Köşe Yazıları

Trafik değil, zihniyet sorunu

Çok şükür dokuz günlük bayram tatilini, her bayramda gördüğümüz ve sıradan hale gelen ufak tefek kesim kazalarını saymazsak kazasız belasız geride bıraktık. Geçtiğimiz Cuma günü akşam saatlerinde başlayan hareketlilik Pazar günü geç saatlere kadar devam etti. İlçenin nüfusu, sahil kesimine gelen tatilcilerimizi de hesaba kattığımızda hemen hemen üç katına çıktı. Günübirliklerle birlikte bu sayı kat be kat arttı.
İlçede kısa zamanda yaşanan bu yoğunluk ilçe halkı olduğu kadar en çok esnafımızı memnun etti. Sadece bayramın birinci günü genel bir sakinlik vardı. Zaten herkes kurban misafir derdine düşmüşken aksini beklemek de hata olurdu. Ama geride kalan sekiz gün merkezde bayram adeta sokakta yaşandı.
Bayram boyunca her fırsatta esnaf gezmeye gayret ettim. Açık olan işletmelerimizle bayramlaştık sohbet ettik. Şunu net olarak söyleyebilirim. Bayram tatilinin uzun olması ve ilçeye girişin yüksek olması esnafımıza yaradı. Müthiş bir ekonomik hareketlilik oldu. Görüştüğüm herkes bayram gelirinden dolayı oldukça memnun. Şahsen hayırlı olmasını diliyor, bol ve bereketli kazançlar temenni ediyorum.
Az önce bahsettiğim bu insan yoğunluğu maddi anlamda büyük bir girdinin kapısını açarken bir yandan da ilçe halkı olarak bir eksiğimizi de yüzümüze vurdu. Zira Kocaali’nin daha doğrusu ilçe merkezinin her bayram yaşadığı kronik sorun merkezdeki trafik sorunu. Bunu bir kez daha canlı canlı gördük. Sabahtan akşama kadar merkezden araçla geçmek neredeyse imkansız oldu. Sık sık trafik kilitlendi. Merkezden geçmek çileye döndü.
Çarşıya alışveriş için gelenler yer bulamadığı için merkezin dışına çıkmak zorunda kaldı. Dörtyol Mevkii’nde duraklama yapacak yer olmayınca insanlar abuk subuk yerlere araba çekmek zorunda kaldı. Dışarıdan gelen ve merkezi bilmeyen yüzlerce sürücü Dörtyol’un göbeğinde bulunan yaya geçidine araba çekmek zorunda kaldı. Merkezde olduğumuz sürece denk geldiğimizi ceza yememesi için uyardık, arabasını kaldırttık. Ama uyarılmayanların sayısı da hayli fazlaydı. Dolayısı ile, muhtemelen bir sürü insan yaya geçidine araba çektiği için ceza yedi. Bu insanlar şimdi ceza tebligatlarını gördüklerinde ne düşünecekler? Buraya ayrı bir şerh koyup kapatıyorum. Boşluğu siz doldurun.
Ben ve benim gibi düşünen birçok insan yıllardır aynı şeyi söylüyoruz. Kocaali’de trafik sorunu değil, büyük ölçüde zihniyet sorunu var. Sabahın köründe kahveye gelen adam arabasını çarşının göbeğine bırakırsa, her esnaf kendi özel arabasını kendi dükkanının önüne çekerse, iş arabaları getirilip saatlerce dükkan önlerine park edilirse, arabaların üstüne satılık yazıları asılıp galeri gibi çarşıya bırakılırsa bir bu sorunu çözemeyiz. Esnaflarımız birbirlerini uyarıp, ana yoları gerçek sahiplerinin kullanımına bırakma iradesini göstermezse biz bu sorunu çözemeyiz.
İstediğimiz kadar yolları tabelalarla donatalım, istediğimiz kadar duba çakalım, istediğimiz kadar kamera koyup cezalar keselim yine de bu sorunu çözemeyiz.
Bu yazıyı Pazartesi günü akşam saatlerinde yazdım. Tam bu satıra geldiğimde ofisimin balkonuna çıkıp yola baktım. Köşe yazıma fotoğraf koyma şansım olsa inanın koyar gördüğüm manzarayı size de gösterirdim. En az 20 araç çarşının göbeğinde park halinde. Bisiklet koyacak yer bile kalmamış. Hemen aşağıda yaya geçidinde park halinde bir araç var, dörtlüleri yakmış bekliyordu. Bir iki dakika kadar izledim. Orta boylu bir beyefendi, elinde eczane poşetiyle gelip araca bindi gitti. Merkezde durum bu. Eczaneye ilaç almaya gelen bir vatandaş uygun bir yere değil de yay geçidine park etmek zorunda kalıyorsa, hiç kimse trafiği sorgulamasın. Biz trafiği kullanmak zorunda olanların neden kullandıklarını değil, her şeyden önce zihniyetimizi sorgulamak zorundayız. Geçmiş bayramımız mübarek olsun. Sağlıkla kalın…