İşleri bitirmemiz lazım

 

Geçtiğimiz hafta Cuma günü akşam saatleri. Adapazarı’ndan yol yorgunu bir halde geldim Kocaali’ye. Sık sık her akşam olduğu gibi ofisteki acil işlerimi bitirip biraz hava almak, birkaç da müşteriye uğramak için sahile indim. İlk durağım da ilçemizin ilgi çeken mekanlarından biri olan iskele oldu. Oradaki güzelliği seviyorum. Yolu, aydınlatması, iskeleden içeriye doğru bakınca görünen ışık cümbüşü hem göze hoş geliyor hem de insanı dinlendiriyor. Her indiğimde mutlaka oturur biraz kafa dinlerim. Cuma akşamı da o niyetle gittim. Beton yolu bitirdim, tam iskeleye adım atacakken orta boylu, tıknaz, kır saçlı, muhtemelen 58 – 60 yaşlarında bir beyefendi elini uzatarak yolumu kesti. Adımı da telaffuz ederek mesleğimi söyledi ve uzun süredir haber ve yazılarımı takip ettiğini söyledi. Gösterdiğimiz çabayı fark etmiş olacak ki teşekkür etti ve aslında benim de merakla beklediğim sözün özüne kısacası sadede geldi.

Kendisi İstanbul ve Adapazarı’nda ikametleri bulunan Kocaali’de de yazlığı olup yaz aylarında daha sık olmak üzere yılın neredeyse tamamında parça parça da olsa Kocaali’de de yaşayan elit denilebilecek düzeyde kültürlü ve anlayışlı bir vatandaş. Önce Kocaali’ye nasıl geldiğinden buradaki konu komşu ve esnaf ilişkilerinden ve kendisinin ve ailesinin Kocaali’ye bakış açısından bahsetti. Hanımı ve çocukları da yanındaydı. Onlar da sık sık söze dahil olup beyefendinin sözlerini tasdiklediler hem de Kocaali’ye olan ilgilerini ve sevgilerini dile getirdiler. Burada yaşayan bir vatandaş ve bir yerel gazeteci olarak duyduklarımdan gerçekten ciddi derecede memnun oldum. Sık sık eksiklerimizle, olmazlarımızla ve olmayanlarımızla konuşulurken burayı böylesine yoğun kullanan (tırnak içinde) tatilcilerin bizi böyle güzel görmesi gerçekten gurur verici. Uzunca bir süre iyi şeylerden konuştuk ama ben hep lafın asıl gideceği yeri merak ediyordum ki beyefendi söze girdi. Yaşadığı yeri el kol işaretleriyle tarif etti. İlçe hastanesinin alt arka tarafında bir yerde, yürüme mesafesi yaklaşık 8 – 10 dakika uzakta bir yerde yazlığı olduğundan bahsetti. Asıl sıkıntısı ise tahmin edeceğiniz üzere yol oldu. Ben de zaten konu ilerledikçe altından böyle bir şey çıkacağını tahmin etmeye başlamıştım.

Bulundukları sokak üzerinde yaklaşık 15 – 20 civarında arsa olduğunu, bunların yarıdan fazlasında yazlık olduğunu ve çevrede de hali hazırda inşaatlar bulunduğunu söyledi. Birinci sıkıntısı yolun stabilize olması. Her araç geçişinde ortalığın toza dumana büründüğünü, bazen kapı, cam, çerçeve kapatmak zorunda kaldıklarını söyledi. Kendi imkanlarıyla zaman zaman ıslatıyorlarmış ama hava sıcak olunca ne kadar ıslatırlarsa ıslatsın fayda etmiyor tabi.

Yine malum olduğu üzere son iki üç yıldır iklim de bir değişik. Bir ayda yağması gereken yağmur birkaç saatte yağıp ortalığı sele çamura buluyor. Aynı sorun o sokakta da mevcutmuş. Sıcak havada toz sıkıntısı varken yağmurlu havada da su tahliye olmuyormuş. Geçenki bu Alandere ve Demiraçma’da sele neden olan yağmurlarda sokağa araçlarıyla girememişler ve arabalarını ana cadde üzerinde bırakıp eve ıslak paçayla girmek zorunda kalmışlar. 2 yıl kadar önce birkaç bölge sakini toplanıp belediyeye sokağın yapılması için talepte bulunmuşlar (yapılabilir denmiş, yapılmamış) ama beyefendinin bahsettiği tarih ilginç. 2019 yılı Temmuz başında.

