Köşe Yazıları

Siz de düşünün

 

Her ne kadar biraz çilesini çeksek de şu geçtiğimiz günlerde aldığımız kar yağışı herkesi olabildiğince mutlu etmeye yetti diye düşünüyorum. Yüksek kesimlerde zaman zaman güzel yağışlar olmuştu ama böyle bütünüyle ve dolu dolu yağış almayı özlemiştik. En son bundan on sene kadar önce böyle iyi yağış almıştık, 2012’de. Hatta o dönemde köylerdeki birçok kurtarma vakasına da gitmek durumunda kalmıştık. Üstünden geçen onca senede sonra tekrar böyle iyi yağış almak herkesi mutlu etti. Zira on senedir yağış almıyoruz ama son on senede özellikle de son üç yılda yağıştan dolayı faleket derecesinde olaylar yaşadık. Bunlar tamamıyla kış mevsiminin yağışsız ve sıcak geçmesindendi. Susuz toprağın emme niteliğini kaybetmesi ve yüklü miktarda yağmurun, yağması gerekenden çok daha kısa sürede düşmesi birçok sel felaketi yaşamamıza neden oldu. Melen seli ve Alandere selleri yakın zamanda yaşadığımız en net örnekler. İnşallah bu yağış hem toprağın tekrardan kendini toparlamasına hem de bereketlenmesine yardımcı ve vesile olur.

Tabi rahmeti bolca aldık ama güzelliğinin yanı sıra çilesi de oldu. İlçe merkezi başta olmak üzere birçok yerden küçük çaplı kaza haberleri aldık. Bunların hiç birinden ölüm ya da büyük bir müdahale gerektirecek yaralanma duyumu gelmedi. Ve gelelim konunun asıl önemli tarafına. İnsanlar evlerinde, sıcak odalarında cam kenarında oturup, bir taraftan karın yağışını bir taraftan da çayını yudumlayıp televizyonunu izlerken gece gündüz demeden o şartlar altında sokakta çalışanlara. Bunların en başında da malum olduğu üzere kar ekibi geliyor. Ulaşımın kesilmemesi, insanların mecburi hale kalması durumunda istedikleri yere özellikle de hastalık durumunda hastanelere yetişebilmesi için deyimi yerinde ise canla başla çalışıyorlar. Az önce yukarıda yazdım. 2012 yılında gerçekten çok kar yağmıştı. Yükseklerde 1 buçuk metreyi aşan kar vardı.

Bir gün öğleden sonra Küplük Köyü’nde Aysel İ. isminde bir hanım kardeşimizin rahatsızlandığı haberi geldi. Şiddetli karın ağrısı rahatsızlığı varmış acil müdahale gerektiriyor ama köye gitmenin imkanı yok çünkü yoldaki kar bir metreden fazla. Velhasıl olay ciddi olunca o zaman açık olan Ortaköy Belediyesi’nden ve Kocaali Belediyesinden kepçeler falan yol açmaya başladı. En uygun güzergah belirlendi. Akşam saatlerinde çalışma başladı. Açmabaşı’na kadar zor gittik. Öteye imkan yok. Hatta kepçeler aşırı yükten dolayı arızalandı. Gidemediler. Bu sefer olay UMKE’ye iletildi. Bizde baktık gidemiyoruz gece geç saatte Açmabaşı’nda bi kahveye gidip oturduk. Sıcak sobanın başına kardan sırılsıklam olmuş üstümüzü kuruttuk. Birkaç saat geçti UMKE’nin yolladığı paletli ambulans ve ilçe jandarmanın görevlendirdiği bir arazi aracı köye geldi. Sabaha karşı olmuştu. Yola gittik. Gittik ama 10 metre yol gidemedik. Orda yolu açmaya çalışan ne kadar kepçe kamyon traktör paletli ambulansa da dahil olmak üzere ne araç varsa hepsi tıkandı kaldı. Köye de nerden baksanız yedi sekiz kilometre daha var.

Baktık olacak gibi değil. Daha büyük araç lazım. Bu sefer işin içine daha büyük yerlerin girmesi gerekti. Konuyu zaten olay başladığından bu yana sık sık telefonlaştığımız bir vekil büyüğümüze ilettik. Bir düşüneyim hemen halledelim dedi. Beş dakika geçmeden Orman Bölge Müdürlüğü’nden haber geldi. Yolu açmak için paletli kepçe göndermişler. Birkaç saat de onun bekledik. Sabah 8 gibi geldi. Nerden baksanız üç veya dört saat de o çalıştı. Köyün içine kadar indik. Hasta olan hanım kardeşimizi bir başka araca yerleştirip geri döndük. Biz yolu açınca ambulans da Karatoprak’a kadar gelmiş ama oradan yukarıya gidememişti. Velhasıl hastayı orda ambulansa koyup hastaneye gönderdik. Sonra durumu acil olduğu için hiç bekletilmeden Yenikent’e sevk edildi. Meğer karın ağrısı değil hanım kardeşimizin apandisit sorun varmış ve neredeyse apandisiti patlamak üzereymiş. Hastaneye girer girmez doğru ameliyathaneye. Ve o sayede apandisiti alındı ve hayatı kurtuldu. Ve haberi bana ait olan bu olay günlerce ulusal medyada konu oldu. Başından sonuna neredeyse 24 saat sürmüştü. Belki birkaç saat daha gecikseydi hayatın kaybetmiş olabilirdi.

On yıl önce durum böyleydi. Belki hatırlamayanlar vardır diye bunu not düşmek istedim. Şimdilerde ise ilk kar tanesi yere düşer düşmez personel, araç, kepçe, kamyon, traktör ne varsa yola düşüyor. Yol daha kapanmadan açma çalışması başlıyor. Şu anda da Kocaali’de kapalı olan yol yok. Kaldı ki yağış şiddetlendiği zaman hemen anında açmaya kolay kolay kimsenin gücü yetmez. Şayet öyle bir güç olsaydı bu, dünyanın süper gücü dedikleri Amerika’da olurdu. Ve orada da bir ay önce yüzlerce insan soğuktan donarak ölmezdi. Bizde de açılan yol bir yol en fazla birkaç saat kapalı kalıyor. Kaldı ki acil bir durum olduğunda en yakın ekip hemen yönlendiriliyor ve zaruri ulaşım hiçbir zaman kesilmiyor.

Velhasıl kaç gecedir ofiste çalışıp sabahlıyorum. Ekip araçları gece üç, dört beş, gündüz akşama kadar gece sabaha kadar vızır vızır çalışıyor. Her yerin ekmeği vaktinde yerine ulaşıyor, kimsenin hastası yolda kalmıyor. Şimdi bu ikisinin arasındaki farka bakıyorum. Kocaali’de bir hastanın bir günlük mücadele sonunda hastaneye ulaştığı günü gördüm yaşadım. Şimdi şu an yola çıksam 34 mahallenin yüksekteki 25 tanesini iki saatte dolaşır geri gelirim. Bunu siz de düşünün. Sağlıkla kalın…