Susadığınızda kuyu kazmak için geç oluyor

 

Fındık üreticisi mahsul tarladan çıktıktan sonra geriye döner. Kesilecek dallar, kazılacak ocaklar var mı diye bakar. Senenin planlamasını yapar.

İneği olan adam ineğin yiyeceğinin en bol olduğu dönemde yiyecek biriktirir. İnek ahırda yaşamaya başladığında ot toplamaz.

Balıkçılar ağlarını sezon başlamadan örer. Eksiklerini deniz olmadığı dönemde giderir. “Millet çok balık tutuyor” dendiğinde ağ örmek için geç kalınmış olur.

Yani Kızılderililerin dediği gibi, “Susadığınızda kuyu açmak için geç kalmışsınız demektir!”

Her sene olduğu gibi bu yıl da sancılı bir dönem geçirdi Karasu. Yollar doldu taştı, elektrikten başlayın da asayişe kadar, sağlıktan esnaf denetimini varıncaya dek pek çok konuda fedakarlık yapılması gerekti.

Allah’a şükür bir şekilde sezonun sonuna geldik. Sonuna sağ salim geldiğimize şükrettiğimiz kaçıncı sezonu yaşadığımızı bilmiyorum. Ama geldik. Şükür!

Şimdi dinlenme vakti. Yatın efendim. Yaslanın arkanıza. “Oh be” diyin. Tadını çıkarın. Seneye aynı sorunlar yeniden yaşanacak. Bundan önceki yıllarda sıkıntı çeken halk da git gide bağışıklık kazanıyor zaten.

Yönetici pozisyonundakiler olarak üslerinize “Asayiş berkemal” mesajı verebildiğiniz sürece can sıkacak bir durum yok.

Gelecek seneyi planlamak yeni bir iş çıkarmaktır. Hem dinlenme dönemini riske eder hem de alışılagelmiş düzeni bozar.

Hayat bir gündür o da bugündür.

Ya da şarkıda dendiği gibi “Sen bugünün hakkını ver yarını yarın düşünürsün!”

Ya da…

Kendinizi mesul hissedin. Karasu’nun yaşadığı sorunları ya da sorunlar içinde nasıl yaşadığını birilerine aktarın.

Şimdi sormak lazım! Karasu İlçe Emniyet Müdürlüğü yaz aylarında kaç olaya kaç personelle müdahale etti? Polis de insan değil mi? Sen bir polisin kaç saat çalıştığını biliyor musun?

Karasu Devlet Hastanesi kaç hastaya kaç kalıcı personelle tedavi uyguladı? Doktorun insan olduğunun farkında mısın?

Belediye çalışanlarının haftalık mesai yapma sınırlarını aştığını, canlarını dişlerine taktıklarını biliyor musun?

Şu an nefes aldığını söyleyen personelin aslında halen 65 bine göre planlanmış ilçede 150 binden fazla kişiye hizmet verdiğini kaç kişi biliyor?

Allah aşkına bir kere olsun Karasu’nun gelecek yıl neler yaşayacağını koordineli bir şekilde değerlendirin. Tüm birim amirleri bir araya gelip gelecek yıl yaşanması muhtemel sorunları ve alınacak önlemleri konuşsun. Bunun için de senarist olmaya gerek yok. Geçen yıl yaşananlarda bakın, gelecek yıl olacakları görmüş olursunuz.

Bunu bugün yapın ama!

Yarın çorba taştığında kepçenin pahasını soramayacak hale geldiğinizde değil!

 

Açık sözlü olmak lazım

Bir işi sonuçta sizin yaptığınız ortaya çıkacaksa açık sözlü olmaktan başka çareniz yoktur. Seçim zamanı mesela! Listeyi kim yaparsa yapsın isimleri onaylayacak olan ve listeyi İlçe Seçim Kurulu’na verecek olan ilçe başkanıdır.

Mesuliyet tamamen ilçe başkanındayken, listede yer almayacak isimlere mavi boncuk dağıtmanın ne manası var!

