Hüsran

 

Milli takımımız turnuvadan önce 10 gün Antalya’da kampa girdi. Adı kamp fakat bildiğiniz tatil… Antalyaspor’un eski Başkanı Ali Şafak Öztürk’ün otelinde kampa giren Milli takımımız tarihte ilk defa görülmüş bir uygulamayla kampa girmişlerdi.

Nasıl mı?

Nasıl olacak işteböyle.

Futbolcular aileleriyle birlikte kampa girmişlerdi. Sabah idman, öğlen havuz keyfi, akşamüzeri festival, Komedyen Cem Yılmaz millilerimizi güldürmek için, şarkıcı Haluk Levent millilerimizi coşturmak için sahne aldı…

Ve hala kafaları Antalya’da ki kampta olan futbolcularımız otel odaların da 10 milyon Euro’yu nerelere yatırım yapacaklarının ve nasıl harcama yapacaklarının hesaplarını yapıyorlar hala. Yani ne kafaları ne bedenleri ne de ruhları sahadaydı.

Ve yine tarih tekerrürden ibarettir diyerek devam edelim.

Bu sefer de 10 milyon Euro prim dağıttığımız millilerimiz, yine tel tel döküldüler… Eski defterleri açmaya hiç mi hiç niyetim yok ama hatırlatmadan da geçemeyeceğim. Geçmişte bu pirim olayı milli takım kadrosunu darmadağın etmişti, işte bu günkü milli takımın kadrosu o günlerden başlayarak yenilenme ve yapılandırılma sürecine girmişti, iyi de olmuştu ama geldiğimiz noktaya bakınca yepyeni bir jenerasyona rağmen, hala bu yüksek rakamlı pirim konuşuluyorsa demek ki bir arpa boyu kadar yol alamamışız!

3-0 İtalya yenilgisinden sonra Galler maçında da hayal kırıklığı yaşadık ve 2-0 mağlup olduk. İki maçta toplam 5 gol yedik. Guruptan çıkma şansımız mucizeye kaldı. İsviçre’yi yenip en iyi üçüncü olarak çıkmak için rakiplerimizin maç sonucunu bekleyeceğiz. Nereden nereye?

Maçtan sonra Şenol Hoca basın toplantısın da diyor ki; “Bu işim sorumlusu oyuncular değil benim.”

Son dönemde teknik sorumlular üzerinde moda oldu sorumluluk almak. Bu sorumluluğu keşke farklı şekilde almayı deneseydi Şenol Hoca.

Bu tarz turnuvalar dört yılda bir yapılıyor. Bu bir lig değil ki kolayca sorumluluk alacak olsun. Bedeli bu kadar hafif olmamalı. Doğrudur bir jenerasyon değişiyor bu jenerasyonun emekleri ne olacak? Bu jenerasyonun sorumlusu kim olacak peki Sayın Hocam.

Değerli okuyucular, kötü takım olduğumuz için değil, kötü kadro tercihlerimizin sonucu turnuvada yokları oynuyoruz. Olayı biraz daha netleştirelim. Mert Müldür ve Kaan Ayhan sağ bek orjinli futbolcular doğru mu, doğru?

Galler maçın da Kaan Ayhan stoper olarak görev aldı ilginç değil mi? Gözlerden kaçtı sanırım. Oysa asıl orijini stoper olan Ozan Kabak ve Merih Demiral varken sağ beke stoperde görev vermişti Şenol hoca.

Kaan Ayhan 3 defa Ramsey’i kaçırdı ve birinde kalemizde golü gördük. Ozan Kabak veya Merih Demiral olsaydı stoperde Ramsey o boşlukları bulabilir miydi? Zor! Hoca diyor ki o koşulları ben de gördüm ama yapmalarına engel olamadı oyuncularımız!

Sol bek pozisyonunda iki futbolcumuz var Umut Meraş ve Rıdvan Yılmaz. Dün Umut Meraş sakatlandı, Rıdvan Yılmaz’a güvenilmediği için sağ bek Mert Müldür, sol bekte görev aldı. Şimdi soru şu? Güvenmediğiniz bir futbolcuyu neden milli takıma davet ettiniz? Caner Erkin ve Uğur Çiftçi gibi kaliteli ve tecrübeli sol beklerin neden kadroya dahil edilmediği ise ayrı bir merak konusu.

Ozan Tufan ve Okay Yokuşlu tıpa tıp aynı meziyetlere sahip futbolcular. Neden orta sahada 2 tane 6 numarayla maça çıkıyoruz? O bölge de Salih Uçan’ı gibi oyuncular varken neden kadroya davet edilmedi sorusu takılıyor aklımıza.

Mesela Dorukhan Toköz Beşiktaş’ta fazla süreli oynamamasına rağmen neden milli takıma çağrıldı? Bu oyuncu iki maçta da bir dakika bile oynatılmadı. Oynatmayı düşünmediğiniz bir oyuncunun kadro da ne işi var. Mesela kadro seçimi yapılırken, Adem Büyük, Serdar Dursun ve Halil Akbunar gibi futbolcuların kadroda yer almaları gereken oyuncular değiller miydi? Hücumda üretkenliğimiz yok ve bu oyuncular kadroda yok? Yine kadroda yer alan Orkun Kökçü ve Kerem Aktürkoğlu neden hiç oynatılmadı?

Milli takıma davet edilmesi gereken futbolcuların davet edilmemesi, milli takımı hak etmeyen isimlerin milli takıma davet edilmesi, çok iyi hücum oynanabilecek milli takımımıza korkak futbol oynatarak en az 5 futbolcuyu orijinal mevkisi yerine başka pozisyonlarda oynatarak en az çeyrek final oynayacak takım yanlış tercihlerden dolayı tabiri caizse tel tel dökülmemize sebep oldu.

İşte yenilme sebeplerimiz başlı başına bunlar. Yoksa kötü takım olduğumuzdan yenilmedik İtalya ve Gallere. Yine de çıkmayan candan umut kesilmez diyerek son maçımıza odaklanıp kazanalım ve rakiplerimizin oynayacakları maçların sonuçlarını bekleyelim. Yapacak bir şey yok. Selam ve dua ile…