Köşe Yazıları

Liyakat mı Sadakat mı

Gün geçmiyor ki bir muhalefet belediyesi ile ilgili soruşturma haberi olmasın. Sanki bir salgın var ama ne hikmettir ki bu salgına yakalanan Cumhur ittifakı dışında kalan belediyeler. Gerçi İçişleri Bakanlığı belli sayıda iktidar kanadından belediye hakkında da soruşturma izni verildiğini söyledi ama bu soruşturmaların akıbeti hakkında bir şey bilmiyoruz. Tutuklanan görevden uzaklaştırılan yerine muhalif kanattan başkan vekili atanan bir tane bile belediye yok.

Örneğin 2016 yılında Atmaca Gayrimenkul isimli emlak şirketi Başakşehir’deki bir araziyi 17 milyon dolara satın almış, bu araziyi dört gün sonra İstanbul Büyükşehir belediyesine bağlı Kiptaş’a 43 milyon dolara satmıştır.

Benzer olay Topbaş döneminde de yaşanmıştır. Topbaş’ın sonradan FETÖ’den de ceza alan damadı Kavurmacı’nın ortağı olduğu şirkete 2011 yılında 33 milyon TL karşılığında Vatan caddesindeki eski lunapark arazisi satılmış, aynı arazi 2012 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesince 370 milyon TL’ye geri alınmıştır. Daha sonra bu olaylarla ilgili belediye teftiş kurulunca araştırma yapılmış, dosyalar açılmış ancak ne hikmetse şu ana kadar bu konu da ses çıkmamıştır.

Geçmiş dönem meclis başkanlarından Bülent Arınç eski Ankara Büyükşehir Belediye başkanlarından Melih Gökçek için de Ankara’yı parsel parsel sattı ithamında bulunmuş ancak yine bu konuda da tık çıkmamıştır.

Kadim filozof Sokrates’in bir sözü vardır ‘Doğru, zamana ve mekâna göre değişmez.’ ‘Doğru, kişilere göre de değişmez.’ Evrenseldir. Ancak biz bu evrenselliğin ötesine geçtik, hatayı yapan bizdense müsamaha gösteririz. Karşı mahalledense acımasız oluruz. Oysa yakın tarihte batılı bir gazeteci, Filistinli bir mülteci kucağında çocukla kaçarken ona çelme takıp düşürdü ve yakalanmasını sağladı. Buna karşılık bir meslektaşı tarihe not düşecek şu cümleyi kullandı ‘Zulüm bizdense ben bizden değilim.’

Kamu hizmetlerinde keyfiyet olmaz, liyakat esastır. Kur’an-ı Kerim’de ‘Mutlaka’ diye başlayan ve emredici olan ayet Nisa suresi 58. Ayettir.  ‘’Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir.’’

Hal böyle olmasına rağmen kamu görevlilerinin atanmasında liyakatten ziyade ‘Bizden mi?’ sorusunu sorar sadakati ve biatı ön planda tutarız. Ama nutka gelince Hz. Ömer’in adaletinden girer, mangalda kül bırakmayız. İcraatta ise Hz. Ömer’in ruhuna Fâtiha okuturuz. Eski Adıyaman Milletvekili Mehmet METİNER bir programda akraba kayırmacılığını anlatırken dini kullanıp ‘Kuran demiyor mu? Akrabalarınızı gözetin.’ Diyerek savunmaya geçti. Özlem ZENGİN de bu konudaki icraatlarından dolayı utanmıyor musunuz diyen muhalefet vekiline ‘Utanmıyoruz. Bilakis övünüyoruz.’ diye cevap verdi. Kısaca konu insanlığa, hukuka, usule aykırı davranışlarımız olunca savunmaya geçiyor bu konularda da dini araç olarak kullanmaktan geri durmuyoruz.