Hayal ürünü sanılan gerçekler

 

Ümit Milli takımımız katıldığı turnuvada hiç bir varlık göstermeyerek gurubunu üçüncü sırada tamamladı.

Bu haberde ilginç bir şey yok, çünkü 84 milyon nüfuslu bir ülkede bir Ümit Milli takım oluşturamıyorsan ve beklenen neticeleri alamıyorsan, enteresan olan sıralamadaki yerimiz değil maçtan sonra Ümit Milli takımının hocasının basına verdiği garip demeçlerdir. O yüzden iki haftadır sonuçtan çok Tolunay Hoca’nın söyledikleri “ti”ye alınıyor yazılı ve görsel basında.

Biz de olaya farklı bir perspektiften bakalım dedik.

Ümit Milli takımının yıllardan beri hocası kim? Tabi ki Hakkı Tolunay Kafkas. Peki hocamızdan inciler dinlemek ister misiniz? Sırayla ele alalım.

Basından; Tolunay Hocayla yapılan röportajda, hazır sorular ve cevapları şöyleymiş.

İşin tuhafı ise sorulan sorular ve cevaplar önceden hazırlanıp kişilerin eline verilince, çalışmadığı yerden soru gelince haliyle böyle garip şeyler oluyor bu güzelim ülkemde.

Danimarka’ya neden mağlup olduk sorusuna verdiği hazır cevap, “Yenilmemiz gerekiyordu ve öyle de oldu” demiş değerli hocamız.

Ne kadar samimi ve içten cevap değil mi?

Ve devam ediyor “Az temaslı bir oyun oynamamız gerekiyordu, öyle yaptık maç boyunca. Yenilmemiz gerekiyordu, hamdolsun yenildik. Ligin sonu geldi ve oyunculara çok da bir şey söyleyemiyoruz. Tatil herkesin hakkı, şimdi futbolcuların Ege, Akdeniz sahillerinde ve Bodrum’da tek bay müşteri kabul eden kaliteli otellerde formunu koruması ve ülke turizmine hizmet etmesi lazım. Ayrıca, bizim şu anki içinde bulunduğumuz durum ve birçok faktörden dolayı bugün ki maçta Danimarka’nın bizi yenmesi gerekiyordu. Hem onların da kırmızı-beyaz forma giymesi bizi etkiledi, olay biraz da Ankara Savaşı’na benzedi. Ne için sahada olduğumuzu sonradan fark ettik. Netice itibari ile bizim için mühim olan maçın sonlarında gol bulmaktı, onu başardık, ne mutlu bize.

Değerli hocamız gazetecilere, aslında bana bugün ki aldığımız mağlubiyeti değil, Kazakistan’dan aldığımız 1 puanı sormalıydınız diyerek devam etmiş…

Hem bırakın bu üç günlük şeyleri daha mühim konularımız var. Biliyorsunuz TFF seçimi var. Mehmet Büyükekşi’yi başkan seçelim, biz de işimize bakalım. Sağlam bir maaş alıyoruz. Bu devirde bu kadar parayı nereden alacağım, gittiğim takımdan kovuluyorum, burası İsveç’ten güzel. Hem kimse benden şikayetçi değil. Sonuç olarak Ümit Milli takım çok mühim değil, önemli olan A Milli takım. Onlar da en kolay grupta herkesi yenince dörtte dört yaptılar değmeyin keyfimize. Sonuçta bu işin doğrusu şudur: Almanlar yetiştirecek biz A Milli takımda kullanacağız. Türk futbolcusu anca sağ bek, sol bek olur, biraz iyiyse stoper veya kaleci olur. Gerisini Avrupa’dan zaten buluyoruz” ifadeleri ile eklemeler yapmış demeçlerine.

“Ben Tolunay Hoca, Kayseri, Gaziantep, Trabzonspor, Karabük, Akhisar Belediyespor gibi çeşitli kulüplerde çalıştım ve nitekim başarısız oldum. Hiç kimse beni başarılı oldun diye yaftalayamaz. Eğer başarılı olsaydım Ümit Milli takımının başına getirilir miydim” diye de kendince espri yapmış güya.

