Köşe Yazıları

Yazık günah değil mi?

Malumunuz Kocaali’mizin en önemli sorunlarında biri yol sorunu. Son yıllarda yapılan çalışmalarla ana caddelerdeki sıkıntı büyük ölçüde çözülmüş olsa da halen ara sokaklarda tamamlanmamış yerler var. Biz bununla yıllardır mücadele ediyoruz. Hatta önceki başkan Ahmet Acar son meclis toplantılarından birinde Kocaali Belediyesi’nin bütçesinin yarıdan fazlasının yol çalışmalarına gittiğini söylemişti. Hatta Kocaali’deki yol işlerinin sekiz on yıl daha bütçeden en fazla payı alacağını da üzerine basa basa söylemişti. Bu arada bu hesabı yaparken birçok mahallede vatandaş belediye iş birliği ile yapılan projeleri de hesaba katmakta fayda var. Biliyorsunuz o iş birliği projelerinde işin maddi kısmının büyük bölümünü vatandaş karşılıyor, belediye de ekipman, personel ve işçilik desteği veriyor. Yani hal böyle olduğu durumda bile yol işleri hala en büyük yükümüz.
Yine Turan Başkan’ın döneminde de aynı işin devam ettiğini gördük. Mesela Yalı Mahallesi ve sahil kesiminde on kilometre hatta belki de daha fazla bir mesafede yol işi yapıldı. Altyapısı, zemin tesviyesi, betonu, sıcak asfaltı, soğuk asfaltı derken milyonlarca lira buna harcandı. Yıl olmuş 2026, millet uzaya çıkıyor biz hala cebimizdeki parayı yol yapalım diye harcıyoruz.
Benim ne yapılan işe ne de yapılan harcamaya tek bir itirazım yok. Benim burada canımı sıkan yaptığımız işlerin heba olması.
Geçtiğimiz hafta sonu hazır her taraf bembeyazken biraz nefes almak istedim. Yaklaşık bir saat kadar boş vaktim vardı. Bindim arabama merkezden başlayıp sahil kesimine, oradan Alandere, Kadıköprü altına oradan da Alandere içinden Yayla’ya, en son Hızar Mahalle’den dönüp tekrar merkeze geldim. Her taraf bembeyazdı. Yollar bütünüyle açıktı. O kadar kuraklık susuzluktan sonra manzara içimi ferahlatmaya yetti. Ama yolların halini görünce moralim bozuldu.
Daha birkaç ay önce milyonlarca lira masrafla asfaltlanan ara sokakları gördüm. Sağlı sollu inşaatlar var. Mis gibi, bakınca insanın içini ferahlatan yollar kasislerle çukurlarla dolmuş. 100 metrelik yolun onuncu metresinde inşaat var. Yol yarılmış karşıdan karşıya su hattı çekilmiş. Yirminci metrede başka bir şey yapılmış yol yarılmış hat çekilmiş. Az ötede doğalgaz, az ötede Telekom hattı vesaire…
Şu anda inşaat yoğunluğu olan her bölgede buna benzer manzaralar var. Yapılan her iş yolu en az bir kere yarmayı gerektiriyor. Sonra her seferinde 2 aylık yolu yama yapıyoruz. Bir sokakta üç dört tane inşaat olunca, sokakta en az birkaç tane çukur oluyor. Yepyeni yol yamalarla doluyor. Yolu yapmak ayrı masraf, yama yapmak ayrı masraf.
Bu arada belediye kanununda bu gibi durumlar için kamuyu koruyan maddeler de var. Mesela yola zarar veren müteahhitlerden tamir için belirli bir ücret alınıyor. Ama bu devede kulak bile değil.
Temsilen konuşalım. 100 metrelik bir sokağı sıcak asfalt yapmanın maliyeti farz edelim bir milyon lira. Diyelim ki sokakta dört inşaat var ve bundan dolayı dört kez yol boylu boyunca yarılmış. Bakım maliyeti olarak yirmişer bin lira alınmış. Bir milyona yaptığın yolu dört kere parçalatıp seksen bin lira alıyorsun. Seksen bin lira ile yolu yama yaparak sözde tamir ediyorsun. Cebinde sıfır lira kalıyor üstüne bir de yolun cazibesi kalmıyor adım başı kasis çukur doluyor. Mesele sadece bu da değil. Kar yağdığı zaman kepçeler greyderler sokağa giriyor. Sürücünün bu yamaları görmesi imkansız. Kepçeyi indiriyor yere, kasis yama beton ne varsa parçalaya parçalaya gidiyor. Üçüncü kez masraf açıyor. Bu sefer de iki aylık yola yaptığımız yamaları tekrar yama yapmak için kardan sonra çalışma yapıyoruz. Al başına bir daha masraf. Yemin ederim yazık.
Ben geçen sene ‘Yapılaşması bitmeyen sokaklara sıcak asfalt yamayın’ diye bir yazı yazdım. Aman Allah’ım bana kıyamet koptu. Konuştuklarımın yarısından yemediğim laf kalmadı. Neymiş efendim? ‘Vatandaş hizmet istiyormuş da ben istemiyor muşum’. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Bir vatandaş ve bir gazeteci olarak böyle bir şey isteyebilir miyim?
Geçen yıl yazmıştım şimdi yine yazıyorum. Yapılaşması bitmeyen veya en az yüzde seksenin üzerine çıkmayan sokaklara sıcak asfalt atmayın, kaldırım vesaire yapmayın. Zeminini düzeltip basın soğuk asfaltı geçin. Daha ucuz hatta en ucuz hangi malzeme varsa onu serin gidin. Milletin ayağı çamura değmesin yeter. Ne zamanki sokağın inşaat yükü biter o zaman gidin yapabileceğiniz en güzel yolu yapın.
Böyle yapmaya devam ettikçe cebimizdeki milyonlarca lirayı daha güzel işlere kullanacağımıza asfalta yamaya harcamaya devam ederiz. Sağlıkla kalın…