Yabancıya teşvik önemli de

 

Her ülke yabancı yatırımcıları çekmeye çalışır. Yabancı sermaye demek üretimin yarı yerli olması, vergi gelirlerinin artması ve yeni istihdamın sağlanmasını amaçlar.

Türkiye Cumhuriyeti yeni teşvikler kapsamında pek çok yabancı yatırımcıya teşvik sağladı. Bunlar sayesinde ülkemizdeki işsizlik ciddi oranda düşecek, orta ve uzun vadede de vergi gelirleri artacaktır.

Bunun yanı sıra ihracat da yükselecek ve ülkeye döviz girdisi sağlanacaktır.

Fındık üreticisinin yakından tanıdığı Ferrero firması da teşviklerden payını almış. 667 milyon lirayı bulan teşvik beraberinde vergi indirimini de getiriyor.

Ülkemiz bir yandan koronavirüs ile savaşırken diğer yandan da ekonomik kurtuluş savaşı veriyor.

Ferrero bu aşamada yatırım şartlarını sağladığı için devletin “Ben sana teşvik vermiyorum” demesi doğru olmaz. Ancak aynı teşvik yerli firmaya verilseydi durum daha iyi olur muydu?

Asıl yanıt verilmesi gereken soru bu!

Mesele Türkiye’nin yerli ve milli kuruluşu Fiskobirlik yeni atılımlar içinde. Lütfi Bayraktar, Fiskobirlik’in ciddi yatırımlar yapmasını sağladı. Piyasaya yepyeni ürünler sunuyor. Her ne kadar fındık üreticisinde henüz bu durum heyecana neden olmasa da yakın gelecekte Fiskobirlik’in çok önemli bir ticari başarı elde edeceğine tanıklık edeceğiz.

Yarım milyar lirayı aşan teşvik eğer Fiskobirlik’e verilseydi yepyeni bir Türk markası dünya pazarındaki yerini alabilir miydi?

Fiskobirlik ile Ferrero fındık pazarında fiili olarak rakip durumunda. Ferrero’ya verilen teşvik dengeleri Fiskobirlik aleyhinde bozacak mı?

Yani şartlar birbirine yaklaşırken birden bire Ferrero’ya verilen teşvik yerli kurumun pazardaki durumunu olumsuz etkileyecek mi?

Tüm bunları zaman gösterecek.

Şimdi bildiğimiz bir şey var ki fındık ürünleri piyasasında kartlar yeniden karılacak. Fiskobirlik bu duruma karşı yeni adımlar atmak, yeni kaynaklar bulmak durumunda kalacak.

Allah yardımcıları olsun.

 

Trafik kuralları hiçe sayılıyor

Sokağa çıkma yasağının uygulandığı zaman dilimlerinde gazeteci olmamız hasebiyle gözlemde bulunuyoruz.

Bilindiği gibi bu süre içinde görevi olmayan vatandaşların araçları ile sokağa çıkmaları kısıtlanmış durumda. Ancak bazı durumlarda vatandaşlar araçlarını alıp, kısa ya da orta mesafedeki yerlere gidiyor. Ancak araçla yola çıkan vatandaşlar bazen yolların boş olmasını fırsat bilerek bazen de görevlilere yakalanma kaygısı ile trafik kurallarını hiçe sayıyor.

Görevliye yakalanmanız durumunda belki para cezası ödüyorsunuz ancak trafik kurallarına uymamanın bedelini canımızla ödüyoruz.

En iyisi kuralların tamamına uymak elbette. Ama “Madem bir kuralı ihlal ettim, o halde diğer kurallara uymama da gerek yok” diye düşünmek hayati hatalara neden oluyor.

Lütfen daha dikkatli davranalım.

 

Rakım neden yazılmıyor

Şehir girişlerindeki tabelalarda değişikliğe gidiliyor. Sürekli değişen nüfus bilgisi Karayolları’nın görünmez maliyetleri arasında yer alıyormuş.

Buraya kadar sıkıntı yok. Bir ilin nüfusunu merak eden gider internete bakar. Sürekli değişen nüfus bilgisini güncellemek de gerçekten zahmetli bir iş olabilir.

Kafamıza takılan nokta rakım (bir yerin denizden yüksekliği) neden tabelalardan siliniyor? Bu bilgiyi silmek de aslında bir maliyet değil mi?

Üstelik bildiğimiz kadarıyla rakım bilgisi değişken de değil!