Bu arada bir iki sorudan sonra TFF’nin maaşa bağladığı bazı yanlı medya mensuplarının kendisine soru sormaya çekinmesi üzerine; “Korkmayın canım sizlerde sorun, biz öcü müyüz? Siz de yalandan gazetecilik yapar gibi davranın” diyerek kıs kıs güldükten sonra birden ciddiyetini takınarak “TFF’ye kapağı atmak ve uzun süre burada kalmak kolay mı sanıyorsunuz, burası kulisten geçilmiyor. Bizans’ta bile bu kadar entrika yoktu. TFF yöneticilerine şirinlik yapmak için neler çekiyoruz bir bilseniz, TFF’de işten anlamayan ne kadar adam varsa doldurmuşlar. Çaycı bile Milletvekili akrabası düşünün gerisini” diyerek de GERÇEK yalanlardan bahsetmiş çaktırmadan.

Ve şunu artık görün ve anlayın! İlla ben mi dillendireyim… Bazı TFF yöneticileri kendilerini FİFA yahut UEFA Başkanı ya da yöneticisi sanıyorlar. Oysa ekseriyeti ne yaptığını bile bilmiyor. İnanın LGS’ye girse başarısız olacak insanlar burada ülke futbolunun başında, ayrıca altlarında trilyonluk makam araçları, lüks hayat, konfor ve Riva’da her türlü hizmet, sauna, masaj salonları, açık büfe yemekler, benzin derdin yok, motorin derdin yok. Motorin 30 TL olmuş kimin umurunda? İlaveten Süper Lig maçlarını, derbileri falan yani üst düzey maçları en güzel yerden izliyorsun, sınırsız uçak biletleri, huzur hakkı maaşları vesaire vesaire…

İstifa etmeyi düşünüyor musunuz? sorusuna ise verdiği cevap çok daha ilginç.

Yan gel yat Osman ülkesi bura. Ee biz de bu nimetten yararlanmayalım mı yani, çok ayıp olmaz mı bu imkanları bırakıp gitmek. Niye istifa edeyim? Siz benim ne çektiğimi biliyor musunuz? Bu adamlara rağmen burada kalmak, hem de bu kadar başarısızlığa rağmen kolay mı sanıyorsunuz? Riva’da sabah akşam gelene geçene selam vermekten dönme dolap gibi olduk. Hem siz bilmezsiniz ben aslında farklı bir dünyadan geliyorum, siz adını duymamışsınızdır ama ben Franz Kafka’nın 12 kitabını da aldım, kütüphanede ilk günkü gibi duruyorlar. Yalandan masaya koyuyor ve birisi gelirse okurmuş gibi yapıyorum” dedi.

En büyük hayalim Erzurum da çok ünlü bir “Cirit sporcusu olmaktı ama hayat beni futbola itti işte, ne yapayım suç benim mi? Şimdilerde ise en büyük hayalim, teknik adamlığı bırakınca memleketimde bir villa yapacağım, TFF’den kazandığım paralarla sabah akşam kobe bifteği, istiridye, ıstakoz ve three twins dondurma yiyeceğim. Akşamları da bir şişe Royal De Maria içtiğimde tutmayın küçük enişteyi. Velhasıl biz de günü kurtarıyoruz, siz de idare edin ne var bunda” diye de ekledi.

İşte böyle bizim ülkemizde ne kadar ehliyetsiz, liyakatsız kişi varsa zerre kadar anlamadığı bir iş kolunda ya genel müdür olur, ya bakan ya da bakan yardımcısı olur, ya da böyle işte TFF’de teknik direktör olur.

Eee durum buysa ki bu, o zaman biz de ironi yoluyla bir bakış açısı sunduk. Şimdi yazımın başında belirttim dedim ki bu yazılanlar tamamen hayal ürünüdür diye değil mi?

Evet, öyle dedim ama siz bana inanmayın yine de. Çünkü yukarıda yazılı olanlardan hangisi yalan? Söyleyin ve siz değerli okuyucularım şimdi bu kadar gerçekten, hangisi hayal ürünüdür onu bulup seçmeye çalışın…

Bulamazsınız çünkü hepsi G E R Ç E K…

Selam ve dua ile…