Hukuken haklısınız da

Karasu’da bir vatandaş rutin trafik denetimi esnasında aracında bağlama olduğunu öğrenmiş. Ardından aracının bağlanması gerekmiş. Aracı bağlanan kişi sosyal medya hesabından bir paylaşım yapmış ve şort-atlet yolda kaldığını ifade etmiş.
Konunun içeriği anladığım kadarıyla Karasu Belediyesi’ne olan borç. Aracı bağlanan kişi kendisine tebligat dahi yapılmadığını söylüyor ama e-devlet’te borç görünüyor. Jandarma işlem yaparken mahkeme kurma şansınız yok. Evrakta ne yazıyorsa o.
Borç var. Tebligatta yapılmış görünüyor. Hayırlısı olsun.
Bu koşullar altında Karasu Belediyesi haklı. Buna kimsenin bir şey dediği yok. Vatandaşın borcunu ödemesi de gerekir. Bunda kimsenin diyeceği bir şey yok. Hatta “Zamanında borcunu ödeyenler enayi mi” demek de mümkün de…
Eskiden bu yana söylene gelen bir söz vardır, şüyuu vukuundan beter derler. Yani bir şeyin etkisi olmasından daha fazladır.
Bir kişinin aracı bağlandığında belediye bir alacağını tahsil ediyor. Ancak yapılan olumsuz propaganda ve yaşanan mağduriyet elde edilen kârın üstüne çıkıyor.
Peki ne olacak? Karasu Belediyesi alacaklarından feragat etsin, getiren getirsin getirmeyeni Allah’a havale mi edelim?
Aslında bunun da bir ara formülü var. Borcu olan kişilerin üstüne olan mallara “satılamaz” şerhi konur. Bu kişilerin belediye ile işleri olduğunda borçlarını ödemeden işlerinin yapılamayacağı söylenir ve bu şekilde tahsilat sağlanmış olur.
BU DA OLMUŞ
Karasu Belediyesi’nin borçlar tahsilatı için araçlara yakalamalı haciz koydurması beraberinde farklı mağduriyetler de getiriyor. Bize ulaşan biri sınavdan dönerken ailesi ile birlikte araçtan indirildiğini, pazar günü bir şekilde borcu ödemelerine rağmen evrakın sisteme işlemesinin zaman almasından dolayı saatlerce bekletilmek durumunda kaldıklarını söyledi.
Bir başkası ise Adapazarı’nda kalp krizi geçiren yakınına refakatçi olarak giderken uygulamaya denk geldiğini ve aracının bağlandığını ifade etti.
İnsanlar borçlarını ödemeliler. Karasu Belediyesi de hakkını aramalı. Ama sanki biraz daha insani davranılmalı…
FINDIK NİYE YERDE KALIYOR
Pandemi sürecinden bu yana fındık toplamak sorun oluyor. Hadi bu sene havalar müsaade etmedi ve işçi randımanlı çalışamadı. Geçen sene de fındık işçisi sıkıntısı yaşandı. Ona ne diyeceğiz?
Aslında fındıkta işçi sıkıntısı yaşanmasının nedeni gün gibi ortada. Eğitim politikası. Okullar normalde eylülün ikinci haftası ya da talebe göre üçündü haftası açılırdı. Zaten ilk hafta her türlü tolere edilirdi. Böylece eylül sonuna kadar işçi kıtlığı diye bir dert olmazdı.
Geride kalan yıl okullar erken açıldı. Pandemiden çıktığımız için kimse okulların ne zaman açıldığını umursamadı. Çocukların okul hasreti ile ailelerin çocukların evde olmasından sıkılmışlığı baskın geldi ve çocuklar okula erken gitti.
Bu yıl da okullar eylül ayının ikinci haftasında açıldı ama birinci sınıfa gidenler için bir hafta erken eğitim verildi. Dolayısıyla okulların açıldığına ilişkin psikolojik baskı başlamış oldu. 12 Eylül’de de okullar resmen açılmış oldu. N’oldu bizim fındık?
Bir şeye talep artarsa fiyatı yükselir de… Fındık işçisi öyle değildir ki! Sezonun başında fiyatı belirlenir ve sene sonuna kadar değişiklik göstermez.
Son birkaç yıldır, fiyat her ay değişiyor. Yerine göre günlük değişen de var. Fırsattan istifade. Bununla ilgilenen var mı? Yok!
Herkes fındık fiyatı ile ilgileniyor. Kardeşim kuruması, depolanması, nakliyesi, randımanı ile ilgilenmiyorsun anladık da bari toplanması ile ilgilenin.
SEZON NASIL GEÇTİ
Hani Ayna grubu tarafından seslendirilen ve daha sonra siyasiler tarafından da kullanılan bir parça vardı ya: “Bir hışmılan geldi geçti peh peh peh” diyordu. Bizde bütün yazlar bu şekilde geçiyor.
Sezonun başında pek öngörülemeyen bazı sıkıntılar çıkıyor. Sorunları halledene kadar da kış geliyor, sezon tamamlanıyor.
Bu sene sahilden kaldırmayı planladığımız beach’lerin sayısını artırdık mesela. Lunapark’ı kaldırdık yerine de bir şey koyamadık. Arazi kimseye yar olmamış oldu.
Havalar çok müsaade etmediği için denize girilen gün sayısı azaldı. Bu sayede boğulma vakaları azaldı.
Havaların kötü gitmesine bir de ekonomik şartların olumsuzluğu eklenince belediyenin yeterli hizmet üretmesi de mümkün olmadı.
Acarlar Longozu sessiz sedasız açıldı. Milyonlarca kişi geldi ama bu kişilerin Karasu ekonomisine ne kadar katkı sağladığı ile ilgili elimizde bir veri henüz yok.
Karasu’daki ev fiyatlarının yükselmesinden dolayı ucuza ev alan bir kısım vatandaş evini sattı. Bu da beraberinde kitlesel bir değişim getirdi. Nispeten daha fazla para harcama eğiliminde olanların sayısı arttı. Bu da esnafın bir nebze olsun para kazanmasına neden oldu.
Atatürk Anadolu Lisesi’nin proje okulu olarak seçilmesi sayesinde Karasu nitelikli bir okul kazandı. Ancak Anadolu lisesi yazacak öğrenciler sınavla öğrenci alan bu okula gidememiş oldu. Okulda Anadolu liselerinde bir eksilme yaşanmış oldu. Bu eksiklik diğer okulların kapasitelerinin artırılması ile aşılmaya çalışılıyor. Ama önümüzdeki yıl kesinlikle bir Anadolu lisesi açılması için gerekli girişimlerde bulunulmalı.
Gerçi Öğretmen Lisesi olarak 15 yıl kadar önce açılan okulun binası bu sene sonuna anca yetişecek ama…
Sonuçta bir Anadolu lisesinin daha lazım olacağı gün gibi ortada. Neyse o ayrı bir yazı konusu.
Büyükşehir’den yeterince hizmet alamadığımız, okul yönünden güçlendiğimiz, yönetim yönünden kontrolü bizde olmasa da durumu idare edebildiğimiz, kültürel yönden bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar aktivitede bulunduğumuz bir sezonu geride bıraktık.
Hemen her sezonun sonunda gelecek sezonun planlamasının bu sezonun son günü geldiğinde yapılmasını öneririm ama bunu kimse ciddiye almaz. Alsa da planlama yapsa böyle olmaz.
Önümüzdeki yaz genel seçim var. Öte yandan yerel seçim öncesi son yazımız olacak.
Önümüzdeki sene her yer hizmete doyacak. Çünkü başka çare yok!








