SUBÜ Kampüsü neden zor

 

2007 yılıydı henüz. Ak Parti’nin en güçlü olduğu dönemlerden biri. Ayhan Sefer Üstün’ün Ayhan Sefer Üstün olduğu dönemler.

Karasu’ya termik santral kurulması gündeme gelmişti. Ak Partili tüm milletvekilleri aynı görüşteydi: “Karasu’ya termik santral kurulmalı…”

Dönemin Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün, “Termik santral mutlaka kurulmalıdır ve mutlaka Karasu’ya kurulmalıdır” diye açıklamalar yapıyordu.

Ülkenin en güçlü kurumlarından biri ikisi Karasu’ya termik santral kurmak için projelerini tamamlamış, ilçede yer tespiti bile yapılmıştı. Sadece bir çevresel etki değerlendirme (ÇED) toplantısı yapılacaktı ve iş bitecekti.

Tüm ülke Karasu’ya karşı gibiydi. Üstelik Karasu’da da Ak Parti belediyesi vardı. Dönemin Belediye Başkanı Ahmet Genç, bir yandan termik santralin kurulmasına gönülsüzdü ama bir yandan da Ak Parti üyesiydi.

O dönem bir medya grubunda haber müdürüydüm. Gazeteci arkadaşlarla akşam oturup gündemi değerlendirdiğimiz günlerdi. Bana, “Ne olacak sizin oradaki işler” dediklerinde ben “Karasu’ya termik falan kurulmaz” diyip çayımdan bir yudum aldım. Gazetecilerin bana bakıp attıkları kahkaha halen kulaklarımdadır.

Neticede üstünden 13 yıl geçti. Karasu’da termik santral falan yok.

Şimdi Karasu’ya çok daha etkin bir değer getirmek için gayret ediyoruz.

Başarabilir miyiz? Başaramayız!

Tüm ülkeyi karşısına alıp termik santrali engelleyen Karasu, 13 yıl sonra Karasu’ya üniversite kampüsü getiremez.

O dönemle bu dönem arasında ciddi farklılıklar var. Birincisi o dönemde bu konuya yön veren idareciler var. Bizim idareciler ise kafadan kabullenilmiş çaresizlik içinde.

O dönem medya imkanları bu kadar yeterli olmadığı halde afiş bastırıp dağıtılıyor. Şimdi adamlar demeç vermeye çekiniyor.

En önemlisi o dönem bağımsız bir sivil oluşum var. Bir yanda başını Enver Albayrak’ın çektiği Sivil İnisiyatif diğer yanda Recep Özdemir öncülüğündeki KASİAD…

O dönemin “burnundan kıl aldırmayan” olarak tanımlanan Belediye Başkanı Ahmet Genç bu oluşumların çalışmalarını titizlikle izliyor.

O zaman da Karasu’nun milletvekili yok. O zaman da Karasu yalnız. Ama bir arada.

Bugün Karasu kabullenilmiş çaresizlik içinde. Hayat bahane bulanların değil “rağmen” diyenlerindir.

Karasu termik santral konusunda “rağmen” kelimesine yakındı. Şimdi ise bahane bulma mekanizmasını işletiyor.

Onun için SUBÜ Kampüsü konusunda işimiz daha zor.

 

Yılın bebeği

Gazetelerin rutin haberleri vardır. Belli dönemlerde gazeteciler çıkar, “Falanca yerde tabelalar kurşunlandı” falan diye haber yapar.

Bir yerde bir kaza meydana geldiğinde o bölgede daha önce meydana gelen kazalara gönderme yapılır, “Ölüm yolu” “ölüm kavşağı” falan yazılır.

Yılbaşı haberleri vardır. Yeni yıla çalışarak girenler haber yapılır.

“Yılbaşı ikramiyesi size çıksa ne yaparsınız” diye sorulur. Hepsi de hayırsever çıkar insanların.

Bir de yeni yıl gecesi dünyaya gelen ilk bebek haber yapılır. “Yılın ilk bebeği” başlığı atılır. Bebeğin cinsiyeti, anne babasının sevinci, adı falan haber detayında yer alır.

