Köşe Yazıları

Neden önemli?

Kocaali için yıllardan bu yana süre gelen ve neredeyse kalıplaşmış diyebileceğimiz bir söylem var. Ne zaman ilçenin gelişmişliğinden bahsedecek olsak cümlenin başına ‘Sakarya’nın en uzak ilçesi’ ibaresini ekliyoruz. Ve bunu büyük oranda da olumsuz içeriklerde kullanıyoruz. ‘Sakarya’nın en uzak ilçesi olmasından dolayı yatırımdan mahrum kalan ilçe’. Sanırım bu tabiri okuduğunda şaşıran yoktur. Az önce dedim ya Kocaali ile kalıplaştı.

Peki hiç düşündünüz mü bir ilin merkezine uzak olmak o ilçenin kaderini geri kalmışlıkla mı belirler? Bir ilin merkezine uzak olmak o ilçenin yatırım potansiyelini ne kadar etkiler? Veya coğrafi konumunun getirdiği avantajları ne kadar engeller?

Elbette ki mesele sadece bundan ibaret değil. Evet, merkeze uzak olmak bir nebze dezavantajdır ama açıp haritaya baktığınızda bu denklemi kırmış birçok ilçenin varlığına şahitlik edersiniz. Yani çözüm nereye ne kadar mesafede olduğun değil, bulunduğun coğrafyayı nasıl kullandığında yatıyor.

Kocaali coğrafi konum olarak her iki tarafından kendisinden çok daha gelişmiş iki büyük ilçenin ortasında bulunan, büyük bir potansiyel yatırım alanı. Biz bunu zaten yıllardan bu yana söylüyoruz. En büyük sorunumuz güzergahımızın işlek olmamasıydı. Karasu’ya yapılan liman ve organize sanayi bölgesi, il merkezinden bu tarafa kayan yatırımın durak noktası oldu. Hem gelişmiş iş gücü potansiyeli hem sanayi alanı hem de liman bir arada olunca böyle bir sonucun ortaya çıkması da zaten kaçınılmaz olandı.

Bir diğer taraf döndüğümüz zaman Akçakoca gerçeği ile yüzleşiyoruz. Deniz turizmi anlamında bizim kadar potansiyele sahip değiller aslında. Ama sanayileşme, fabrikalaşma yatırımları iş gücü ile desteklenince Karasu’da gördüklerimizin aynısını Akçakoca’da da görüyoruz.

‘Sağımızda solumuzda hemen hemen 20 kilometre mesafede iki büyük ilçe varken biz neden sıkışıp kaldık?’ diye sorunca akla ilk gelen de ulaşımın bir şekilde aksamaya uğramasıydı. Kocaali harita üzerinde transit bir ilçe olmasına rağmen gerçek anlamda öyle değildi. Çünkü Akçakoca’ya uzanan güzergahımız yıllardan bu yana yol sorunu gibi bir sorunla uğraşıyordu.

Altı üstü toplamda yirmi kilometrelik bir yol Kocaali’de Melenağzı sınırından başlayıp Akçakoca ilçe merkezi sınırına kadar neredeyse yoktu. Bırakın kamyonu tırı, insanlarımızın binek otomobille bile gitmeye erindiği bir yoldan bahsediyoruz. Yaklaşık dört yıl kadar önce Düzce’li idareciler biraz da toplumsal baskının bir sonucu olarak Akçakoca Melenağzı güzergahında ciddi bir çalışmayı tamamladı. Geriye hemen hemen yedi kilometrelik bir bölüm kaldı.

Buraya bir parantez açarak ekleme yapmak istiyorum. Akçakoca yolunun açılması bizim için çok önemli bir meseleydi ve biz bunu sürekli olarak takip ediyorduk. Son çalışma yapıldığı dönemde de söylentiler artmıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ta başbakanlık döneminden bu yana Karadeniz Sahil Yolu ve tren hattı projelerine ilgisi olduğu bilinen bir gerçek. Hatta bundan on iki on üç yıl kadar önce, Sakarya ve Düzce’de miting yapacağı bir gün, helikopterle buradan geçtiği, geçerken projeyi saha üzerinde gördüğü, yanındaki siyasi ve bürokratlardan bilgi aldığı konuşuldu. Hatta Erdoğan’ın yol güzergahında çok sayıda rampa viraj olduğunu görünce “Projeyi revize edin, rampaları virajları kaldırın, tünel ve viyadük ekleyin yolu düz yapın” diye talimat verdiğini duymuştuk.

Tabi biz bunu proje anlamında takip ederken bir yandan da kulis bilgilerine de ulaşmaya çalıştık, bunları açığa çıkartmaya da çalıştık. Bir ara dendi ki; Düzce ekibi Akçakoca Kocaali arasındaki yolun yapılmasını engellemek için örtülü kulis çalışması yapmış. Bunlar dönemin siyasileri, bürokratları olabilir, turizm yatırımcıları, sanayi yatırımcıları olabilir. Zaten şahısın kim olduğu önemli de değil. Yol açılırsa ‘Zonguldak, Ereğli, Düzce’ye hatta Akçakoca’ya kadar uzanan sanayi yatırımları bu tarafa doğru kayacak, Düzce’nin cazibesi önemini yitirecek’ anlayışının hakim olduğu bir sürecin varlığından bahsedildi. Onlar açısından bakıldığında bu görüş kendileri açısından, çıkarları ile örtüşüyor olsa da bizim için ve bölgenin topyekün gelişimi için aslında büyük bir engeldi.

Geldiğimiz noktada son kalan yaklaşık yedi kilometrelik yol için ihale yapıldı ve inşallah kısa bir süre sonra da çalışma başlamış olacak. Bu bizim için büyük bir kazanç. Ama işin bir de perde arkasına bakmak lazım. Projenin önemini de aslında perde arkasını görünce anlıyorsunuz.

Ben bu yazıyı yazmadan önce internet üzerinden araştırma yaptım. Meseleyi duyuran da paylaşan da en fazla üzerinde durup işleyen de Sakarya merkezli basın kuruluşları ve Sakaryalı siyasiler. Düzce basınında ise aynı haber için böyle bir yankı oluşmamış. Anladığım kadarıyla pek fazla sahiplenilmemiş.

Bu aslında bize Sakarya siyaseti ve bürokrasisinin bölgede baskın bir hale geldiğini, projenin aslında Sakarya siyasetinin itici gücüyle hayata geçirildiği bağlamında mesaj da veriyor. Öyle ya, Düzce sınırı içinde kalan, Akçakoca – Melenağzı yolunun yapılacak olması orada bir heyecan coşku yaratması lazım. Buna rağmen projeyi sahiplenen de duyunca heyecanlanan da Sakarya cephesi.

Velhasıl bölgemizde bir şeyler değişiyor. Yol meselesine gelince, bunu sadece basit bir yol işi görmemekte fayda var. Hepi topu yedi kilometre bir yol ama, Karadeniz Sahil Yolu’nun en önemli eksik halkasıydı. Tamamlanmış olacak. Aynı anda tren hattı meselesini de konuşmaya başlayacağız… Sağlıkla kalın…