Köşe Yazıları

Önce mi, sonra mı?

Aslında pek fazla yerelin dışına çıkmamaya gayret ediyoruz ama ilgilenmemiz gereken konu dini ve manevi değerlerimizi ilgilendiriyorsa, her şeye bir nokta koyup gereken ne ise yazıyoruz. Mesela Suriye sınırında Şanlı Bayrağımıza yapılan saldırının meydana geldiği günlerde yaptığımız gibi tepkimizi en üst perdeden vermeye özen gösteriyoruz.

Buna net örneği de bundan yaklaşık üç dört ay önce yaşamıştık. İsmini cismini kim olduğunu öğrenemediğimiz birilerinin merkezi sistem üzerinden okunan selayı şikayet edip susturmaya çalıştığı günlerde de gereken ne ise yapmıştık. İşin ilginç tarafı da ilçe genelinde ve toplumda hassasiyeti olan bir kesimin yüksek sesle karşı çıktığı günlerde, maneviyatçı diye bildiklerimizin tek kelime bile etmeden susup tepkisiz kalmaları olmuştu.

Aradan sadece birkaç hafta geçmişti ki mübarek Ramazan ayına girdik. O günlerde de milli eğitim bakanlığı ilk ve orta dereceli okullarda Ramazan ayının manevi ruhunun yaşatılması, “Ağaç yaşken eğilir” misali gençlerimizin küçük yaşlarında bu bilinçle donatılması için bir etkinlik talimatı yayımladı. Okullarımızda da bu talimat gereği müfredata uygun etkinlikler düzenlenmeye başladı. Sonra birdenbire ortaya bir şeyler çıktı. Birileri buna karşı çıktı, karşı çıkmakla kalmadı karşıt gösteriler, basın açıklamaları falan düzenlendi. Okulda okunan ilahi sesinden rahatsız olanlar sırf bu nedenler yaygara kopartıp iç karışıklık çıkartmaya çalıştı. Yine işin ilginç tarafı, kendi çevremizdeki maneviyatçı kesimin tek kelime ses çıkarmaması oldu. Belediye kapılarına, teşkilat kapılarına astıkları tabelalarla sözde ahlak ve maneviyat dersi vermeye çalışanların ezana, selaya, ilahiye saldırı yapılırken sessiz kaldıklarını gördük. Yani tabelaların aslında şovdan ibaret olduğunu gördük.

Yine günümüzün sorunlarından biri gençlerimizin içinde bulunduğu sosyal medya bağımlılığı ve buna bağlı gelişen çeşitli olaylar. Yaklaşık iki ay kadar önce okullarımızda yaşanan, çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin hayatını kaybettiği olayları gördük. Daha cenazelere hastanelerden alınmamışken, sosyal medyada yaygara kopartanları gördük. Kendi çevremizdekiler de bunlara çanak tutmuşlardı. Olaydan bir ay önce “Okulda polisin ne işi var?” diyen şakşakçılarla yol yürüyenler, okul saldırılarından sonra okula güvenlik gelsin demeye başlamıştı. Kendi kendilerini imha ettiler, rezili rüsva oldular, bunu da canlı canlı izledik.

İşin tuhaf tarafı da şuydu ki, buna çanak tutanların, sosyal medyada genel başkan ve milletvekili videosu paylaşanların, ilçedeki teşkilatlarının gençlik adına hiçbir faaliyet yapmadıklarını da gördük. Söze geldiği zaman gençliği savunan, hatta bunu yaparken devletine hakaretler yağdıranların gençlik anlayışlarının ne olduğunu da gördük. Sadece seçim zamanı gençlik toplantıları yapıp, seçimden sonra unutanları da gördük. Bu ilçede gençleri elinden tutup tarih, kültür, doğa gezilerine götüren, spor aktiviteleri, eğitim aktiviteleri düzenleyen, sosyal etkinliklerle bir araya getiremeye çalışan kurumlar varken, bunlara saldıranların doğru düzgün hiçbir şey yapamadıklarına da şahit olduk.

Hiç kimsenin dinini sorgulamak hakkımız değil. Herkesin maneviyatı kendi içindedir. Ancak maneviyata bir saldırı olduğunda da tepki vermek gerekir. Tıpkı şu günlerde olduğu gibi. Çapulcunun biri gösteri adı altında çıkıp, dine kutsal kitaba hakaret edercesine laflar sarf ediyor. Sonra çıkıp bunu savunmaya kalkıyorlar. Kendi zihniyetlerinden bahsetme gereği bile duymuyorum. Onların görevi zaten insan hakkı, özgürlük kisvesi altında kendi görevlerini yerine getirmek. Ben bizim mahalleye bakıyorum. Mahalleye yakın sözde maneviyatçılardan tık ses gelmiyor. “Susmak kabuldendir” deyip geçiyorum. Konu farklı olduğu zaman meydanda basın açıklamaları yapanları, slogan atanları kutsalımıza saldırıldığı zaman ne hikmetse ortada göremiyoruz. Hatta sosyal medyada bile ölü taklidi yapmaya başladılar.

Bu yazıyı yazmadan birkaç dakika önce sözde maneviyatçı bir genel başkanın, kutsalımıza saldıran sözde komedyeni savunan, sonra devlete saldıran suçlu ilan eden vahim bir açıklamasına denk geldim. Kendi sosyal medya hesabı üzerinden sordum ama henüz cevap gelmedi. Şimdi bir kez de buradan sorma gereği duyuyorum. “Beyefendi, islamiyete, kutsal kitabımıza saldıran ciğeri üç kuruşluk sözde komedyeni savunan açıklamanızı namazdan önce mi yaptınız, namazdan sonra mı?” Sağlıkla kalın…