Beş maymun ve Karasu

 

Karasu’da, denize nazır, 5-6 bin dönüm büyüklükteki arazileri, yok 5 yıl içerisinde tesis kuracağım, yok 1-2 yıl içerisinde fabrikalar kurup 2 bin 3 bin işçi çalıştıracağım, yok tersane kurup, 7 yüz 8 yüz kişiye ekmek kapısı açacağım, yalanlarıyla, iç ederek, mülkiyetine geçiren (sakallı-sakalsız “Yandaş” holdinglere), sessiz kalmayarak, dik duran ve bu uğurda, tek güvence olarak gördüğü, “Türk milleti adına karar verdiğine inandığı, bağımsız ve 

tarafsız (?) Türk mahkemelerine,” açtığı davalar sebebiyle, cebinden harcadığı 30-40 bin liralar sonrası, yok hakime hakaret ettin, yok savcıya, yok Tayyip Erdoğan’a, yok Kaymakama, yok Valiye hakaret ettin diye, 7.5 yıl cezaevinde yatan ve 10-15 gün evvel, tahliye olan değerli dostum, telefonda bana; “Karasu yağmalanıyor, neden sessiz kalıyorsunuz! Yoksa güvendiğim inandığım “sen” de mi, mağlubiyeti kabul ettin sesin soluğun çıkmıyor” sitemiyle merhaba diyordu…

***

O kadar mücadele ettiğim ve uğrunda hapislerde ömür tükettiğim Karasu halkı, “Faşist AKEPE zihniyeti” karşısında bugün “ısıtılan kazanda uyuşarak ölümü bekleyen kurbağaya” mı döndü yoksa diyordu…

***

Ben de ona; “Kafeste tepelerinden muz sarkıtılan “Beş Maymun” deneyini, anlatayım dedim…

***

Biliyor musun bu “Beş Maymun” hikayesini abi? Yok, anlat bakayım diyor…

***

Ben de anlatıyorum…

Bir kafese, beş maymun konur ve tepelerinden muz sarkıtılır. Maymunlardan biri, muza ulaşmaya çalışınca tazyikli soğuk su sıkılır bu beş maymuna…

***

Muza ulaşmaya çalışınca, tazyikli soğuk su korkusunu yaşayan maymunlar, artık muza doğru hamle yapmazlar. Büzülüp kafesin bir kenarında titreyerek ürkek ürkek otururlar…

***

Sonra, içlerinden biri, çıkarılıp yerine yeni bir maymun konur. Kafeste, daha önceden yaşananlardan habersiz, yeni gelen maymun, muzu almak için hamle yapar yapmaz, kafesteki diğer dört maymun, sille-tokat, onu alaşağı ederler…

***

Neye uğradığını anlamayan yeni gelen maymun, bir daha, dayak yememek için, muza hamle yapmaktan vazgeçer…

***

Daha sonra, ıslak maymunlardan biri daha dışarı çıkarılır ve yerine hiçbir şeyden haberi olmayan, yeni bir maymun konur…

***

Bu yeni maymun da, doğal olarak, tepesindeki muza uzanır hemen… Ve o da, muza uzanmaya çalışan diğerleri gibi, tekme tokat alaşağı edilir…

***

Üstelik ona saldıranlar arasında ilk başta tazyikli su yememiş, ama nedenini bilmeden muza uzanmanın dayak yemek olduğunu öğrenen maymun da vardır…

***

Daha sonra ise bu beş maymun, kafesten alınır… Yerlerine kafese hiç tazyikli su yememiş, beş başka maymun konur… Tepelerinde asılı muza rağmen, ona uzanmayan ve kafesin bir köşesinde büzülmüş ürkek ürkek dururlar artık…

***

İşte böyle benim Karasu’daki talan ve yağmaya karşı dik durmanın cezası olarak 7 buçuk yıl, Sakarya, Samsun, İstanbul Ümraniye cezaevlerinde, çile çeken, sevgili ağabeyim…

***

Karasu sorunları deyince, Zümrüt Otel’de, Esnaf Odası-Şoförler Odası-Kent Konseyi-Sivil İnisiyatif-Köy ve Mahalle Muhtarları ile yaptığımız ve enine boyuna tartışıp “yandaş-vahşi 

yağmacı AKEPE zihniyetine,” korku saldığımız, 100-200 kişilik toplantılar artık yapılamadığı gibi herkes tazyikli su ile ıslatılan maymunlar misali köşesine çekilmiş, aman bana ne… Aman bana dokunmayan yılan bin yaşasın… Aman öğretmen çocuğumun başına bir şey gelmesin diyerek korkmuş ve sinmiş vaziyette…

***

Evde ailemin bile bana; “Ne güzel mütevazi hayatımız var… Görmüyor musun amiralleri bile kelepçeliyor, koskoca Türk Ordusu Genelkurmay Başkanı mahkemelerde  süründürülmeye çalışılıyor “Menderes” le ilgili bir anekdotu dile getirdiği için…

***

Sen kimsin?

Seni ve bizleri de perişan ederler” tazyiki altına alınmaktayım maalesef…

***

Ama ben de biliyorum ki; Faşist zihniyete karşı, Hak-Hukuk -Adalet-Özgürlük ve demokrasi yolunda mücadeleden yılmayarak, korkmayarak, Cumhuriyet devrimlerinden taviz vermeyerek, asgari müştereklerde dayanışma içerisine girerek, örgütlenerek, kendilerinden daha güçlü “Halk” olduğunu, İstanbul Ankara Belediye seçimlerinde gördüklerinde, nasıl da süt dökmüş kediye döndüklerini ben de biliyorum…

***

Ve son söz olarak diyorum ki; sana söz veriyorum abi… 7 buçuk yıl yattığın bu Karasu için bundan böyle, itirazımı ve mücadelemi ilerleyen yaşıma rağmen, dürüst, bazı Belediye Meclis Üyeleri, namuslu birkaç muhtar, tırsmamış aydın yüreklerle, vites büyüterek sürdüreceğim…

***

Ne kadar, “Tazyikli suyla ıslatılsam da” “Korkmayacağım ve

yalnız bırakmayacağım seni…”