede, kendi çıkarlarına sonuç alabileceklerini düşünebilmektedirler.

***

Hatırlanırsa 1998’de iş insanı Korkmaz Yiğit “Türkbank İhalesi”nde dönemin organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı’dan yardım istemesi bu konuya örnek teşkil etmektedir.

Bundan başka Türkiye’de suç örgütü lideri olarak bilinen Sedat Peker, Nuri Ergin (Nuriş Kardeşler) Dündar kılıç, Kürt İdris, Oflu İsmail, Hüseyin Saral, Hüseyin Baybaşin, Kürşat Yılmaz, Fırat Delibaş, Erol Evcil gibilerin bu alanlarda kullanıldığı bilinmektedir.

Bazı kamu görevlilerinin organize suç örgütleri ile ilişki içerisinde olabilmeleri ve bu ilişkilerinden dolayı organize suç örgütü elemanları ile birlikte yargılanmış olmaları da bu konunun önemini açıkça ortaya koymaktadır

***

Organize suç örgütleri köklü yasal değişikliklerin yapılmasını ve kendilerini sıkıntıya sokacak kanunların çıkarılmasını istemez ve buna karşı çıkar. Örneğin; “Organize Suç Örgütleri ile Mücadele Kanunu” olarak da bilinen 4422 sayılı kanun ve mücadeleyi kolaylaştırıcı bazı özel hükümler ihtiva eden uygulama yönetmeliği organize suç gruplarının yandaşları tarafından çok fazla eleştirilere maruz kalmıştır. Çünkü böylesi bir yapılanmaya gidilmesi örgütlü suç liderlerinin ve elemanlarının hareket alanlarını sınırlamaktadır ve bunların suç işlemeleri halinde daha kolay yakalanarak hiçbir baskı altında kalmadan soruşturmalarının yapılıp mahkeme önüne çıkarılmalarını kolaylaştırmaktadır.

***

Halk arasında “mafya, çete”, Türk Ceza Yasası’nda “cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak” 2005 yılında yürürlükten kaldırılan 4422 sayılı “Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Yasası”nda “çıkar amaçlı suç örgütü” olarak adlandırılan organize suç örgütlerinin tanımlanması onlarla etkili mücadele edilebilmesi için ön koşuldur. 30 Temmuz 1999 tarih ve 4422 sayılı çıkar amaçlı suç örgütleriyle mücadele yasasının kaldırılmasını belki rüşveti önlemek amaçlı olduğunu varsaysak bile, geldiğimiz noktada daha çok arttığını gösteriyor.

 

***

Organize suç örgütleri sıradan yurttaşlar için önemli olan altyapı yatırımlarının yapılmasını istemezler. Çünkü bu şekilde altyapısı tamamlanamayan yerleri kendisi okul hastane yaptırarak, hem “Kara Parası”nın aklanmasını sağlar, hem de bu bölgede oturan yurttaşların sempatisini kazanmayı arzular. Bu yöntemle kendi reklamını da yapar. Kimi zaman da futbol takımları kurarak ya da var olan takımlardan bazılarını satın alarak “Kara parası”nı aklar.

***

Bu örgütler Sivil Toplum Kuruluşları (STK)”nın yapması gereken faaliyetleri kendisi yapmak ister ve bu yüzden STK’nın demokratik bir yapı içerisinde var olmasını istemez ve bu nedenle de hayır kurumlarına ve cemiyetleri kontrol ederek kara parasını aklar. Robin Hood imajı çizerek yoksul insanlara yiyecek ve giyecek yardımlarında bulunurlar.

***

Bir süredir mafya -siyaset -ticaret -medya ilişkilerine dair yayınladığı videolarla Türkiye gündemine oturan ve suç örgütü lideri olduğu belirtilen Sedat  Peker’in (her ne kadar gazeteci İsmail Saymaz’a hitaben tweeter hesabında ‘ben suç örgütü lideri değilim, üyesiyim’ şeklinde bilgilendirme yapsa da kendi adının yazılı olduğu kamyonlarca yardım paketlerini değişik vesilelerle değişik bölgelerde dağıtmasını bu bağlamda değerlendirmek mümkündür. Kendisi tarafından Suriye’ye de 4 TIR yardım gönderdiğini açıklaması da buna işarettir.

***

80’li, 90’lı yıllardan beridir ülke gündemine giren ve AKP iktidarı ile adlarını çok duymadığımız bu tür mafya örgüt liderlerinin bu günlerde yeniden konuşuluyor olması AKP iktidarının kontrol mekanizmalarının zafiyeti olarak değerlendirilebilir.

Bunun önlenmesi için tek çare önümüzdeki ilk seçimden sonra yüzde 70- 80 çoğunluk destekli güçler ayrılığını içeren köklü bir Anayasa yapmaktır.