Köşe Yazıları

Tam zamanıydı

 

Bir defa bunu çok net ortaya koyalım. Bazı kurumlar belli miktarda zarar eder ancak ülke kazanır.

Mesela İlçe Tarım Müdürlüğü kar etmez. Nüfus Müdürlüğü kar etmez.

Siz şimdi İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne kar etmesi gereken kurum gözü ile bakabilir misiniz? Eğer her kurum kendi giderlerini karşılamakla mesul olsaydı o zaman Jandarma herkese maddi para cezası kesmek zorunda kalmaz mıydı?

Tarım Kredi Kooperatifi ne için var? Çiftçinin faydası için mi yoksa kâr elde etmek için mi? Kurum kendini nasıl konumlandırıyor? Eğer çiftçi yanlısı bir kurumsa kabul edilebilir bir zararı ya da düşük karı kabul etmeli. Eğer kar eden bir kuruluş olma amacındaysa açıkça bunu ifade etmeli. Yarı devlet yarı özerk bir halde ise de bunu net bir şekilde ortaya koymalıdır.

Doların yükselmesinden dolayı fındık piyasasında bir hareketlenme oldu. Bu hareketlenme sayesinde fındık fiyatları 28-29 lira bandına geldi (Aslında 40 lirayı geçmiş olması lazımdı ama neyse. O konuya girmeyeceğim).

Elinde fındığı kalan çiftçi sayısı çok azdır, mutlaka. Ama tam da fındığın hareketlenmeye başladığı dönemde Tarım Kredi Kooperatifi 1000 ton civarında bir fındığı piyasaya sürüyor.

Geçen sene üretici fındığını tekele, tüccara teslim etmemek adına devlet kurumu gibi gördüğü Tarım Kredi’ye sattı. Bu sene aynı Tarım Kredi fındığı tüccar gibi piyasaya sürüyor.

Keşke fındıkçı geçen sene tüccara verseydi de Tarım Kredi’ye vermeseydi.

Tarım Kredi bu konuda kurumuna kar ettirmiştir. Tarım Kredi’yi idare edenler kurum menfaatini düşünmüştür ve görevlerini yerine getirmiştir.

Ancak neticede üreticinin fındığının karşısına ürün sürmüştür. Tüccarda emanete veya evlerdeki depolarda 1000 ton fındık kalmış mıdır? Muhtemelen kalmamıştır.

Milletin elinde olan fındıktan daha fazlasını piyasa tam yükselmeye başladığında satışa çıkarmak fındık fiyatını nasıl etkiler? Bunu bir düşünelim!

Derviş hırkası giyen biri bir kuşa yaklaşıp onun kanadını kırmış. Kuş ile derviş hırkalı kadının huzuruna çıkmış. Kadı, derviş hırkalının kolunu kırmaya hükmetmiş. Kuş itiraz etmiş, “Ben onun kolunun kırılmasını değil hırkasının alınmasını talep ediyorum. Zira ben ondan kaçacak hızda ve uyanıklıktaydım. Ancak üstünde derviş hırkası olduğu için kaçmadım. Hırkasını alın ki başka kuşların kanadını kıramasın” demiş.

Şimdi Tarım Kredi devlet kurumu ise çiftçinin yanında yer almalı. Eğer kar amacı güden kuruluş ise de üstündeki derviş hırkasını çıkarmalı.

 

Uyuşturucuyu önlemek çok zor mu

Çağımızın ve bundan sonrasının problemleri arasında uyuşturucu olacağını görüyoruz. Bazı şeyler eğitimle olur bazı şeyler zorla.

Bugüne kadar bu konuda eğitimler düzenlendi, paneller verildi. Hatta sokak eylemleri, afişler falan…

Neredeyse tüm nazik yollar denendi. Hani nuhs ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir denir ya. Bu güne kadar yeterince nush (nasihat) verilmiştir. Bundan sonra sözden anlayacak olana yapılacak bir şey yok!

Sorun ortada. Uyuşturucunun yanında yer almak ya da bu işe sessiz kalmak mümkün değil.

Bu kadar ahlaklı adam, bizim geleceğimizi tehdit eden bir unsura müdahale ederken endişe mi edeceğiz yoksa var gücümüzle mücadele mi edeceğiz?

