Tutsak

 

30 yıl evvel gittiğim turistik amaçlı bir ABD gezisi sırasında, Türkiye’den kaçak olarak gittiği Amerika’da, 25-30 yıldan beri ülkesine dönmeden yaşayan bir tanıdığa rastlamıştım New York kentinde…

***

Oturup hasbihal ederken bana, “Nasıl oluyor da, işbirlikçi ve tutsak olmuş, ABD ziyaretlerinde Bush’un çiftliğinde ağırlanan, New York’taki dünyanın en pahalı Bijan mağazalarından giyinen, koluna yine en pahalı Roleks saatlerinden takan Turgut Özal’ı seçiyor, hatta Cumhurbaşkanı yapıyor bu Türk halkı anlamıyorum…

***

Turgut Özal, İsrail ve Amerika kaynaklı uluslararası sermaye tarafından, dünyaya egemen kılınmaya çalışılan “Özelleştirme ağırlıklı” ekonomik uygulamalar rejimi olan kapitalizmin değişik bir versiyonu Liberalizmin Türkiye’deki temsilcisi olarak seçenek halinde Türk halkına sunulmuş bir kişidir… Yani dünyayı yöneten, “Uluslararası sermaye” ve onun en büyük temsilcisi ABD’nin tutsağıdır. Bugün Türkiye’nin Cumhurbaşkanı deyince, “hop hop o kadar da değil, biraz fazla ileri gittin” diyerek uyarmaya çalışmış, yabancı bir ülkede, devletimi temsil eden kişiyi, korumaya çalışmıştım güya…

***

Tekrar, bugünlere geldiğimizde, bizim gibi gelişme çabalarını sömürü çarkında bocalayarak geçiren ülkelerin yöneticilerinin hem uluslararası sermaye hem de güçlü lobilerin elinde nasıl da oyuncak olduğunu iç hastalıkları doktoru Sedat Peker’in sunduğu reçetelerden bir kez daha biraz da hayretler içinde kalarak izliyoruz…

Türk halkının önüne, seçenek olarak konan bazı liderlerin, nasıl da tutsak haline getirildiği, bu reçetelerle delilli ispatlı olarak, bugün gözler önüne seriliyor…

***

Sözde, “Dini lider” olarak yıllarca sürdürdüğü faaliyetler sonrası, körpe zihinleri kendine esir birer militan haline getirerek, ülke yönetimini ele geçirmeye çalışan dünün Hoca Efendisi Fetö, bugün ABD’de de tıpkı 15 Temmuz hain darbe girişiminde olduğu gibi yeri ve zamanı geldiğinde, Türkiye’ye karşı kullanılan bir “Tutsak…”

***

Ayan beyan Türkiye’de seçimle iktidara gelmiş bir hükümete karşı, bulunduğu darbe girişimine rağmen, dost ve müttefik (?) Amerika tarafından iade edilmiyor… Pensilvanya’daki çiftliğinde, yeri geldiğinde kullanılmak üzere tutuluyor…

***

Yine hükümet içindeki, parasal ilişkileriyle gündemde olan bu kirli oyunlara alet olan yetkilileri bütün çıplaklığıyla Amerikalı dostlarımıza (?) anlattıktan sonra serbest bırakılarak ABD’de yaşamını sürdüren Reza Zarrap da bir tutsak ve yeri geldiğinde kullanılabilecek piyon olarak elde rehin tutulmaktadır…

***

Ülke içinde, uluslararası sermaye tarafından oynanan oyunlar ise işte Sedat Peker doktorumuzun tarafından çekilen MR sonucu, nasıl da gün yüzüne çıktı bugünlerde bir kez daha ortaya çıkıyordu…

***

Yalnızca iktidar değil muhalefette, bu gizli güçler tarafından, dizayn ediliyor, yolsuzluk, hırsızlık ve talan sonrası çürüyen iktidara karşı “Halkın umudu” gibi gösterilenlerin de, ele geçirdikleri siyasi partiler vasıtasıyla nasıl da, sömürü düzeninin devamı sağlanıyor en son Deniz Baykal’la ilgili iddialarla gün yüzüne çıkıyordu…

***

Benim de, faşist-kapitalist düzene karşı başkaldırı ve umut görerek, peşinden koştuğum Deniz Baykal…

Nasıl da “Etek zafiyeti” sebebiyle eldeki kasetlerle esir olmuş, nasıl da bugün, “Ortadoğu’nun eş başkanlığına” soyundurulan kişinin, iktidar olabilmesi için, ne ödünler verdiği, bugün “Sedat Peker reçeteleri” vasıtasıyla parti içinde MKYK gibi saygın bir yerde görev yapan Korkmaz Karaca denilen kişinin yaptığı iddia edilen p…venklikle öğreniyoruz…

***

Bu kişinin sonradan da, Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu’ndaki üyeliği ise kendisine dün yaptığı hizmetler karşılığı verilen bir ödül oluyordu… Yazık!

***

Faşist ve tek adam rejiminden kurtulmak üzere umut olarak Deniz Baykal’lı CHP’ye koşan halkın nasıl da kandırıldığı “Etek muhabbeti” ile bugün daha iyi gözler önüne serilirken, bugün benim sokakta, kahvede duyduğumda bile yüzümün kızardığı o galiz hakaretleri yapan, (Ayrıca bir yazı konusu yapacağım) Devlet Bahçeli‘nin de, 360 derece dönüşle, AKEPE ve onun lideri Tayyip Erdoğan’a kayıtsız ve şartsız desteğinin arkasında ne var diye de düşünmeden yapamıyorum…

***

Hele, Ergenekon kumpaslarıyla cezaevlerinde ömür tüketen solcu ve Atatürkçü pozlarındaki Doğu Perinçek’in, “Tek Adam Diktatoryasına” destek olması, akıl alacak gibi değil dense de, perde arkasındakiler, perde önüne çıktığında ne kadar da normal olduğu anlaşılacaktır…

***

Tıpkı Zülfü Livaneli gibi, arkadaşlarının “Yapma, etme, tarikat ve cemaatler eliyle, ABD’nin desteklediği Tayyip Erdoğan ile ilgili anayasa değişikliğine gitme” diye ikazları hiç dinlemeden, kendisiyle ilgili kasetler sebebiyle, “demokrasi adına yapıyorum” kandırmacası ile kamuoyunu aldatan Deniz Baykal, bugünkü faşist ve tek adam rejiminin sebebi olmuştur…

***

CHP kurultaylarında destek olduğum, en güzel gençlik yıllarımı verdiğim bu kişi meğerse bir “etek” uğruna kutsal davamızı rehin vermiş karşı tarafa… Yazık…

***

Ben, hakkımı helal etmiyorum… Bugünkü CHP yönetimi de Sedat Peker iddialarını, çok iyi araştırıp Deniz Baykal’ı Atatürk’ün emaneti olan Cumhuriyet Halk Partisi’nden atmalı, adının geçtiği tarih sayfasını yakmalıdır…

***

Yoksa onların da, “Tutsak” oldukları kanaatine varacaktır bu partiye gönül verenler…

***

Haksız mıyım?