Daha doğrusu alırdı.

Karasu’da yıllardan bu yana bu haberi yapmak nasip olmuyor. Yıllardan bu yana doğum yok çünkü.

Karasu’da yıllardan bu yana “yeni yılın ilk bebeği” haberi yapılmıyor. Yıllardır bu konuda bir eksiklik hisseden olmadı.

Zaten rutin haberleri pek sevmeyiz biz…

 

Balın yoksa bal diline ne oldu

Biz çok büyük olmayan bir yerde yaşıyoruz. Oyun bitince şahla piyon aynı kutuya konuyor. Makam mevkiler gelip geçiyor. Birbirimize nasıl davrandığımız kalıyor, elimizde.

Karasu’da yol çalışmaları ilgi çekiyor. Takdir topluyor. Kimi “Büyükşehir yapıyor” falan dese de vatandaşın umurunda değil. Vatandaş, “Ölü himmet görsün de, Fatiha’yı kim okursa okusun” modunda.

Ancak…

Karasu Belediyesi insan ilişkileri konusunda kendini yoklamak durumunda.

Belediye ile temas etmek durumunda kalan pek çok kişi hoşnutsuz ifadeler kullanıyor.

Hiç şüphesiz ki yapılacak iş vardır, yapılmayacak iş vardır. Vatandaşın taleplerinde sınır olmaz. Genel olarak olmayacak işler de talep edilir. Bu işlerin yapmamak da mümkündür, yapılamayacağını izah etmek de…

Ancak halka hizmet etmeye talip olanlar, seçimde “gönül belediyeciliği” sloganını kullananlar yani hizmetkarlığa talip olduğunu ifade edenler hizmeti önemsedikleri kadar gönül almayı da öncelemelidir.

Güler yüz ve hizmet insanın iki ayağı gibidir. Birini yok sayarsanız aksak olursunuz.

Babaannem, “Balın yoksa bal diline ne oldu” derdi. Dilerseniz bir kulak verin.

 

Asıl karlı olan

Bir arkadaşım piyango bileti alıyor. Nedenini sorduğumda, “Ben de bana çıkmayacağını biliyorum. Ama bileti alıp birkaç gün hayal kurmayı seviyorum” dedi.

Ben de “Bu işi daha da karlı hale getirmek ister misin” dedim. “Nasıl” dedi. “Bilete para vermek yerine hayali bir adım ileri götür. Bilet aldıktan sonra sana çıkacağını düşünüyordun ya. Bilet almadan, bilet alacağını ve sana büyük ikramiye çıkacağını düşün. Bu şekilde işi tamamen bedavaya getirebilirsin…”

Şaka bir yana ben bilet almam. Alanı yadırgamam da.

“Büyük ikramiye bana çıksa cami yaptırırım” samimiyetsizliğinde olanlar hariç elbette.

 

Karasu neden daha pahalı

Kuzey Marmara Otoyolu’nun açılması Karasu’nun popülaritesini biraz daha artıracak. Belki de önümüzdeki süreçte İstanbul’dan Adapazarı’na gelen araçlar önce Karasu’ya gelecek, sonra Adapazarı’na gidecek.

Bu durumda Karasu’nun gelişmesi daha hızlanmış olacak.

Yolun devam etmesi ile ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılmış olacak.

Ancak aklımızın ermediği bazı noktalar var.

Yolun fiyat tarifesinde Karasu-İstanbul 57 lira, Adapazarı-İstanbul 49 lira olarak görünüyor. Buna “tamam” diyelim.

İzmit-Adapazarı 17.45, İzmit-Akyazı 21.55 lira. İzmit-Karasu ise 26.45 lira.

Karasu İstanbul’a Adapazarı’ndan daha uzak olabilir. Peki Akyazı’dan da mı uzaktayız?

Karasu, Akyazı’ya nazaran neden yüzde elli daha pahalı?

Mantıklı bir açıklaması vardır mutlaka da… Mantıklı bir açıklama yapacak olan ya da bunu soracak olan var mı?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.