Adam listede değilse, “Sen listede değilsin” cümlesini ona önünde sonunda söyleyecek olan ilçe başkanıdır. Eğer yüzüne söylemezse imzaladığı liste ile arkasından söylemiş olacaktır.

Şimdi Karasu Belediyesi’nde bir kişi işten çıkarılmış (buna “iş akdini feshetmek” diyorlar. Öyle olunca daha resmi bir hava esiyor). Adamı işten attıysanız bunun yolu bellidir. Çağırırsınız, savunması alınması gerekiyorsa alırsınız. Almanız gerekmiyorsa da kararı tebliğ edersiniz.

Burada öyle olmamış. Adamı işten atmışlar ama adamın haberi yok.

Bir gün, bir hafta hatta neredeyse bir ay bu şekilde devam etmiş. Adamın diğer maaşının gelmesine beş gün kala biri artık dayanamamış ve “abi seni işten çıkardılar” demiş. Neticede adam da bu şekilde öğrenmiş.

Adam o 25 gün içinde kaza geçirse sorumlusu kim, belli değil!

Adam o 25 gün içinde belediye adına bir adım atsa hesabını kim verecek, Allah bilir!

Aldığınız kararı adama söyleyecek cesaretiniz mi yoktu yoksa adamı ciddiye mi almadınız?

İşten çıkardığınız adamın yüzüne söyleyecek cesaretiniz yoksa adamı neden işten attınız? Yok eğer adamı ciddiye almadıysanız neden 25 gün boyunca çalıştırdınız?

Hayır yola çıkarken ilk olarak “Biz kuruma bir disiplin getireceğiz” diyordunuz da…

Disiplinden önce açık sözlülük getirin!

 

Fındıkları keselim mi

İnsanlar yaptıkları şeylerden gurur duyma hakkına da sahiptir, utanma hakkına da…

Biz ülke olarak fındık üretimi konusunda dünya piyasasının yarısından fazlasına hakimiz.

Peki biz bu durumla gurur mu duyuyoruz yoksa bundan utanıyor muyuz?

Önce buna karar vermemiz lazım! Eğer bu üretimle gurur duyuyorsak bunun gereğini yapmalı ve piyasayı biz belirlemeliyiz. Ekmeğin fiyatını fırıncı belirliyor. Bilgisayarın fiyatını teknoloji marketi, bisküvinin fiyatını satıcısı belirler.

Peki fındığın fiyatını kim belirliyor? Alıcısı!

Bu matematiğe göre biz aslında ürettiğimiz üründen utanıyoruz.

O zaman bu utancımızı uzun süre yaşamak zorunda mıyız? Keselim fındıkları gitsin kardeşim!

 

Virüs sadece basınla velilerde mi

Okul sezonu açıldığında basın pek çok okul haberi yapar. Hemen her ailenin okulla bağı olduğu için bu haberler ilgi de görür.

Kimi çocuğunu görür mutlu olur kimi torununun okulunu görür sevinir. Öğretmen öğrencilerini gazetede görür motivasyonu artar falan.

Bizim gazeteleri takip edenler de bilir. Okullarla ilgili yaptığımız haberler ekseri başarıyı öven haberlerdir.

Bu sene okullara basın ve velilerin alınması yasaklanmış. Pandemi dolayısıyla okulların hijyen durumuna dikkat edilmesi kararlaştırılmış.

Mantıklı bir açıklama…

Ancak insan merak ediyor! Bu virüs basında var da kantine ürün getiren toptancılarda yok mu? Neredeyse tüm okullarda kantin işletmeleri var. Bu kantinlere her gün, poğaça getiren, içecek getiren, çeşitli markaların bisküvilerini getiren firmalar uğramak durumunda.

Bisküvi getiren adamın her gün girdiği okula öğrencileri motive eden basın mensuplarının haftada bir girmesi yasak.

Bisküvinin haberden değerli olduğu bir ortamda çocuklara okumanın önemi anlatılıyor demek ki! İlginç!