Köşe Yazıları

KİME GÖRE NEYE GÖRE

Son günlerde haberlerin vazgeçilmezi; ülkemizdeki belediyeler, belediye başkanları ve imza yetkisi olan belediye görevlileriyle ilgili yapılan yolsuzluk soruşturmaları. Sanki korona virüs gibi bir salgın peydah oldu. İnsanların ‘Ben’ ine nüfus etti, onların iradelerini fesada uğrattı ve gayri ahlaki, gayri hukuki iş ve işlemler yapmalarını sağladı.
Nedendir bilinmez ama bu yolsuzluk operasyonları da daha ziyade muhalefet belediyeleri üzerinde yoğunlaştı. Örneğin iktidarın iki dönem önceki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı için, kendi partisinden daha önce TBMM başkanlığı da yapmış olan kuruculardan Bülent Arınç’ın ‘Ankara’yı parsel parsel sattı, FETÖ’ye peşkeş çekti’ sözlerini dikkate alan itibar eden olmadı. Cumhuriyet savcılarımız bu ithamları ciddiye almadılar. Bu zatın geçmişine baktığımız zaman kendisinin memuriyetten geldiği daha sonra milletvekilliği ve belediye başkanlığı yaptığı kısaca hiçbir ticari faaliyetinin olmadığı eşinin de yıllarca devlet okullarında sınıf öğretmenliği yaparak emekli olduğu ortadadır. Ama çocuklarının mal varlığına baktığımız zaman ulusal yayın yapan bir Tv kanalı, bir kulüp, değeri yüz milyonlarla ölçülü villalar ve pek çok mal varlığı olduğu aşikâr.
31 Mart 2019 yerel seçimlerinden sonra kazanıp görevden el çektirilen İmamoğlu’nun yerine atanan kayyum döneminde Atmaca Gayrimenkul isimli şirket 17 milyon dolara aldığı arsayı üç beş gün sonra İstanbul Belediyesinin inşaat firması olan Kiptaş 47 milyon dolara sattı. Bu konuyla ilgili İmamoğlu müfettiş görevlendirdi dosya hazırlandı.  Ancak dosyaya bakanlıkça el konuldu hala akıbeti meçhul. O dönemin Kiptaş genel müdürlüğünün mal varlığıyla ilgili internet ortamında haberlerine erişim engeli getirildi.
‘İktidarımız inançlı iktidar elhamdülillah’ Nisa Suresi 58. Ayeti : Allah’ın emanetleri ehline vermeyi ve insanlar arasında adaletle hükmetmeyi emrettiğini, bunun en hayırlı öğüt olduğunu ve Allah’ın her şeyi işitip gördüğünü ifade eder. Emanet, adalet ve liyakat temelli bir toplumsal düzeni vurgular.
Kamuda yapılan atamalara baktığımızda genelde bazı soyisimlerin ön plana çıktığını görürüz. Örneğin Kavakçı, Göksu, vb. Sık sık gündeme gelen bir konu da AK parti milletvekili Özlem Zengin’in yeğeni ve çocuğudur. Son günlerde THY ‘de genç yaşta müdürlük görevine getirilen oğluyla ilgili haberleri de erişim engeli getirildiğini görüyoruz. Özlem Zengin’e mecliste yaptıklarınızdan utanmıyor musunuz diye sorulduğunda cevaben utanmıyoruz bizzat gurur duyuyoruz’ cevabı hala kulaklarımızda.
Daha önce bir Tv programında eski Adıyaman Milletvekili Mehmet Metin ER kendisine yöneltilen akraba kayırmacılığıyla ilgili bir soruya cevaben dini referans göstererek Kur’an’ı Kerim akrabaya bakmayı yakınları gözetmeyi emretmiyor mu? Diyerek yaptıklarını dinen temellendirmeye çalışmıştı.
Kamuda yapılan atamalara baktığımızda liyakat ölçütünden ziyade akrabalık ilişkilerinin daha da ötesi sadakat ve biat ölçütünün esas olduğunu görüyoruz. Kısaca kitlelerin karşısında atılan nutuklara bakılınca Hz. Ömer’in, Ömer adaletinin ve Nas’ın temele alındığını ancak icraata geçilince bir anda Ömer’in öldüğünü, Nas’ın terk edildiğini görüyoruz.

DEVAMI GELECEK..