Köşe Yazıları

Münir Ali Kara, “Her yolu deniyoruz”

Her yolu deniyoruz

Yerel seçim yaklaştıkça Karasu Belediyesi memnuniyet anketlerine ağırlık veriyor. Bunun yanında sıklıkla saha çalışması yapıyor.

Anketlerde ne sorulduğunu birinci ağızdan duymadım. Zira arandığımda yanıt vermemeyi tercih ediyorum.

Çünkü ben zaten söyleyeceğim her şeyi gazete aracılığı ile söyleyebiliyorum. (Seçim sonrasındaki birkaç ay boyunca yüz yüze gerçekleştirdiğimiz toplantılarda da söylüyordum da… O iş eskide kaldı.)

Telefonla aranarak yapılan araştırmaların araştırma tekniklerine uygun olmadığını defalarca ifade ettim. Verdiği sonuçta ciddiye alınması gereken tek nokta olumsuz eleştiriler olabilir. Olumlu yönde söylenen şeylere şüphe ile yaklaşılması gerekir. Zira, telefonla aradığınız kişi size olumsuz bir şey söylemekten imtina edebilir. Bu nedenle olmaz.

Bunun yanı sıra pazartesi günü Karasu’ya Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden öğrenciler Karasu’da karış karış gezdi. İlgi alanlarına göre kurum ilgili ve yetkilileri ile görüştü. Ellerine bir liste olduğu belli olan öğrenciler nokta atışı ziyaretlerde bulundu ve bir gün gibi kısa bir sürede Karasu’nun gelmişini geçmişini öğrendi.

Karasu’daki insanlar da bilimsel çalışmaya katkıda bulunmak için ellerinden geleni yaptı. Bu kişiler neden Türkiye’nin bin civarında ilçesi varken Karasu’yu tercih etti?

Yanıtını akşam üstü öğrenmiş olduk. Öğrenciler pazartesi akşam üstü Sosyal Gelişim Merkezi’nde Karasu Belediyesi yetkilileri ile bir araya gelip durum değerlendirmesinde bulunmuşlar.

Karasu ile ilgili bilimsel bir çalışmada bulunulmasında belediyenin öncülük etmesi gayet güzel. Bunu içtenlikle söylüyorum. Ancak bunun seçimlere ilişkin hangi kurumun başındaki kişi nasıl bir tavır sergiliyor şeklinde değerlendirecekseniz bu hoş değil.

(Şimdi içinizde “Acaba kendi ne dedi ki bu kadar tedirgin oldu” diye düşünen vardır. Ben çiğ yemedim. Bu nedenle karnım ağrımaz.)

Sonuçta Karasu’da yapılan bir araştırmanın neticelerinin de kamuoyu ile paylaşılması gerekir. Ancak bu araştırmanın seçimler öncesi aday belirlenmesine ramak kala yapılması insanı düşündürmüyor değil.

Bence aksayan yön

Karasu’da Gazze’de yaşanan vahşet ile ilgili yürüyüş yapıldı. Oturduğu yerden “Yeterince kınadınız mı” diyen veya durumla ilgili ortaya konulan tepkileri “Klavye delikanlılığı” olarak nitelendirip aklınca dalga geçen insanları dikkate almadan bir iki şey söylemek istiyorum.

Elbette bir şeyler yapmak, tepkisiz kalmaktan çok daha kıymetlidir. Karasu’da Cuma günü yapılan yürüyüş de bu nedenle değerli bir adımdır. Ancak daha iyisi ve etkilisi yapılabilir miydi? Bence yapılabilirdi.

Bu tip organizasyonlarda insanlar ön almak ya da hızlı hareket etmek isteyebilir. Bunu hemen siyasi rant diye tanımlamamak da lazım. Toplumsal refleks oluşturmak adına da hızlı davranılabilir. Ama yine de kolektif davranmak ve birlikte hareket etmek daha faydalı ve etkili olur.

İnsanlar bu durumlarda bu işin birileri tarafından örgütlenmesine sıcak bakmaz. Onun için mümkün olan büyük payda bulunmalıdır. Yani yürüyüş yapılacaksa, Trabzonlular Derneği bile öne çıkmamalıdır. Bu bile ayrışmaya neden olur. Prim yapma olarak nitelendirilebilir.

Karasu’daki yürüyüşü Anadolu Gençlik Derneği organize etti. Bu işlerde siyasi kanat ya ön almamalı ya da alırsa hepsi dahil edilmelidir. O zaman yürüyüş daha etkili ve geniş katılımlı olur.

Yürüyüş sonunda ya tek ve üstünde önceden uzlaşılmış bir metin seslendirilir ya da birden fazla kişi konuşur. Bu şekilde katılanların tamamı temsil edildiklerini düşünür.

Sloganlar önceden belirlenir ve daha fazla kişi tarafından bilinir. Bu şekilde daha yüksek sesle slogan atılır.

Yürüyüşlerde amaç gövde gösterisi yapmaksa, daha kalabalık olunması adına biraz beklenebilir. En azından Cuma namazı kılan insanların namazdan çıkması beklenmeliydi. Bir de ses sistemi konusunda birilerinden yardım alınabilirdi.

Hukukta bir tabir vardır: Esas usule tabidir. Yani bir şeyin usulü etkisini de tespit eder. Bu yürüyüşün daha güzel olması ve daha fazla ses getirmesi mümkün olabilirdi.

Yine de tüm ilçe başkanlarının katıldığı bir organizasyon gerçekleştirildi. Duyarlı vatandaşlar yürüyüşe iştirak etti. Halis niyetle yapılan bu adımı önemsiyor ve daha etkili olmasını temenni ediyoruz.

Gelin gülelim

Ben şahsi meselelerini buraya taşımayı seven biri değilim ama… İzahı olmayan şeylerin mizahını yapalım isterim.

Kayınpederim emekli olduktan sonra köyde boş kalmamak için inek bakıyor. İnek de süt veren bir canlı. İnek sayısı artınca da süt satmaya başlanıyor. Bağ bahçe falan da var. Süt satmaya başlayınca bir destekleme de alınıyor. Kayınpeder bunu da alıyor. Bir süre sonra kayınpederin desteklemesi kesiliyor. İlgili kuruma gidip nedenini sorduğunda ceza aldığı söyleniyor. Benim kayınpederin muhtemelen trafik cezası bile yoktur. O denli prensipli bir adam. “Neden” diye sorduğunda “Olması gerekenden fazla süt üretmişsin” deniyor. İddiaya göre  kayınpederin inekleri 20 kilo süt verirmiş ama bunlar 30 kilo vermiş. Bu hesaba kayınpeder kuralları ihlal etmiş ve ceza almış.

Durumu araştırdığımızda olayın tam da bu şekilde olduğunu öğrendik.

Yani kayınpederin inekleri, vermesi gerekenden fazla süt verdiği için ceza almış. Kayınpeder de inekleri satmaya karar vermiş.

Şimdi siz benim yerimde olun da kayınpederi inek satmaktan vazgeçirin bakalım…

HECATİ: Yavaş tanıdıklarımdan, hızla uzaklaştığım bir dönemdeyim…