Ekonomi neden bu halde

 

Son aylarda yaşanan ekonomik dalgalanma hepimizin hayatını etkiliyor. Herkesin de ekonomik sıkıntıların nedeni ile ilgili bir fikri var.

Bir yanımız siyasi bir yanımız basın mensubu olunca herkes bir şekilde derdini ve çözüm önerilerini bizimle paylaşıyor.

Şimdi size aktaracağım olay aramızda kalsın. Gerçekten de yazıp yazmamayı elli kere düşündüm. Sonunda yazayım dedim. Sizden gizli neyim olabilir ki.

Gelelim konuya…

Adamın biri geldi (ismini söylemek uygun olmaz. Artık o kadar da değil). “Dolar neden yükseliyor biliyor musun” dedi? “Kendimce fikirlerim var. Ama kesin sorunu bilsem çözüm için yollara düşerdim. Ekonomik parametreler birbirinden çok farklıdır” falan diyecek oldum. “Hiçbir şey bilmiyorsun” dedi. “Doğrudur” dedim.

“Bak Başkan” dedi. “Bizim ilçemizde kaç tane yabancı uyruklu kadın çalışıyor biliyor musun? 500 tane. Bu kadınlar gecede 1000 lira kazanıyor. En az…”

Kestim sözünü “Sen nerden biliyorsun” dedim, gülerek. “Kendim veriyorum çoğu gece” dedi.

“Bu kadınlar her gece 500 bin lira kazanıyor. Aylık kaç lira eder sen hesap et. Kadınlar paranın tamamına yakınını dolara çevirip ülkelerine gönderiyor. Bu ülkede Karasu gibi 30 tane ilçe olsa dolar fiyatının nasıl ve ne şekilde etkilendiğini hesap edebilir misin” dedi.

Çarptım, topladım… Gerçekten büyük bir bedel ortaya çıkıyor.

Eğer söylediği sayılar doğru ise ekonomik krizi bitirmek için ahlaksızlığı bitirmek lazım…

 

TOPALOĞLU YENİDEN

Gidişi sessiz olmamıştı, dönüşü birlik mesajı içeriyor. İsmail Hakkı Topaloğlu çok uzun yıllar Karasu Muhtarlar Derneği Başkanlığı yaptı. Pek çok dönem karşısına aday da çıktı ama kim çıkarsa ezdi geçti.

O dönem karşısında kimse durabilecek gibi değildi. Hem Fon’da hem Köylere Hizmet Götürme Birliği’nde hem de İçme Suyu Birliği’nde yönetimde yer alıyordu.

Karşısına aday çıkanlara en az iki kat fark atıyor, bir sonraki dönem karşısına çıkacak olanları da umudunu yok ediyordu.

2010 senesinde Hamza Uğur ve yönetimi bu egemenliğe son vermişti. Yanılmıyorsam 52 muhtarın oy kullandığı seçimi Uğur ve yönetimi az bir farkla almıştı. O günden sonra da Topaloğlu dönemi sona erdi. Kendisinin yerine gelen Hamza Uğur da daha sonraki dönemde yerini sağlamlaştırdı ve sonrasında da Belediye Başkan Yardımcısı oldu.

Pazartesi günü yeniden Muhtarlar Derneği seçimi yapıldı. Seçime İsmail Hakkı Topaloğlu tek aday olarak girdi. Kazandı.

Yeni dönemde muhtarlar arasında birlik sağlanacağının mesajını vermek için haftalar öncesinden geziler yapıldı. Pek çok kişi ile fotoğraf verildi.

Seçim öncesi Arap Baharı gibiydi. Birlik mesajları falan.

Tabi mühim olan seçim sonrası.

Seçim sonrasında da gerçekten muhtarlar arasında birlik kuvvetlendirilebilir ve tek ses olmak mümkün olursa her sorun daha adil dile getirilir ve çözüm odaklı adımlar atılırsa seçim öncesinde oluşan beklenti karşılık bulabilir.

Ancak eskiden yapılanların intikamı alınmaya çalışılır, birlik ortamını sağlamak yerine bir kişilik egemenlik kurulursa dağ fare doğurmuş olur.

Bekleyip göreceğiz…

 

UFUKTA BİR TEHLİKE GÖRÜNÜYOR

Gözümüzün önünde kayıplar yaşanıyor. Kayıp olduğunun bile farkında değiliz. “Su akar Türk bakar” demiş birileri. Biz de seyrediyoruz önümüzden geçip gidenleri.

Karasu’da tam fırsat kaçmak üzereyken oluşturulan bir kooperatif var. Liman’daki taşımacılık işlerini yapmak üzere kurulan Liman Kooperatifi’nden bahsediyorum. Eğer bu kooperatif kurulmasaydı Liman’a gelen ürünlerin taşınması Karasulu olmayan kişiler tarafından yapılacaktı. Bu şekilde ilçede kalması muhtemel para elimizden uçup gidecekti. Şimdi en azından para kendi esnafımızda kalıyor.

Ancak birkaç yönden dinlediğimiz bir tehlikeyi sizinle paylaşmak zorundayım. Taşımacılık işine yeni girenlerin pek çoğu aslında yeni tırcı olmuş durumda. Sermayeyi kısa sürede karşılayıp, yakın zamanda çok gelir elde etmeyi amaçlayanların sayısı az değil.

Hal böyle olunca profesyonel yaklaşım değil, para odaklı pazarlık ortamı meydana geliyor. Şimdilik sorun dile getirdiğim kadar. Yani çözülemeyecek aşamada değil. Ancak profesyonel yapı oluşturulmadığı sürece tehdit büyüyecek gibi. Farklı limanlardaki arkadaşlarımızla yaptığımız görüşmede benzer sorunların oralarda da yaşandığını öğrendik. Oralarda bulunan çözüm, daha büyük ulusal ve uluslararası lojistik firmaları ile yola devam edilerek çözülmüş. Yerel kooperatifler de büyük firmaların taşeronluğuna razı olmak durumunda kalmış.

Karasu için şimdilik bu şekilde bir tehlike yok. Ancak uzun vadede yaşanması muhtemel sorunu görüp ona göre hareket etmek lazım.

Bu hem Liman işletmesini hem de Karasulu Tırcıları bekleyen bir tehlike gibi duruyor. Her iki kanadın da gerekli adımları atması ve düzenin korunması bizim temennimizdir.

 

KÜÇÜK ŞEYLERE TESLİM OLMAK

Bir sorunla karşılaştığımda ilk olarak “Bu konu bir sene sonra benim için ne kadar önem taşıyacak” diye düşünürüm. Soruna o şekilde yaklaşınca daha sağlıklı düşünüyor insan.

Biz “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” diyen bir peygamberin ümmeti olmakla övünürken, yağ krizi çıkacak diye marketlere hücum etmeli miyiz?

Paylaşma temelinden gelen bir millet olmayı en büyük özelliklerimizden biri sayarken, aç gözlülük yapıp döviz satın almalı mıyız?

Artan gübre fiyatlarını, yüksek faturaları gibi can sıkıcı, can yakıcı konuları dilimize dolayıp, eleştirilerimizi hakarete dönüştürmeli miyiz?

Tüm bu sorunlar karşısında geleceğimizi düşünerek mi yoksa bu sorunlardan medet uman, bulanık suda balık avlama peşinde olanların beklentileri doğrultusunda mı hareket etmeliyiz?

Doğru soruları sorar, samimi cevapları verirsek aslında problemlerimizin çok büyük bir kısmı sona erecek gibi…