Bir doğalgaz hikayesi

Bundan hemen hemen 12 yıl önce. 2013 yılının sonuna doğruydu. 2014 yerel seçimleri için birkaç ay gibi kısa bir süre kalmıştı. Tabi seçim öncesi olması hasebiyle oldukça hareketli ve bir o kadar da hararetli günlerden geçiyorduk. Siyasi teşkilatlar aday belirleme sürecine girmeye başlamış alttan alttan halk yoklamaları yapılıyordu. Ak Parti de ise yeni bir aday belirlemekten ziyade, belediye başkanlığındaki ilk dönemini sürdüren Ahmet Acar’ın toplumdaki karşılığını tespit etmenin telaşesi yaşanıyordu. O dönem yapılan anketlerde Ahmet Acar’ın seçim sürecinde verdiği sözlerin ne derece yerine getirildiği soruluyordu. Tabi vatandaşın memnuniyeti de.
Acar’ın 2009’daki vaatleri şimdiye göre daha derin daha külfetli işlerdi. Önce belediye teşkilatını toparlayan Acar, işçi memnuniyeti ve maaş işleri gibi bazı sorunları giderek belediyeyi daha işlevsel hale getirdi. Ona göre yerinden ve gelirinden memnun olmayan işçi düzgün hizmet edemezdi. Bir yandan da su şebekesinin bakım ve onarımı, elektrik ve telefon hatlarının yer altına alınması, yağmursuyu deşarj hatlarının yeniden imarı gibi bazı altyapı işlerine de önem verdi. Zira altyapısı olmayan bir ilçeye üstyapı inşa etmek ziyandan başka bir şey değildi. Çok ciddi zaman ve emek de harcadı.
Ahmet Başkan’ın ilk döneminde söylediği vaat niteliğindeki bir söz de doğalgaz meselesiydi. Yanlış hatırlamıyorsam 2012 yılının Eylül ayı gibiydi. Doğalgaz işi için kamuoyuna açıklanmış net bir adım yoktu ama bazı görüşmeler yapılıyordu.
Çarşıda kan ter içinde çalışıyordum. Telefonum çaldı. Belediyeden aradılar. Ahmet Başkan’ın müsait bir ara uğramamı istediğini söylediler. İşimi bitirip mesai bitmeden yetiştim. Ahmet Başkan’da misafirlerini uğurlamış beni bekliyordu. Çayımızı suyumuzu söyleyip kapıyı kapatıp oturduk. Ben az buçuk tahmin etsem de konuyu Ahmet Başkan’ın özetlemesini bekledim. Zaten sık sık görüştüğümüz için konuya vakıftım, merak ettiğim son gelişmelerdi. Ahmet Başkan masasının üzerinde duran bir dosyayı göstererek konuya giriş yaptı. Dedi ki “Biz Kocaali’ye doğalgazı getirmek istiyoruz. Bu sadece istemek değil. Getirmek için ne yapılması gerekiyorsa yapmaya kararlıyız. Birkaç gün önce BOTAŞ’la görüştük. Kocaali’ye doğalgaz verebileceklerini söylediler. Ama bunun için bazı şartları var. Kocaali’den ön müracaat istiyorlar. Dört bin küsur müracaat olursa bu işi hallederiz. Vatandaşın başvuru yapması lazım. Ne kadar çok başvuru olursa veya yeterli sayıyı ne kadar çabuk toplarsak işi de o kadar hızlı başlatırız. Yerel basın olarak bu konudaki fikrin nedir, birlikte ne yapabiliriz?” dedi. “Bu Kocaali’nin geleceği için büyük bir proje. Şartlara bakılırsa zor bir süreç ama hem şartları zorlar hem de vatandaşı ikna edersek bu işin altından kalkarız. Her konuda destek vermeye hazırım” dedim. Bazı verileri alıp çıktım. Hemen akabinde kurumumuzun sahibi Münir Ali Kara ile görüştüm, konuyu izah ettim. Kocaali’ye doğalgaz gelmesi için yapılan çalışmalarda vatandaşın asli çıkarlarını göz önünde bulundurarak kurumsal anlamda maddi manevi hiçbir menfaat gözetmeksizin destek olmak konusunda anlaştık. Ben de bu konuda aldığım tam yetkiyle çalışmaya başladım.
Bu arada 2013 yılının Şubat ayında Kocaali’nin doğalgaz işi için kritik bir dönemdir. 2013/4347 Numaralı Bakanlar Kurulu kararıyla merkez nüfusu on binin üzerinde olan ilçelere BOTAŞ tarafından doğalgaz verilmesi kararlaştırıldı. Biz de Kocaali’yi o karardan yararlandıracaktık.
Velhasıl üzerinden birkaç hafta süre geçti. Grafik ve reklam çalışmalarımızı yaptık. Belediyenin kullandığı birçok afiş ve reklam çalışmasını birlikte hazırladık. Bunları hem gazetemizde kullandık hem de vatandaşla birebir görüşerek tepkisini ve beklentisini ölçtük. Yaptığımız haberlerde de bunun bir seferberlik olduğunu özellikle vurguladık. Üç dört farklı cepheden çalışmaya başladık.
O dönem halkın bir kısmı bu işe sahip çıktı. Bir kısmı da anlam veremediğim bir şekilde karşı çıktı. Kimisi yeterli sayının yüksek oluşuna karşı çıktı. Kimisi o dönem talep edilen 335 Lira’lık başvuru ücretine karşı çıktı. Şey demişlerdi “Ortada fol yok yumurta yok. Doğalgaz gelecekmiş. Ben şimdi bu hikayeye inanıp neden gidip cebimdeki parayı yatırayım. Madem gelecek, o zaman geldikten sonra veririm. Önce getirsinler bakalım”. Hatta bir kısmı da “Bedava verseler almam” demişti. Şaşırmıştık.
