Türk Milli Takımlarını bekleyen tehlike

Ülkemizde iyi giden ve olması gerektiği gibi giden ne varsa, üstelik hangi alanda olursa ne varsa, birileri çıkıp mutlaka oraya bir parmak atar.
Yani iyi giden şeylerden rahatsızlık duyan çekemeyen istemeyen kişiler kurumlar kuruluşlar var bu ülkede.
Bunların kulakları delik gözleri Keskin burunları da iyi koku alır.
Akbabaların leşe üşüşmeleri gibi bu iki ayaklı ve akılları, beyinleri tersine çalışan bu Türk düşmanları, güzel giden her şeye üşüşürler ve orasından burasından, kenarından köşesinden gagalamaya başlayarak yerler bitirirler.
Ülke olarak takım sporları içinde en başarılı olduğumuz branş voleyboldur. Dünya, Avrupa ve milletler ligi gibi şampiyonluklarımız var.
Bende iyi bir voleybol sever ve takipçisi olarak, yıllardır sosyal medyada, voleybol platformlarında ve spor kamuoyunda bir gerçeği dile getiriyorum, Voleybol Federasyonu yanlış işler yapıyor diye.
Ne yazık ki Türkiye Voleybol Federasyonu bu sezon da Türk voleybolunun geleceğini riske atacak kararlar almaya devam etmektedir.
Yabancı oyuncuları devşirerek elde ettiğimiz başarıları yok etmeye ve altyapımızı bitirmeye çalışıyorlar. Her kimin fikri ise, yabancı oyuncu sayısının yeniden artırmaya çalışıyorlar. Belki kısa vadede bazı kulüplerin vitrinini süsleyebilirler, ancak uzun vadede Türk voleyboluna ağır zarar vereceklerdir bu alınan kararlarla
Kulüpler dünyanın parasını harcayarak yabancı transfer yarışına girmiş durumda…
Peki sonuç ne derseniz, takım yöneticilerinin ego savaşı, Türk gençlerinin forma şansı bulamaması, potansiyel milli oyuncuların gelişiminin engellenmesi, altyapı yatırımlarının değersiz hale gelmesi, Türk voleybolunun kendi insan kaynağını tüketmesi.
Bugün alkışlanan bu sistem, yarın milli takımlarımızı çıkmaza sürükleyecektir.
Çünkü kendi oyuncusunu yetiştiremeyen bir ülke, sonunda devşirme sporcu aramak zorunda kalır!
Bu tehlike artık kapıdadır. Şimdiden milli takımlarda kimlerin oynatılacağı tartışmaları başlamıştır. Türk voleybolu, kendi evlatlarına güvenmek yerine yabancı ve devşirme çözümler arayan bir yapıya sürüklenmektedir.
Gelelim çözüme… Çözüm çok açık: Her kulübe, kendi altyapısından yetişen belirli sayıda Türk oyuncuyu oynatma zorunluluğu getirilmelidir. Sadece kadroda bulundurmak değil, sahada süre verme şartı da uygulanmalıdır. Aksi halde: Bugün transfer şovlarıyla günü kurtaranlar, yarın milli takım seviyesinde büyük bir çöküşün sorumlusu olacaktır.
TVF’açık bir çağrıda bulunuyorum:
Türk voleybolunun geleceğini birkaç sezonluk gösteriş uğruna feda etmeyin!Türk antrenörlerine güvenin. Türk gençlerine güvenin. Altyapıyı koruyun.
Milli geleceği yok etmeyin.
Unutulmamalıdır ki; Yabancı yıldızlarla lig kurulabilir…Ama güçlü milli takım ancak kendi çocuklarımızla kurulur.
Gelelim çok daha önemli bir konuya.
Sayın Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Voleybol Milletler Ligi’nin başlamasına sayılı günler kala milyonlarca voleybolsever yine büyük bir hayal kırıklığı yaşamaktadırlar.
Türkiye’nin takım sporları içinde uluslararası alanda en büyük başarıları elde etmiş, ülkemize sayısız gurur yaşatmış olan Milli Takımlarımızın maçlarının şifreli yayın platformlarında gösterilecek olması kabul edilemez bir durumdur.
Türk voleybolu son yıllarda tarihinin en büyük başarılarını yaşarken, tribünleri dolduran, ekran başında rekor izlenme rakamlarına ulaşan ve yıllardır bu branşa gönülden destek veren milyonlarca insan neden ikinci plana atılmaktadır?
Soruyorum;
Türk voleybolu ekonomik olarak zorluk içinde midir? Federasyon sponsorluk bulmakta güçlük mü çekmektedir? Yoksa 30’dan fazla sponsorun destek verdiği bir organizasyonda, milli maçların halkın erişimine açık kanallarda yayınlanması artık önemsenmemekte midir?
Bence, Milli takımlar, sadece belirli bir platforma abone olabilen insanların değil,86 milyon vatandaşın takımıdır. Ay-yıldızlı formayı giyen sporcularımızın mücadelesi, ekonomik durumu ne olursa olsun her vatandaş tarafından izlenebilmelidir.
Bugün voleybolun ulaştığı nokta; sadece federasyon yöneticilerinin değil, yıllardır salonları dolduran taraftarların, çocuklarını voleybol okullarına gönderen ailelerin, gece gündüz emek veren sporcuların ve antrenörlerin ortak eseridir. Bu nedenle milli takım maçlarının erişimini daraltan kararlar alınırken kamuoyunun beklentileri de dikkate alınmalıdır.
Türk voleybolundan büyük maddi ve manevi kazanımlar elde etmiş Yönetim Kurulu Yöneticilerin önceliği, voleybolu daha geniş kitlelere ulaştırmak olmalıdır; izleyiciyi ücretli platformlara yönlendirmek değildir.
Bizler voleybolseverler olarak ayrıcalık değil, hakkımız olanı talep ediyoruz: Türk Milli Takımlarının maçları mümkün olan en geniş kitlelere ulaştırılmalı, kamu yayıncılığı ilkesi doğrultusunda açık kanallardan yayınlanması için gerekli girişimler yapılmalıdır.
Bu çağrımı herhangi bir kişi veya kuruma karşı değil; Türk voleybolunun geleceği, yaygınlaşması ve milyonlarca taraftarın sesi olabilmek adına
yapmaktayım…
Voleybol milletindir. Milli takımlar milletindir.
Milli maçlar da milletin olmalıdır.
Umarım ve dilerim ki Haziran’da başlayacak A Milli Futbol Takımımızın maçlarının yayınlanması da Tabi platformunda yayımlamak gibi bir hataya düşülmez.
Sanki bir takım karanlık eller Milli takımlarımız ile Türk milletinin bağını koparmak için, milli duygularımızı törpülemeye çalışmaktadırlar.
Size bir şey diyeyim mi havalarını alırlar.
Sağlık ve esenlikle…






