Cesaretin böylesi

 

Türkiye’de bazen garip şeylerde olmuyor değil, gerçekleri dillendirmek adına. Federasyon tam tersini düşünüp uygulasa da bu günlerde futbol camiasın da aklı başında düşünen insanlar giderek artmaya başladı. Bu çok sevindirici bir durum elbette. Tabi takiye yapmıyorlar ise. Futbol da “Ehliyet ve Liyakat” şart demeye başlayan kulüp başkanları ve yöneticileri, bu düşüncelerini açık açık dillendirmeye başladılar. Geçtiğimiz hafta Karagümrük Futbol Kulüp Başkanı Süleyman Hurma, basına çok ilginç ama bir o kadar da gerçekçi sözlerle demeç verdi. Yani ne yalan söyleyeyim şaşırmadım dersem yalan olur. Hem bilimsel hem de ülkemizin gerçekleri ve olması gerekenleri açısından müthiş tespitlerdi söyledikleri…

Bir göz atalım söylediklerine…

“Taktik olarak Avrupa’dan 20 yıl gerideyiz. Yorumcularımıza bakın onlar bile bilmiyor. Oyuncular ve oyun üzerinden taktik konuşuyorlar televizyonlarda. Konuşabildiğimiz tek şey hakem. Konuşabildiğimiz tek şey oyuncunun performansı. Çünkü oyunun bütününü biz bilmiyoruz ki bütünlüğüyle ilgili konuşalım. Biri çıkıyor diyor ki ‘İyi pas yapar, bulduğu pozisyonları değerlendirir, rakibe de gol pozisyonu vermezse yener.’ Zaten onu herkes öyle biliyor. Ben de diyorum ki ‘Karagümrük Barcelona’ya karşı iyi pas yaparsa, rakibe pozisyon vermezse, bulduğu pozisyonları değerlendirirse Barcelona’yı yener! Hem de farklı yener!” “Hele şükür” diyeceğimiz sözler değil mi? Futbolun içinden birinin çıkıp bu açıklamayı yapıyor olması takdire şayan elbette ama çok cılız kaldı ve tabi ki destek bulmadı o kelli, felli kulüp başkanları ve yöneticileri tarafından. Olsun ben bir futbol ve spor uzmanı olarak kendisini alkışlıyorum sonuna kadar. Hele hele bir kulüp başkanının bunu söylemesi benim için son derece kayda değer bir düşünce. Hiç sanmadığım ve kesin emin olmadığım bir şey var. Hiç bir kulüp başkanı, teknik patronlarını bu düşünceye göre seçiyor olsunlar… Olması gereken şeyleri açıklamış ve dillendirmiş Sayın Süleyman Hurma ama ülkemizdeki durumla taban tabana zıt sözler. Sayın Başkan “Liyakat ve ehliyet”in önemini vurgulamış gayet güzel.

Güzel olmasına güzel de, liyakatsız ve ehliyetsiz insanları görev başına getirenlerde maalesef yine o kulüp başkanları değil mi? O kişileri, “hemşeri”, “tanıdık”, “siyasi torpilli”, “hatırlı”, “ucuz” gibi sebeplerle görev başına getirip kulübün imkanlarını seferber eden ve başarısız olunca da arkasından küfredenlerde yine kulüp başkanları değil mi? Bu işi “Liyakat ve ehliyet” sahiplerine teslim edecek ve bu gidişatı düzeltecek kişilerde yine kulüp başkanları değil mi? Evet Evet, kendisini çok yakından tanıdığım Süleyman Başkan çok doğru bir söz söylemiş. Ancak dediğim gibi bu düşünceye ilk önce yine kulüp başkanları karşı çıktı ve başkanı insafsızca eleştirerek yerden yere vurdular. Çünkü işlerine gelmedi işi “Liyakat ve ehliyet” sahibine vermenin göze alınması gereken bedelleri vardır. Bunu herkes kaldıramaz ve yapamaz. Bu bedelleri göze alıp göğüsleyebilecek başkanlarımız olmalıdır ama dediğim gibi nerdeeee? Benim tespitim şu; Türk futbolu TFF’den tutunda kulüplere kadar, taraftarından tutunda hakemlere kadar, hocasından tutunda futbolcusuna kadar, basınından tutunda gazetecisine kadar hiçbir makam ve mevki hazır değildir bu değişime. Neden diyecek olursanız herkes öyle ya da böyle bir yol tutturmuş yürüyor ve bir düzen kurmuş idare ediyor. Bu düzenin ve sistemin değişmesi çok çok hatta çok çooookkk insanın menfaatlerine ket vurur! Vel hasılı sevgili dostum, kardeşim Süleyman Başkan, güzel ve hoş söylüyorsun söylemeye de seni anlayacak, hak verecek topu topu insan sayısı iki elin parmaklarını geçmez. Yine de yüreğine sağlık. Bu sus pus kesilmiş Türkiye’de cesaretinden ötürü seni kutluyorum ve gözlerinden öpüyorum.

Ancak unuttuğun bir şey var burası Türkiye!

Ülkemde o dediğin işler öyle olmuyor, onun için bu ülke çok zor düzelir vesselam…

Selam ve dua ile…