Bu bahsettiğim süreç 2013’ün sonuna kadar devam etti. Seçim sathı mahalline girdik. Ahmet Acar’ın ikinci kez adaylığı netleşti. 2014 seçim sürecinde rakipleri harıl harıl çalışıyor proje vaat anlatıyor oy topluyordu. İktidar partisinin belediye başkan adayı Ahmet Acar da seçimi falan unutmuş doğalgaz için başvuru topluyordu. Gittiği mahallelerde oy değil, vatandaştan doğalgaz için ön başvuru yapmalarını istiyordu. Hal böyle olunca ne oldu biliyor musunuz? Doğalgaz projesinin adı ‘AKP Projesi’ “AcarGaz Projesi’ oldu. O dönemde muhalif bazı kesimler ne dedi biliyor musunuz? “Madem Ahmet Acar doğalgaz getirecek, o zaman gitsin AKP’liler müracaat etsin. Gaz gelince biz de bakarız”. Yemin ederim bu sözleri kendim bizzat işittim.
Tabi seçim süreci geçti Ahmet Acar’ın ikinci dönemi başladı. Bu arada Kocaali’de de müthiş bir altyapı seferberliği başladı. Belediye bir caddenin asfaltını kaldırımını söküyor, Telekom bir caddeyi kazarken yan caddede SEDAŞ kazı yapıyordu. Ara sokaklarda yağmursuyu hattı için kazı yapılıyordu. İlçe merkezi şantiye alanı gibiydi. Bir yağmur yağdığında caddeler sokaklar çamur içinde kalıyor vatandaş çamurdan adım atamıyordu. Üstü başı çamur olduğu için bağıran çağıran, belediyeye, Ahmet Acar’a sitem edenler gırla gidiyordu. Ahmet Acar’ı sokakta yakalayan ya çamurdan şikayet ediyordu ya da toz bulutundan. Hani “Yakalasa bir kaşık suda boğar” derler ya, aynen de o misal.
2015’in yaz ayları gibi. Kocaali’de çarşının içi toz duman. Ahmet Başkan çıktı bir gün dedi ki “Vatandaşın tozdan çamurdan dolayı yaşadığı mağduriyeti görüyoruz, biliyoruz. Ama kimse kusura bakmasın bu böyle birkaç ay daha devam edecek”. Millet bir özür, hani bir alttan alma falan beklerken Ahmet Başkan burnunun dikine gitti. “Toza çamura devam” dedi. Millet şaşırdı.
Biz konuyu zaten biliyorduk o yüzden tebessüm edip geçtik. Ahmet Başkanın hedefi, ilçedeki cadde ve sokaklar kazılmışken doğalgazı da yetiştirip tek seferde kapatıp gitmekti. Asfalt maliyetini düşürmek istiyordu. Zira sonra kendisi de bu amacını açıkladı.
Bu arada ciddi gelişmeler de oldu. Kocaali doğalgazı BOTAŞ’tan alacaktı. Ama BOTAŞ gazı Hendek’ten Çamdağı’nı aşarak getirecekti. Gazın Kocaali’ye gelmesi dört yıl sürecekti. Ahmet Başkan “Biz dört yıl bekleyemeyiz bize acil lazım” dedi. BOTAŞ’ı pas geçip AGDAŞ’la görüşmeye başladı. Zira AGDAŞ’ın Karasu’dan hat çekmesi daha kolaydı. Ayrıca BOTAŞ, dört bin ön başvuru isterken AGDAŞ iki bine razı oldu. 2016’nın ilk aylarında yanlış hatırlamıyorsam 1900 gibi bir rakama ulaşıp AGDAŞ’ı ikna ettik. 2016’nın Ekim ayında meydanda bir tören düzenlendi ve Kocaali’de doğalgazın ilk ateşi yakıldı. Gerçekten sıkıntılı bir süreç o gün noktalandı. Sonra ilçe merkezinin hatları döşendi evlere gaz bağlandı.
Bu gün Kocaali’de ilçe merkezinin yüzde yetmişe yakın bir kısmı gaz kullanıyor. “Ortada fol yok” diyenler, “AhmetGaz projesi” diyenler, “AKP projesi” diyenler, “Bedava verseler almam” diyenlerin neredeyse tamamı evlerinde tertemiz doğalgaz kullanıyor. Geçtiğimiz yıl Caferiye TOKİ’ye gaz gitti. Turan Başkan da kaldığı yerden devam ediyor. Birkaç gün önce Alandere’nin eksik kısmı, Kadıköprü ve Caferiye merkezi için yeni çalışma başladı. Ayrıca Karşı Mahalle, Yeni Mahalle’nin eksikleri ve Gündoğdu Mevkii için çalışılıyor. Önümüzdeki yıl için de Gümüşoluk ve Kirazlı Mahallelerinin doğalgaz planlaması yapılıyor. Öyle sanıyorum ki birkaç yıl sonra, Caferiye üzerinden Demiraçma Kozluk güzergahını, Kestanepınarı, Şerbetpınar hatta belki de Karapelit Açmabaşı güzergahı için konuşuyor olacağız. Hani derler ya “Nereden, nereye” diye. Bizim ki de o misal. Sağlıkla kalın…






