Köşe Yazıları

IOC’nin tarafsızlık mesajı

Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanı Başkanı Coventry’den bütün ülkelerin siyasilerine çok yüksek bir perdeden mesaj geldi. “Sporun özerkliğine saygı gösterin, Spor; siyasilerin at koşturacağı alanlar değil” diye.

Dünya genelinde siyasi gerilimlerin ve çatışmaların arttığı bir dönemde, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) Başkanı Kirsty Coventry,yukarıda da belirttiğim gibi net bir mesajlar verdi. Bizim ülkemiz açısından pek ciddiye alınmasa da “Spor, siyasetin gölgesinde kalmamalı.” diyerek ülke siyasetçilerinin tarafsız kalmalarına ve özerk federasyonların işlerine karışmamaları çağrısını iletti.

Güney Kıbrıs’ta düzenlenen Avrupa Birliği Spor Forumu’na video mesajla katılan Coventry, sporun bir çatışma alanı değil, kapsayıcılığın, barışın ve ortak değerlerin buluşma noktası olduğunu vurguladı. Bu mesaj, sadece bir temenni değil son yıllarda giderek artan devlet müdahalelerine karşı açık bir uyarı niteliği taşıyor.

Coventry, konuşmasında özellikle sporun özerkliğinin korunmasının altını çizdi. Ona göre sporcuların ilham verebilmesi, ancak eşit ve tarafsız bir zeminde yarışabilmeleriyle mümkün. Ancak bugün gelinen noktada, birçok ülkede spor, siyasi kararların, yaptırımların ve ideolojik yaklaşımların etkisi altına girmiş durumda.

IOC Başkanı’nın şu sözleri oldukça dikkat çekici…

“Sporcular ancak eşit şartlarda yarışabildikleri takdirde spor severlere ilham verebilirler. Bunu ise ancak sporu tamamen tarafsız bir zeminde tutarsak başarabiliriz. Siyaset oyun alanına girmemeli.”

Bu ifade, aslında günümüz spor dünyasının en büyük sorunlarından birine işaret ediyor. Sporun, devletlerin güç mücadelesinin bir aracı haline gelmesi. Son yıllarda bunun birçok örneğini gördük. Bazı ülkelerin sporcuları siyasi gerekçelerle uluslararası organizasyonlardan men edilirken, bazı sporcular da kendi devletlerinin politikaları nedeniyle yarışma haklarını kaybetti. Sporun birleştirici gücü, yerini ayrıştırıcı bir yapıya bırakma riskiyle karşı karşıya.

IOC Başkanı, dünya ülkelerine doğrudan çağrıda bulunarak daha önce kabul edilen ilkelere sadık kalınmasını istedi.

Peki bu ilkeler ne idi hatırlatalım değerli okuyucular.

Sporun özerkliğine saygı, siyasi tarafsızlığın korunması, sporcuların siyasi müdahaleden uzak bir ortamda yarışabilmesi.

Bu çağrı, aslında şu soruyu da beraberinde getiriyor. Gerçekten spor özerk mi, yoksa devletlerin kontrol ettiği bir alan mı?

Bugün başta ülkemiz olmak üzere, birçok ülkede spor federasyonlarının yapısı, yönetici atamaları ve kaynak dağılımı doğrudan siyasi iradenin etkisi altında. Bu durum, sadece adil rekabeti değil, aynı zamanda sporun doğasını da zedeliyor.

Oysa spor; eşitliktir, adalettir, özgür rekabettir.

Ve en önemlisi, siyasetin değil, sporcuların sahasıdır.

Coventry’nin mesajı sadece Avrupa’ya değil, tüm dünyaya ülkelerine çok önemli ve aynı zamanda da anlamlı verilmiş bir mesajdır.

Eğer sporun gücünü korumak istiyorsak, onu siyasetin gölgesinden çıkarmak zorundayız. Aksi takdirde spor, birleştiren değil, ayrıştıran bir araca dönüşür. Ve o zaman kaybeden sadece sporcular değil, insanlığın ortak değerleri olur.

Bizdeki en başta TFF nin ve diğer federasyon başkanlıkları seçimlerini bir hatırlayın. Ve dikkat edin başta TFF Başkanı olmak üzere siyasetin işaret etmediği, yahut maddi ve manevi destek vermediği bir seçim yapılmış mıdır?

Yahut tersinden bakalım birde.24 yılda mevcut iktidarın destek vermediği ve adaletli bir şekilde yapılmış bir seçim var mıdır? İktidara rağmen siyasi görüşü ters birisi herhangi bir federasyon başkanlığına seçilebilmiş midir, seçilen varsa da görev yapmasına izin verilmiş midir, verilmişse ne kadar verilmiştir?

Hiç zahmet etmeyin.

Çünkü nerede ise yoktur.

O yüzden uluslararası olimpiyat komitesinin başkanının bu mesajı son derece önemli ve kıymetlidir.

Peki bu mesajın ülkemizde hayata geçirilebilirliği, uygulanabilirliği var mıdır?

Kararı sizler verin.

Sağlık ve esenlikle…