(Mafyayla Dans) Kirli tezgah

 

İngiltere’de demir leydi lakaplı Margaret Thatcher fırtınasının estiği 1980’li yıllardı…

***

12 Eylül faşist cuntası yönlendirmesiyle meclisin üçte iki çoğunluğunu alan Özallı yıllar başlıyordu Türkiye’de…

***

Korkuyla sindirilmiş toplum, sendikal örgütleri yok edilmiş emekçiler, dağıtılmış, kapatılmış köklü siyasal partiler ile horonu yalnız oynuyordu, ANAP ve onun mutlak lideri Özal…

***

Kapalı ve içe dönük olduğu iddia edilen Türkiye, dışarıya açılıyor iddialarıyla, vahşi kapitalizmin kucağına atılıyordu…

***

“Ülkeye döviz gelsin de, nereden gelirse gelsin” anlayışı, ekonominin en önemli hedefiydi…

***

Bu anlayışla o kadar ileri gidiliyordu ki; İsviçre’nin Davos kentinde, silah ve uyuşturucu kaçakçılarıyla, devlet toplantılar yapıyor, yasalarda yapılacak değişikliklerle, güvence verilerek her türlü kazançtan elde edilen dövizleri Türkiye’ye getirilmek isteniyordu…

***

Toplantıda o günlerin meşhur uyuşturucu kaçakçısı Berber Yaşar, hayali ihracatçı Uğur Süzer, altın ve döviz kaçakçısı hayali ihracatçı Turan Çevik, Dündar Kılıç’ın ortağı Genelkurmay Başkanı Necdet Üruğ’un oğlu Hadi Üruğ ve karşılarında ise; Başbakan Turgut Özal, oğlu Ahmet Özal, Devlet Bakanı Güneş Taner Emlakbank Genel Müdürü Bülent Şemiler gibi devlet yetkilileri oturuyordu…

***

Kısaca, Devlet-Mafya ilişkileri o günlerde kurulmuştu…

***

Tefecilerin alacakları ve kumar borcu tahsilatını iş edinerek “Alemin Yeni Kralı” adıyla mafya lideri Alaattin Çakıcı, o günlerde meşhur oluyor, bugün ülkem üzerinde karanlık bulutların başlıca sebebi olan Devlet Bahçeli’nin “Dava Arkadaşı” “15-20 kişiyle gittiği gazinolarda sahneye çıkan sanatçılara “Çırpınırdın Karadeniz” şarkısını söyleterek, arkasını bir taraftan “Ülkücü Camiaya” dayıyordu…

***

O kadar ileri gidiliyordu ki; Turgut Özal’ın sosyete kızının aşık olduğu davulcu Asım Ekren’e kızdan vazgeçmesi için, Çakıcı’yla korku veriliyordu…

***

Margaret Thatcher, ülkesinde yaptığı hamleler ile dünya ekonomisinde baş tacı edilirken, Türkiye, aynı sistemi dejenere ederek, mafya ülkesi haline getiriliyor, “Korkutulmuş ve sindirilmiş Halk” ise devletin, mafya ile dansını sadece seyrediyordu…

***

Bugünlerde ise; ülke, AKEPE iktidarının bir dönem, bir ve beraberce, muhalifleri kaba güçle sindirme ve korkutma aracı olarak kullandıkları, mafya lideri Sedat Peker’in videolarıyla hop oturup hop kalkıyor…

***

Faili meçhul cinayetlerde, “Derin Devlet Parmağı”, uyuşturucu kaçakçılığında, “Başbakanlık makamındaki şahsiyetinin oğlunun ayak izleri,” “mafyadan aylık alan iktidar milletvekili” gibi rezaletlikler ortaya saçılıyordu…

***

Tıpkı 17-25 yolsuzluklarında “Fetö Parmağı” nasıl paklayıcı ve aklayıcı unsur olarak kullanıldıysa bugün de, Sedat Peker itirafları için, “bu eski bir sanık ve suç örgütü lideridir, söylediklerine inanmayın” denilerek Venezüella üzerinden, Türkiye’ye gönderilen trilyonlarca lira değerindeki, 5 ton kokain kaçakçılığındaki, Binali’nin oğlunun o günlerde, o ülkede bulunma sebebi olarak, maske ve test kiti yardımı, bahanesinin, kozmetik amaçlı yüz maskesi olduğu anlaşılmasına rağmen, kapatılmak istenmesi, bana ayakkabı kutuları içindeki dolarların, Halk Bankası genel müdürünün evinde yakalanmasında, “bilmem nerde yaptırılacak cami içindi” yalanını hatırlattı…

***

Ama ne yaparsınız ki devlet kadroları, “Tek Kişinin” elinde… Ne (tarafsız) yargı, ne (devletin) polisi, ne de baskı grupları halk örgütlenmeleri var artık… “Tek Adam” ne derse o…

 

***

Videolarıyla izlenme rekorları kıran mafya lideri Sedat Peker, devlet tarafından kullanıldığı yıllardaki sırları, neden deşifre ediyor sorusunun cevabı ise artık AKEPEnin iplerini eline geçiren, Devlet Bahçeli’nin, benim dava arkadaşım dediği, adam öldürme, yada teşebbüsleri suçlarından, cezası kesinleşerek, cezaevine girmiş mafya lideri Alaattin Çakıcı’yı özel afla cezaevinden  çıkarttıktan sonra Sedat Peker, boşa düşüyordu…

***

İki cambazdı, Alaattin’le Sedat… İkisi birden olmazdı ve Sedat artık saf dışı ediliyordu…

***

Bunu anlayan, Sedat Peker de, “Madem öyle gel böyle” diyerek AKEPE ipliğini pazara çıkarıyordu… Sırada, “Tayyip Abim” var diyor… Bakalım onunla ilgili neler anlatacak?

***

Velhasılı kelam; Türkiye’de “Mafyayla Dans” ile ortaya dökülen kirli tezgah sistemine dönüşen, “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” fikrinin babası Adam Smith liberalizmi İngiltere’de Demir Leydi’den sonra sosyal demokrat Tony Blair’i iktidara getirmişti…

***

Bakalım, “Türkiye Demokratları”, ülke üzerindeki bu kara bulutları dağıtıp, mafyasız aydınlık günleri getirebilecek mi?

***

Ne dersiniz?