Cinayete teşebbüs

 

Öncesinde birbirimizden pek haberimiz olmaz ama öyle sanıyorum ki birçok köşe yazarı arkadaşımla aynı konu üzerine yazmışızdır. Zaten Dünya Kadınlar Günü gibi toplumumuzun oldukça hassas olduğu noktaya vurgu yapan önemli bir günü geride bırakırken, biraz sıkıcı gelebilir belki ama böyle olmasını da normal karşılamanızı ümit ediyorum. Üstelik de toplum içindeki aile içi şiddetin ve özellikle kadına şiddetin çok daha fazla göze batar hale geldiği şu dönemde hiç te yadırgamamanız lazım. Evet, kadınlar günü gibi önemli bir günü geride bıraktık ama maalesef gün boyunca en çok da şiddete uğrayan kadınları konuştuk. Hemen hemen yurdun dört bir yanından şiddet haberleri medyada ve sosyal medyada gündem oldu ama son birkaç gün içinde en fazla infiale neden olan olay hiç şüphesiz Samsunda meydana gelen olaydı. Yerde baygın halde yatan kadını üstelik te küçücük çocuğunun önünde kafasına tekmeler vurarak öldüresiye döven adamı Türkiye unutmayacak.

Kadına şiddetin önlenmesi amacıyla kurumsal anlamda alınan birçok tedbir var, hali hazırda yürürlükte olan birçok kural kaide var ve kadına şiddetin ve aile içi şiddetin önlenmesi amacıyla çalışan, içinde mülki amirlerden sivil toplum kuruluşu temsilcilerine, kolluk kuvvetleri mensuplarından gönüllü vatandaşlara kadar birçok kişinin bulunduğu komisyonlar ve devletin ilgili birimleri ile koordine çalışan çeşitli örgüt ve kuruluşlar var. Ancak yine de bunların varlığı şiddetin önüne geçemiyor. Hatırlarsanız bundan birkaç ay önce de bu konuyla ilgili yurt genelinde eş zamanlı bir toplantı olmuştu ve o toplantının ardından eksik gördüğümüz bazı noktaları gündeme getirmiştik. Şimdi aynı defteri tekrardan açmanın vakti geldi. Öncelikle geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanlığı tarafından açıklanan insan hakları beyannamesi de dahil olmak üzere gerek uygulama anlamında gerekse hukuksal anlamda bir çok yasal düzenleme üzerinde çalışılıyor. Ancak cezalar ve kişiye özel yaptırımlar o kadar hafif ki şiddet uygulayana adeta ödül gibi veriliyor. Aynı kadın tarafından şiddet uyguladığı ve tehdit edildiği gerekçesi ile defalarca şikayet edildiği halde ifadesi alınıp serbest bırakıldıktan sonra, aynı kadını bu kez de ‘Neden şikayet ettin?’ diye darp eden hatta katledenler, cezaların ne denli hafif olduğunu zaten gösteriyor. Bu konuda daha sıkı düzenlemeler yapılması gerektiği kanaatindeyim.

Bu arada sık sık, saygın araştırma kuruluşlarının yaptığı çalışmaları ve medyada uzmanlar tarafından yapılan inceleme ve yorumları takip ediyorum. Son zamanlarda şiddet olaylarında dünya genelinde büyük artış var ve bunun en büyük nedenlerinden biri bir yılı aşkın süredir devam eden pandemi süreci olduğu söyleniyor. İnsanların, özellikle de ailelerin daha fazla bir arada kalması tetikleyici etken olarak gösteriliyor. Ancak onun altında yatan daha ciddi sebepler var. Ekonomik ve buna bağlantılı ruhsal buhran, alkol bağımlılığı, uyuşturucu, kumar bağımlılığı gibi birçok alt etken var. Ve bizim asıl eksik olduğumuz nokta da burada başlıyor. Biz kadın, çocuk ve aile içi şiddet olaylarında olay meydana geldikten sonra müdahale ediyoruz. Hatta birçoğu ilk birkaç seferinde kolluk birimlerine ulaşmıyor bile. Bu arada asıl yapılması gereken, olay olmadan önleyebilmek ve ilk vakada ibretlik bir cezai müeyyide ile karşı karşıya bırakabilmek. Bunun için de şiddete eğilimi olan ve az önce yukarıda saydığım şiddeti tetikleyebilecek nitelikteki sorunları bulunan insanları tespit etmek ve izlemek lazım. Buna ister fişleme deyin ister özel hayatın ihlali deyin ne derseniz deyin. Adı her ne olursa olsun kadınlarımızın ve çocuklarımızın şiddete maruz kalmasından hatta ölmelerinden çok daha iyidir. Daha önce söylemiştim bu vakaların tespiti ve takibi için çocukları programa dahil etmek çok önemli. Aile içlerindeki şiddet eğilimli davranışları düzenli ve anlık şekilde tespit edebilmek için çok kullanışlı bir yol. Öte yandan KADES ve elektronik kelepçe bence bu iş için müthiş icatlar. KADES zaten şu an milyondan fazla kadın tarafından kullanılıyor ve elektronik kelepçenin de acilen üretiminin artırılması ve kullanımının yaygınlaştırılması gerektiği kanaatindeyim. İşin hukuksal tarafından ise adalet zaten anayasal çerçevede gereğini yapıyor. Ama yine de daha sert eklemeler yapılması lazım. Mesela biz bu darp ve şiddet olayını çok hafife alıyoruz. Bu kadar basit olmamalı. Yerde baygın yatan kadının kafasına tekmeyle defalarca vuran adamı televizyonda defalarca izlediniz. İnternette sansürsüz videoları da mevcut izlemeyenler de açıp izlesin ibret alsın. Adam gözaltına alındı belki de bir iki gün içinde sokağa salınacak. Aynı şeyi tekrar yapacak. İşte bu tür olaylar kesinlikle es geçilmemeli. Cinayete teşebbüs olarak değerlendirilmeli. Umarım o adam Türkiye’de kadına uyguladığı vahşet dolayısı ile bilerek, isteyerek, tasarlayarak, kasten adam öldürmeye ve cinayete teşebbüsle yargılanan ilk insan olur. Diyeceklerim bu kadar. Sağlıkla kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.