Üstelik bu mücadele çok da zor değil.

Uyuşturucu ile mücadele sadece güvenlik güçlerinin mücadelesi ile olmaz. Bunun için toplumsal destek şart.

Bu mücadelede köy muhtarlarını devreye almak zorundayız.

Dürüst ve açık olalım: Bir köyde kimin esrar kullandığını, kimin nereye ektiğini köydeki herkes bilir.

Esrar köylerde ekiliyor ve şehri bu arkadaşlar besliyor. Esrar ekenleri köyde çocuklara söylese biliyor ama bu bilgi sanki bir sır gibi güvenlik güçlerinden saklanıyor. “Ben komşumu mu ihbar edeceğim” diyen kişi kendi çocuğunun geleceğini tehlikeye atıyor.

Köylerin şehir bağlantısı kesilmeli.

Avukatlar uyuşturucu işine bulaşanların davalarına katılmamalı. Eğer “Ekmek parası kardeşim” derlerse haklarıdır. Meslek gereği falan.

Ancak bu kişilerin savunulması geleceğimizin kaybedilmesine çanak tutacaksa oradan elde edilecek ekmek parasından hayır beklenir mi?

Siz bilirsiniz arkadaşlar. “Ben komşumu mu ihbar edeyim” derseniz suça iştirak etmiş olursunuz. “Meslek etiği gereği uyuşturucu satıcısını savunmak zorundayım” derseniz yarın daha farklı manzaraları savunmak zorunda kalırsınız.

Tercih sizin…

 

Açıkça konuşalım

İnsanların siyasi malzeme olması için bazı şeyleri kasten kısık sesle konuştuğunu biliyorsunuz. Eğer siyaseten bir haberin yayılmasını istiyorsanız “Bunu kimseye söyleme” diyin ve seyredin.

Şimdi Karsaş’ın müdürlüğünü yapan Salim Erol var. Bu arkadaş iyi marka bir otomobil almış. Aldığı bu aracın markası iyi modeli düşük. Ancak görüşünü fena değil. Aracın son modeli milyon liraları aşıyor da… Erol’un kullandığı modelin değeri 250-300 bin lira civarında. Erol’un bu aracı 230 bin liraya aldığı iddia ediliyor.

Arkadan konuşanların sayısı o kadar fazlalaştı ki birine “Kardeşim gel gidelim Salim Bey’in yanına. Soralım kendisine” diyesim geliyor.

 

O iş kaynamasın

Pandemi döneminde çalışanların sigortaları üçte bir oranında yatırıldı. Bu dönemde Karasu Belediyesi’nde çalışanların da sigortaları bu oranda yatırıldı. Bu durum ne sakınca içeriyor? Efendim şöyle: Sigortanın üçte bir oranda yatırılması emeklilik süresinin uzamasına neden oluyor. Çünkü emeklilikte sigortalı gün sayısı baz alınıyor. Pandemi sürecinde sigortaların üçte bir oranında yatırılması çalışanların da üçte bir oranında çalışmış sayılmasına neden oluyor. Oysa çalışanlar bu süre içinde tam mesai yaptıklarını ve haklarının korunması gerektiğini dile getiriyor.

Bakalım Karasu Belediyesi bu konuda nasıl bir tavır takınacak?

 

Bu konu  da mühim

Karasu Akademi adı altında futbol okuluna giden çocuklarımız bir bir büyük takımların ilgisini çekiyor. Katıldıkları iller arası turnuvalarda pek çok çocuğumuz profesyonel olma yolunda ilerliyor.

Bu durumun Karasu’ya ne faydası var?

Bu çocukların sporcu lisansları Kuzuluk Ersoy Spor Kulübü adına çıkıyor. Profesyonelliğe adım atan her çocuk için bir miktar para kulübe geliyor. Bu paralar doğru kullanılırsa (Ki Kuzuluk Ersoy şimdiye kadar hep kıt kanaat ve dürüstlük içinde idare edilmiş bir kulüp. Şimdiki Başkanı Ali Sarıoğlu da düzgün bir adam) Karasu’da futbolun gelişmesine de önemli katkı sağlar, geçmişte olduğu gibi Karasu’dan yine pek çok yıldız futbolcu çıkar.