Türk futbolunun şanssızlığı

 

Elli yılın birikimi tecrübesi ve deneyimlerimi siz okuyucularla özet olarak birkaç başlıkta paylaşmak istiyorum.

Yıllardır Sakarya Kuzey Gazetesi’nde köşemde ve İstanbul’da yine iki yerel gazetede birikimlerimi okuyucularla paylaşıyorum, yazıyorum, çiziyorum. Futbolun mutfağında olan biri olarak. Hep merak ederdim acaba ilgi duyup okuyan var mı diye ya da ne kadar okuyan var diye. Zaman zaman tebrik ya da eleştiri telefonları alıyordum ama öyle abartılacak boyutlarda değildi. Sakarya Kuzey Gazetesi www.sakaryakuzey.com adresinde internet yayınına da başlayınca altta bir bölüme okuyucu sayısı diye bir pencere açmışlar, dikkatimi çekti ve baktım. “Kış uykusundan uyanmak” başlıklı köşe yazım iki bin küsur okunmuş iki haftada. Az mı çok mu bilemedim ama çok şaşırdım daha doğrusu okumayı sevmeyen bir toplum olduğumuzdan bana hiç inandırıcı gelmedi ne yalan söyleyeyim ama çok da mutlu oldum yine de. Bu sevindirici haberdi hem gazetem için hem de şahsım adına. İyi bir okuyucu kitlesi sayılır gazetem ve şahsım için. Okuyuculara ya da merak edip internetin tuşunu tıklayan her kim varsa teşekkür ediyor şükranlarımı sunuyorum. Okunmak güzel daha doğrusu okuyucularla bilgi birikim ve tecrübelerimize yorumumu katarak paylaşmak güzel ve aynı zamanda da onur verici benim için. Yıllardır merak ettiğim bir nokta kafamda az da olsa şekillendi en azından. Bu arada köşe yazılarımı samimiyetlerine güvendiğim Facebok’taki sayfa arkadaşlarımı en fazla 49 kişi olarak etiketliyorum hoşgörülerine sığınarak beni bağışlasınlar. Bir kere daha şükranlarımı sunuyorum ilgi gösterip okuyan herkese.

Küçük bir hatırlatma; daha sonraki haftalar da okuyucu sayısı binlere düştü ama yine de onur verici rakamlar.

Dönelim futbol sohbetimize.

Türkiye’de spor ve futbol adına güzel şeyler olsa da hatalar ve yanlışlar o iyi şeyleri gölgede bırakıyor maalesef. İşte bu konulara değinmek istiyorum ve bu tespitlerimi siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

Bu hatalar sadece birkaç kulübü kişiyi ya da kurumu bağlamıyor elbette baştan sona herkes için şahsım da dahil olmak üzere hepimizi içeriyor tabi ki.

İşin tuhafı ise bu sıralayacağım hatalar ve yanlışlar zincirinde herkes hemfikir, herkes farkında ama yine de devam ediyor her ne hikmetse alışkanlık olsa gerek.

Neresinden bakarsanız bakın toplumumuzda futbolda ilk hata anında hakemlere mal ediliyor ilk oklar onlara saplanıyor. Ben de çok uzun yıllar klasman hakemliği yaptığım için haliyle üzerime alınıyorum ister istemez ve tabi hemen savunmaya geçiyorum hakemleri doğal olarak ama bir kısım yanlışları da dillendirerek. Hataları yok mu? Elbette çok ama sırf bu yüzden onları linç etmek çok yanlış. Bu hataları merkez hakem kurulundaki görev yapan arkadaşlarımızla konuşuyoruz tabi yapıcı eleştiri getirerek.

Bakın hatalar ve yanlışlar zincirinde başka kimler var şahıslar ve kurumlar olarak. Futbolcular hiç de azımsanacak boyutta değiller peşinen belirteyim. Bir müsabakanın kaybedilmesinde inanılmaz hatalar sergiliyorlar. Nerede ise her maçta pas, pozisyon, kademe, adam ve alan savunması, hücumda yanlış pozisyon alma, yardımlaşmama gibi hatalar. Tabi ki bu futbolun doğasında var. Önemli olan, bu hataları ve yanlışları en aza indirmek elbette. Gelelim biz teknik adamlara. Rakipleri iyi analiz edememe ya da eksik etme, taktiksel, kadro tercihleri, antrenman da aşırı yükleme, aşırı motivasyon, yanlış oyuncu değişikliği, oyunu ve rakibi iyi okuyamama gibi hayati derecedeki hatalar ve yanlışlar.

Merkez hakem kurulu; hakem atama hatalarından tutun da var hakemliğine kadar hala bir standart kuramadılar. Kulüp yöneticileri, yanlış transfer ve yönetim uygulamaları, plansız programsız ekonomik harcamalarla kulüplerin borçlandırılması, her yenilgiden sonra teknik direktör değiştirilmesi gibi. Ve işin en vahim boyutlarına ulaşmış durum da olan hatalar zincirinin basın ve medya ayağı. Medyadaki spor programları, başta tam siyasetin göbeğine bağlanmış olan TRT olmak üzere futbolun eğitim süreçlerinden geçmemiş futbol yorumcuları gazeteci veya futbolcu eskilerini reyting için programlara çıkararak hakem, futbolcu ve kulüp üzerlerinde baskı kurmalarına neden oluyorlar. Ve tabi ki en önemli halka olan TFF. Federasyonu rant kapısı olarak görüp nerede hısım, akraba, iktidara yandaş ve şakşakçı kimler varsa işe alıp hizmetten başka her şeyi üreten bir sürü işe yaramaz insan! İşin mutfağında yetiştiğim ve çalıştığım için çok yakından biliyorum. TFF’ye bağlı kurul komisyon ve takımlarda futbol alakasız binlerce kişi çalıştırılıyor dünya kadar maaşlarla. Bu kişilerin hepsi iktidardan referanslı kişiler tabi. Biz de kulüp başkanlıkları TFF’nin başkanlık ve yönetim kurulu üyelerinin seçimleri genellikle futbol bile oynamamış, spor yönetimi becerileri kazandırılmamış, futbolu reklam için kullanan kişilerden seçiliyor olması, diğer hatalar zincirinin başka bir halkası elbette. Ve son olarak küçük bir parantez de ülkemizdeki taraftarlık adı altında holiganizmin içine gömülmüş futbol seyircilerinin aşırı ve duygusal fanatikliklerinden ötürü, burada özellikle amigoları hatırlatmakta fayda var, kulüplerine ve ülke futboluna ekledikleri hatalar zincirinin diğer bir halkası. İşte sistem diye yutturdukları sistemsizlik içinde keşmekeş bir şekilde adaletsizce süre gelen ve giden bir başıboşluk Türk futbolunun bir arpa boyu yol almamasındaki en büyük etkenlerdir. Böyle bir kaos ortamında ülke futbolunun kalkınması mümkün olabilir mi? Varın siz karar verin…

Selam ve dua ile…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.