 

Sahil Güvenlik’ten ceza

Hafta sonu sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. Ancak belli saatlerde yürüme mesafesindeki marketlere gidilmesine müsaade ediliyor. Ancak bazı vatandaşlar yürüme mesafesinde olduklarını düşünerek deniz kenarında balık avlamaya gidiyor. Sahil Güvenlik ekipleri de, sokağa çıkma yasağına uymayan ve balık avlamaya giden vatandaşlara sokağa çıkma yasağı kesiyor. Sokağa çıkma yasağı cezasının Sahil Güvenlik ekipleri tarafından kesilmesi ise bizim ülkemize özgü bir durum olarak karşımıza çıkıyor.

 

Yeni yıldan beklentim

“Yeni yılı kutlamak günah mı değil mi” tartışması yılın bu döneminde sıklıkla gündeme gelir. “Kutlanan noel midir yoksa yeni yıl mıdır” geyikleri hep prim yapar.

Takvim değişikliği insanların muhasebesini yapması açısından önemlidir. Bu konuda herkes hemfikir. Gelecek planlaması açısından da takvim değişikliği önemseniyor.

Geride kalan yıl ülkemiz ve tüm dünya ciddi sıkıntılar yaşadı. Bunları tekrar edip canınızı sıkmak istemem.

2020 yılı bize çok şey öğretti. Hayatımızda ciddi değişikliklere neden oldu. Asla unutamayacağımız ve ibret almamız gereken olaylar yaşadık.

Koronavirüs belası ile tanıştık. Deprem gerçeği bir kez daha karşımıza çıktı. Sevdiklerimize dokunamamanın, komşu ziyaretlerinde bulunamamanın eksikliğini hissettik.

Önümüzdeki yılın bize önce sağlık getirmesini ve 2020 yılının bizden koronavirüsü alıp götürmesini temenni ediyorum.

Yeni yıldan en önemli beklentim bu.

Allah bizi bir daha böyle belalarla sınamasın inşallah.

Yeni yılınız kutlu olsun.

 

Bu hastane kimin

Karasu Devlet Hastanesi’ne tomografi cihazının alınması için yıllar önce girişimde bulunuldu. Girişimde bulunanlar arasında biz de yer aldık.

Bizim ailemizde hastaneye sık gitmek yoktur. Hastalanırsak bir süre kendiliğimizden iyileşmeyi bekleriz. Ağrılarımız dayanılmaz hale geldiğinde hastaneye gideriz. Ancak babamı hastanede doktor olmadığı için kaybettiğimi yazmıştım. Yani hastanenin kime ne zaman lazım olacağını kimse bilemez.

Hani derler ya Allah düşürmesin ama Allah eksikliğini de vermesin… tam da o hesap.

Karasu Devlet Hastanesi hepimizin. O halde buradaki eksiklikler de hepimizin eksikliği. Hastanede tomografi cihazının olması durumunda pek çok duruma Karasu’da müdahale edilmesi demek. Dakikalar sürecek bir tetkik için Adapazarı’na gitmek zorunda kalmamak demek.

Kaldı ki Karasu Devlet Hastanesi artık fiili olarak Kocaali’ye de hizmet ediyor. Kocaali’deki hastaların da Karasu’da bu hizmeti alması demek.

Yaz aylarında gelen turistler ve fındık işçilerini düşündüğünüzde Karasu’da bu ihtiyacın ne durumda olduğunu bir kez daha anlamış olursunuz.

Tüm bu söylediklerimizi Karasu’dakiler çok iyi biliyor. Ancak geldiğimiz noktada bunların etkili ve yetkili makamlar tarafından dile getirilmesi gerekiyor.

Siyasi partilerin görevi yalnızca teşkilatlarını güçlendirmek ve seçime hazırlanmak değildir.

Ulaşabildikleri etkin noktalara temas etmek ve vatandaşların çok daha iyi hizmet alabilmesini sağlamaktır.

Bu noktada başta iktidar partisi ilçe teşkilatı olmak üzere her siyasi parti yetkilisi sorumludur.

Aslında bu noktada sivil toplum da son derece önem taşımaktadır ama ilçemiz için sivil toplumun “s”sinden bahsetmek mümkün değildir.

Onun için umudumuz siyasilerin bu noktada girişimde bulunması ve temel ihtiyaçlardan bir tanesi olan tomografi cihazının bir an önce Karasu Devlet Hastanesi’ne kazandırılması gereklidir.

Kimin ne zaman hastaneye ihtiyacı olacağı belli olmaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.