Köşe Yazıları

Bulanık su

Havanın sisli olduğu zamanlar kurtlar piyasaya çıkar. Biz buna kurt sisli havayı sever diyoruz. Duru suda balık tutmak zordur. Bulanık suda ise daha kolay hale gelir. Ülkemizde, kendisine çıkar sağlamak isteyenler, ortamı karıştırarak amaçlarını daha kolay gerçekleştirirler. Bu konuda, iç ve dış çıkarcılar, çoğu zaman birlikte hareket eder.
Olayları değerlendirirken geniş açıdan bakmak gerekir. Aksi takdirde doğru değerlendirme şansını kaybederiz. Büyük hesap yapanlar, küçük hesap yapan insanları kullanır. Onlara küçük menfaatler kazandırarak, büyük hedefin kapıları aralanır.
Doğru değerlendirmede Tarih hakkında bilgi sahibi olmak da çok önemlidir. Geçmişi bilmeyenin gelecek hakkında doğru değerlendirme yapmasını beklemeyin.
Şimdi, son 50 yılda gerçekleşen olayları değerlendirerek bir sonuca varmaya çalışalım.
Öldürülen üniversite hocalarımız, öldürülen gazetecilerimiz, daha yeni sayılacak bir zamanda Toryum madeni hakkında konuştuğu için uçağı düşürülerek öldürülen mühendislerimiz, öldürülen büyükelçilerimiz, ataşelerimiz, ülkenin aydınlanmasının önünü kesmek için iç ve dış güçlerin birlik olarak işlediği cinayetleri hatırlayalım.
Aydınlanmanın önünü kesmek, karanlığa kapı açmaktır. Abdi İpekçi’nin. Çetin Emeç’in, Uğur Mumcu’nun öldürülmesi ile Türkiye’nin kirli ellere teslimi kolaylaşmıştır. Yoğun olarak, tek taraflı yayın yapılan bir ülkede, olayları doğru değerlendirmek mümkün olamayacaktır.
Son 20 yıl içerisinde satılan devlet yatırımlarını yazmaya kalktığımızda sayfalara sığdıramıyoruz. “Haraç mezat “ anlayışı ile elden çıkarılan tesislerimizin satışına üzülenlerimiz varken sevinenlerimiz de oldu. Satış yıllarında meydana gelen geçici bolluk, şu sıralarda yerini yokluğa, yoksulluğa bıraktı. Küçük bir çıkar gurubu hariç, çiftçi, memur, esnaf hep birlikte fakirleştik.
Havuz medyası kurmak için, Demirören Ailesine Ziraat Bankasından yaklaşık yarım milyar dolar kredi veridi. Çiftçiye verilmesi gereken para, bulanık su oluşturmak için harcandı. Çiftçinin borcu kuruşuna kadar tahsil edilirken, medya kuruluşu için verilen kredi silinerek ortadan kaldırıldı. Neden konuşulmuyor? Neden hesap sorulamıyor? Cevabı gayet basittir.
Medyayı ele geçirmek suyu bulandırmaktı. Su bulanık olunca kimin eli kimin cebinde anlaşılmıyor.
Son zamanlarda bu medyanın gündeminde, muhalefet belediye başkanlarının yolsuzlukları ve yargılamaları var. Saatlerce yapılan programlar TV ekranlarını dolduruyor. Onu anladık da iktidarı çeyrek asırdır elinde bulunduran hükümetin bakanlarının, belediye başkanlarının hepsi doğruluk timsali olarak mı çalışıyor? İyiler iktidarda kötüler muhalefette öyle mi?
Garip bir gerçek daha var. Partisinden ayrılarak hükümet yanlısı olanlar için bütün sorun bitiyor. Hepsi tertemiz hale geliyor ve aklanıyor. Gözden kaçan ise suyu baştan bulandıranların, balık tutmaya devam ettiği geçeğidir.