Beyefendi sözünü bitirince söze girip kaldığı yerden devam ettim. Bir yerel gazeteci olarak tatilcilerimizin sıkıntılarını takip ettiğimi ve fırsat oldukça yazarak dile getirdiğimi söyleyip o tarihten bu yana yaşananları anlattım. Öncelikli olarak 2019 Temmuz ortasında 7 kişinin ölümüyle yüzbinlerce hayvanımızın da telef olmasıyla sonuçlanan sel felaketinin yol ve yatırım planlarını nasıl bozduğunu, 2020 yılında aşırı yağışlar nedeniyle yüksek mahallelerdeki iç yolların ve sık kullanılan bağlantı yollarının nasıl riskli hale geldiğini ve en nihayetinde geçen ay Alandere ve Demiraçma’yı mahveden sel felaketinin ilçe genelinde medyana getirdiği hasarı anlattım. Yaşadığımız bu afet niteliğindeki olaylar, özellikle bu yol asfalt ve altyapı işlerindeki mevcut planları neredeyse tümden bozdu. Sahil kesimi gibi yoğunluğuna bakılmaksızın ilçenin tümünde yapılması planlanan işler, oluşan hasarlardan dolayı daha yerleşik ve yılın tamamında yoğun kullanılan mahallelere ve yollara kaydırılmak zorunda kalındı. Bu ve benzeri birçok olumsuz etkeni beyefendiye anlattım kendisi de hak verdi ve anlayışla karşıladı. Ama altına bir dip not düşmemiz gerektiğini de söyledim. Evet, yapılması gereken işlerin bazı hesapta olmayan afetler veya imkanların kısıtlı olmasından dolayı başka yerlere kaydırılması yerel idarenin inisiyatifinde olan bir şey değil, eyvallah. Ama şartlar öyle gerektirdiği için işlerin şimdilik ertelenmiş olması tatilcilerin doğal taleplerinin geçersiz olması anlamına da gelmez. Yani o işlerin en kısa sürede tamamlanıp tatilci vatandaşlarımıza daha iyi hizmet verilmesi yerel idaremizin ne kadar sorumluğu ve asli görevi ise yerel basın mensubu olarak bu gibi konuları gündeme getirmek de bizlerin o derece asli görevi.

Sadece bir iki sokak değil, Sahil Yolu’nun deniz kesiminde birçok cadde ve sokakta buna benzer sıkıntıların yaşandığını tatilci ve yerleşik vatandaşlarımızın anlattıklarından dolayı biliyoruz. Şu günlerde de ilçe genelinde bir yol seferberliği var, bunun haberini yaptık. Yine Pazartesi günü Yayla Mahallesi Muhtarı kıymetli büyüğüm Ertuğrul Akyüz ile bu konu hakkında konuşma fırsatımız oldu. Önümüzdeki günlerde mahalledeki birkaç kritik sokakta beton yol ve asfalt işi yapılacakmış, ama herkesin bildiği gibi bütün sokak ve caddeleri bir anda bitirip çıkmak mümkün değil. Sadece Yayla değil tabi, Yalı Mahallesi’de keza aynı şekilde. Ve aynı şikayetler Yalı’dan da geliyor. Alandere ve Kadıköprü’nün sahil kesiminden de. Size ilginç bir şeyden bahsetmek ve konuyu bitirmek istiyorum. Şu an itibariyle nüfus olarak Kocaali’nin en büyük mahalleleri Yeni Mahalle’ Karşı Mahalle ve Merkez Mahalle, Ağalar ve Hızar Mahalle görünüyor ama alan ve arazi olarak Yalı, Yayla ve Alandere yüzölçümü olarak oldukça büyük. Doğalgaz şebekesinin TOKİ güzergahı üzerinden tüm sahile hizmet verebilecek şekilde gitmesi, yüksekokulumuzun hizmete girecek olması gibi bir çok etken, bu bahsettiğim alanları müthiş derecede cazibe merkezi haline getirdi. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde az önce bahsettiğim sıralama büyük ölçüde değişecek. Yalı, Yayla ve Alandere Kocaali’nin en büyük en gelişmiş mahalleleri haline gelecek. Dolayısı ile bizim artık sahil kesimindeki gerek altyapı olsun gerek yol gerekse aydınlatma olsun bütün işleri bitirip yatırımları bekler hale gelmemiz lazım. Biliyorum bahsettiğimiz bölge büyük ve öyle birkaç günde altından kalkılabilecek bir iş değil. Ama biz Kocaali Belediyesi ve Sakarya büyükşehir Belediyesi’nin koordine çalışmayla ne denli büyük işlerin altından kalktığını, önceki yıl yapılan yaklaşık 40 kilometre, geçen yıl yapılan yaklaşık 50 kilometre ve bu yıl için yapılan toplamda 70 kilometrenin üzerindeki yol işleri ile biliyoruz. Sağlıkla kalın…