Ayasofya’daki Sait Molla

 

 

Önümde, 19 Mayıs 1919’da Atatürk’ün Samsun’a çıkış tarihinden, Milli Mücadele’nin ilk zaferi 1.İnönü Zaferi’ne kadar, 19 ay 22 gün süren bir destanı anlatan, Alev Coşkun’un “Samsun’dan Sonra, En Zor 19 AY” isimli kitabı duruyor. İki cilt 900 sayfa…

***

Önündeki gelecek günlerde, hiçbir şeyin belli olmadığı mücadele içinde, 38 yaşında kazandığı generallik rütbesini dahi, hiç yüksünmeden Samsun’a çıktıktan 50 gün sonra savurup atarak, Anadolu’da, çoban ateşlerini yakan, başta Mustafa Kemal olmak üzere, bizlere bu cennet vatanı bırakan Kahramanların efsaneleşmiş destanını anlatıyor bu 19 AY…

***

Emperyalistlerin, Anadolu üzerindeki emellerini gerçekleştirmek amacıyla kurulan, İngiliz Muhipler Cemiyeti kurucu Başkanı, Ermeni Tehciri davasında yurtsever Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in idam kararını veren, İngiliz Ajanı Sait Molla’dan, keşke Yunan galip gelseydi diyerek, Sevr Anlaşmasını alkışlayan Mustafa Sabriler, İskilipli Atıf Hocalar, İstanbul işgal altındayken Milli Mücadele Bayrağını açan Mustafa Kemal için ölüm fermanı veren, Kurtuluş savaşı kazanıldıktan sonra da ülkeden kaçıp Yunan’ a sığınan oradan da Mekke, Kahire derken o topraklarda ölen şeyhülislam müsveddesi Dürrizadelerin torunları, bugün gelmişler Ayasofya Camii’nde, hem de devletin birlik ve beraberliği üzerine yemin etmiş Cumhurbaşkanı ve yüce Meclisin Başkanının gözlerine baka baka, Mustafa Kemal Atatürk için “Zalim ve Kafir” diyor…

***

O cumhurbaşkanı ki; Başbakanlığı döneminde, Barolar Birliği Başkanının adli yıl açılışında konu dışına çıktığı için, konuşmacı başkanını azarlayan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü de peşine takarak, salonu terk ederek, tepkisini dile getirirken Atatürk’e yapılan galiz hakaret için, kılını kıpırdatmıyordu…

***

Bilmiyor muydu ki; milli mücadele sonrası, emperyalist İngiliz Hükümeti, parlamentoda, muhalefetin İngiliz Başbakanına; “Hani işler yolunda gidiyor, İstanbul bize kalıyordu 

çıkışına, Başbakan Loyd George’nin; strateji ve taktik de bir hata yapmadık… Ne var ki, insanlık tarihi, yüzyılda bir çıkan dahisini, küçük bir Asya ülkesinden çıkardı… Adı da, Mustafa Kemal’di” dediği tarih sahnesini hatırlamıyor muydu yoksa…

***

Günümüzde, AKEPE iktidarından güç alarak, cumhuriyet düşmanlarının yuvası haline dönüşen Ayasofya, (Kılıçlı) Diyanet İşleri Başkanının, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları karşısında, Atatürk’e hakaretinden sonra, Mustafa Demirkıran denilen imam  müsveddesinin, Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı karşısında, “Zalim ve Kafir” diye, yüce kurtarıcıya hakaret etmesi, Türk Milletini incitmiş, öfkelendirmiştir…

***

Unutulmamalıdır ki; her şeyini halkına bırakarak, Türk milletinin gönlüne taht kurmuş atalarını, akıtılan ter, kan ve gözyaşları ile Cumhuriyetine bağlılığı üzerine yemin etmiş bu millet, Ayasofya’nın Türk Ordusunun İstanbul’da bulunmasını yasaklayan, emperyalist ve faşist Hitler ve Mussolini kuvvetlerine karşı, Lozan’ın devamı, bağımsızlığımızın son hamlesi, Montrö Antlaşması için, Ortodoks Cemaatinin sempatisini kazanılması amacıyla, müzeye çevrildiğini çok iyi biliyor…

***

Ve gelecek seçimlerde, bu gerçekleri bilmek istemeyen, görmek istemeyen, duymak istemeyen AKEPE iktidarına sandıkta, dersini verecektir… Ne dersiniz..?