Biz alkışa devam

 

Bu yılki Mavi Bayrak ödülleri açıklandı. Uluslararası kriterlere göre yıldan yıla Mavi Bayrak sayısını artıran Türkiye bu sene dünya üçüncülüğündeki yerini korudu.

Akçakoca’yı bilen bilir. Doğru dürüst kumsalı yoktur ama “turistik yer” dendiğinde Karasu’dan önce akıllara gelir. Daha önce 3 Mavi Bayraklı plajı olan Akçakoca,  bu sayının ikiye düşmesinden rahatsız olmuş.

İlçedeki internet siteleri falan olayı haber yapmış, sorgulamış.

Karasu’da denizi gördüğün yer plaj kabul edilebilir. Kayalık yok. Alabildiğine kumsal. Karasu’da tek Mavi Bayraklı plaj kalmış. Üstelik Sakarya’da tek plaj bu. Geri kalan ilçelerdekilerde Mavi Bayrak falan kalmamış.

Boydan boya kumsal. Dünyanın en kaliteli kumu bizde falan hikaye…

Yanı başımızdaki Kocaeli’nde tam 7 Mavi Bayraklı plaj var. Sende hammadde olsa ne yazar. Mühim olan mamuldür.

Akçakoca’nın bayrak kaybetmiş hali bizim iki katımız. Kumsalı bizimkinin bilmem kaçta biri kadar olan Kocaeli’nin Mavi Bayraklı plaj sayısı bizim yedi katımız…

Neyse…

Biz alkışlamaya alışkınız biliyorsunuz.

Liman bizde Denizcilik Yüksekokulu Kocaali’de.

Nüfus bizde fakülte Kaynarca’da.

Karasu Lojistik Üssü olacak dedik, Lojistik ile ilgili üniversite bölümünün Ferizli’ye kurulacağını öğrendik.

Hepsini alkışladık.

Mavi Bayraklı plajımız da olmayıversin. Hani Orhan Gencebay’ın dediği gibi, “Her şeyim tamam da bir sensin noksan…”

 

Amaç hizmet mi, düzenleme mi, yoksa terbiye etmek mi

Karasu’da otoparka çıkan bütün yollara öne duba çalışması yapıldı. Şehri güzelleştiriyor gibi görünen bu çalışmanın paralı otopark çevresinde yapılması (ya da buradan başlaması) akıllara bazı sorular getirdi.

Yola alelacele dubalar konuldu. Daha dubaların işe yarayıp yaramadığı bile test edilemeden dubalar söküldü ve yerine beton döküldü.

Asfaltın üstüne duba koymak ya da beton dökmek şehri güzelleştirir mi? Bakış açısıdır. “Güzelleştirir” diyorsanız güzelleştirir.

Yolun ortasına duba koymak ya da refüj yapmak (bu arada “orta refüj” diye bir şey olmaz. Refüj zaten “orta kaldırım” demektir) insanları terbiye etme şekli ise… İnsanları terbiye etmek ne haddimize!

Araçların park düzenli park etmesini sağlayıp, çirkin görüntüyü ortadan kaldırmayı amaçlıyorsak bir nebze anlaşılabilir bir durum ortaya çıkıyor.

Ama…

Amacımız belediye tarafından yüz binlerce liraya mal ettiğimiz otoparkın iş yapması ise…

O koşulda biraz eleştiri almanız normal karşılanmalı.

 

İzlenen politika doğru mu

Karasu Belediyesi bir hizmet politikası belirlemiş durumda. Eskişehir Modeli denilen ve zamanında Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen tarafından uygulanan bir yöntem var. Belediye binasını merkeze koyuyorsunuz. Etrafında daireler çizerek hizmet götürmeye başlıyorsunuz.

Merkez sürekli marka oluyor. Kenarda kalanlar da “Bizim de sıramız gelecek nasılsa” diye beklemeye başlıyor.

Sistem genişledikçe herkes aynı kalitede hizmete kavuşuyor. Sonunda siz de 20 yıl falan belediye başkanlığı yapıyorsunuz.

Bir belediye için uygulanabilecek uygun yöntemlerden bir tanesi aslında. Ancak projenin çok iyi anlatılması lazım. Bir de insanların bekleyecek tahammül gücü…

Karasu’ya 2014 seçimlerinden önce doğalgaz geldi. Yollar kazılmaya başlandı. O günden bu yana yollarımız bir türlü düzelmedi. Haliyle insanların tahammül durumu çok ümitvar değil.

7 yıldan bu yana, Karasu’da doğalgaz, yağmur suyu hattı, meşhur 46 milyonluktan doğan kazılar, su hattı, elektrik kablolarının yer altına alınması, fiber optik kablo döşenmesi derken bir türlü düzgün yoldan gitmek nasip olmadı.

Haliyle 7 yıldan bu yana önümüzdeki baharı bekleyen insanlara şimdi de “Sıranızı bekleyin” demek zor.

Bir sokağa girince bütün işi bitirmek de bir yöntem. Ancak bir taraf yokluktan can çekerken diğer tarafın eksiksiz bir hayat sürmesi kolay kabullenilebilecek bir durum değil.

Bir caddede altyapı üst yapı, aydınlatma hatta bisiklet yolu falan yapılıyor.

Bir kilometre ötede ham yol ihtiyacı var.

İzlenen yöntem doğru mu değil mi? Onu bilemem. Değerlendirmesini yapacak durumda da değilim. Ancak insanlara izlenen politika doğru anlatılmalı. Sabredecek adam ne kadar sabredeceğini bilmeli.

Yoksa iletişim kazalarının yaşanması normal olur.

 

Ben matematikten pek anlamam

Ben sözel öğrencisiydim. En son matematiği 1999 senesinde gördüm. Okulda aldığım ekonomi işletme derslerini saysak bile 15 sene önce işlem yapmışım demektir. Dolayısıyla matematik konusunda ısrarlı değilim.

Ancak aklıma bazı şeyler takıldı. Geride kalan hafta Meclis’te açıklama yapılırken Karasu Belediyesi’nin bütçesinin 6 milyon fazla verdiği (kasamızda 6 milyon liranın olduğu) ifade edildi. Belediye bütçesinde 6 milyon olacağına 6 milyonluk yatırım yapılsa bence daha iyi ama bu benim şahsi fikrim. Neyse…

Hemen ardından 5 milyon 900 bin civarında bir borcumuz olduğu ifade edildi. (Demek ki 6 milyonun 100 bini bizimmiş.)

Karasu Belediye Bütçesi’nin yüzde 92 oranında gerçekleştirildiği ifade edildi. Hemen ardından Karasu Belediyesi’ne bu sene pandemiden dolayı devlet tarafından 32 milyon lira yardım yapıldığı açıklandı (Bu hesaba göre bizim bütçe aslında 31 milyon 900 bin lira açık vermiş.)

Mehmet İspiroğlu döneminde alınan 46 milyonluk kredi için meclis kararı alındı ama İshak Sarı’nın borç yapılandırması yapıp vade farkı olarak borca 50 milyon lira eklemesi için herhangi bir meclis kararı almaya gerek duyulmadı.

Dedim ya ben matematikten pek anlamam.

Anlayan biri çıkar da bana bu durumları anlatırsa pek memnun olurum.

 

Umudumuz şu dağın ardında

Pandemi sürecinin sonuna kadar geldik. Sayılar istenilen seviyeye yaklaştı. Aşılama devam ediyor. Tatmin ediciliği tartışılsa da yardımlar yapıldı. İnsanlar maske, mesafe ve temizlik konusunda bilinçlendi.

Sabredildi. Selamet umuldu.

Geldik vaat edilen haziran ayına.

Önümüzdeki günlerden itibaren işletmeler son hazırlıklarını yapacak. Açılma umudu ile eleman ilanı verenler bile var.

Herkes ekmeğinin peşinde. “Tedbirse alalım ama açılalım” diyen esnaftan artık fedakarlık isteyecek hal kalmadı. Zaten esnafın da fedakarlık edecek gücü yok.

Tüm  bu süreç sonunda açılan işletmeler müşteri akınına uğramayacak. Kıştan yaza geçerken bile arada bahar oluyor. Vatandaşın işletmelerin istediği derecede talepte bulunması biraz zaman alacak.

Geçen yıl bir ayı aşkın süre berberler kapalı kalmıştı da açıldığında yine sinek avlamışlardı.

Kafeler falan da benzer durumu yaşayacak. Kimse pat diye bir iyileşme beklemiyor. Bu bir piyango değil.

Ancak evine ekmek götürme hasreti ile yanan esnaf bir nefes almak istiyor.

Umarız her şey hayal edildiği, planlandığı gibi olur da…

Umutlarımız boşa çıkmaz.