
Yazmaya elim gitmiyor ama
Vefa… İstanbul’da bir semt.
Yakın tarihe ilişkin bir iki cümle yazacağım müsaadeniz olursa. Yer Karasu. Sene 2000’lerin başı. Bir vatandaşın kaçak kullandığı elektrik yetkililer tarafından kesiliyor. İlçedeki en yetkili o dönemin Türkiye Elektrik Kurumu Müdürü gözaltına alınıyor. Olay kısa sürede duyuluyor. O zamanlar adliye de şimdiki Kaymakamlık’ın olduğu yerde. Vatandaş oraya akın ediyor. Kapıda izdiham. Bir kişi için bütün ilçe ayağa kalkıyor. Neticede devlet görevlileri gecenin bir yarısı TEK Müdürünü serbest bırakmak zorunda kalıyor.
Aradan biraz zaman geçiyor. Aynı adam bu kez belediye başkan adayı oluyor. Sene 2009. Çok az bir farkla seçimi kazanmayı başarıyor. Hem de muhalefet partisinden hem de iktidar partisinin en güçlü olduğu dönemde.
“Sen bu kadar sevilen adamsan gel bize” deniyor ve Başkan bu kez partisine geçiyor. Bu defa iktidar gücünü de arkasına alıyor ve Karasu’da şimdiye kadar alınmış en yüksek oy oranına ve sayısına ulaşıyor. Yüzde 57 oy aldı. Karasu’da 10 yıl belediye başkanlığı yaptı.
Sonra…
Sonra işte olanlar oldu. İktidar partisi başka bir ismi ada gösterdi. Başkan başka bir başka partiden aday oldu. O dönemde de 6 bin küsur oy almayı başardı.
Belediye başkanlığı döneminde aldığı meşhur 46 milyonluk kredi başına iş açtı. Krediyi ayarlayanlar, kullananlar, işi yapanlar falan beraat etti de… bizim başkan kendini kurtaramadı.
Belediye başkanlığı döneminde kapısında kuyruk olurdu başkanın, kendi başına çayı bırak su içmesi mümkün olmazdı.
İşadamları, muhtarlar, STK başkanları falanlar filanlar…
Geldik geçtiğimiz Cuma gününe…
Başkan evinden alındı ve Ferizli L Tipi Cezaevi’nin 3 numaralı koğuşuna konuldu. Koskoca belediye başkanı, ilçede 20 bini aşkın oy almış, 10 yıl ilçeyi yönetmiş, odasından koca koca adamlar geçmiş, bir o kadar adam da onun döneminde zengin olmuş…
Şimdi…
Yoldan geçenler var da her akşam gelenler nerde…
Düşenin dostu yok di mi…
Vefa İstanbul’da bir semt di mi…
Canınızı sıkmak istemem ama
İtalyan firmasının fındık alımı yapacağı haberi heyecana neden oldu. İlginç değil mi? Eskiden o firmaya beddua ediyorduk, şimdi fındık alacak olmasına seviniyoruz.
Firmanın fındığa 250 lira vermesi bekleniyor. Bu de bir sevinç kaynağı. Geçen sene bu zamanlarda fındık 350 lira civarındaydı. Geçmişte burun kıvırdığımız “Fındık da çok düştü, 250 liraya geriledi” dediğimiz zamandan “Firma alım yapacakmış hem de 250 liraya” aşamasına ne çabuk geldik…
Ehveni şer yani kötünün iyisi… zarardan kar gibi bir şey…
Firmanın alması, çiftçinin satması falan benim ilgi alanım değil. Bunlar ticari ve bireysel karar alınan işlemler.
Beni ilgilendiren kısım, fındık alımı yapılacak da… senden mi yapılacak? Diyelim ki firma belirtilen bedelden alım yapacak. Yani kilosuna 250 lira verecek. Peki bu fındığın senden çıkışı mı ona gelişi mi?
Eğer ona gelişi ise senin görüp göreceği 225… E aracı taş mı yiyecek? Firma gelip senin harmandan doldurmayacağına göre bir ara maliyet çıkacak. Bu da yüzde 10 oluversin…
Eğer senden çıkışı ise gene fena değil.
Ama bu iyi senaryo. Bu firma gerçekten üreticiden mi alım yapacak yoksa stokçudan mı? Üreticiden alım yapacaksa iyi. En azından piyasada bir hareketlenme olur. Ama siz o firma olsanız üretici ile tek tek uğraşmayı mı yoksa stokçu ile kısa yoldan anlaşmayı mı seçerdiniz?
Bin tane adamla mı uğraşmak iyidir yoksa birkaç stokçudan ürün tedarik etmek mi?
İkisi de olabilir.
Eskiden vagon dolması diye bir tabir vardı. Aracı firmalar belli bir ürün taahhüdünde bulunur, o tarih geldiğinde de o miktarda fındığı tedarik ederdi. O nedenle vagon dolma tarihine yakın, piyasaya bir hareket gelir, daha yüksek fiyattan alım yapılırdı.
Şimdi bu firma da piyasadan 4 kasıma kadar 45 bin ton fındık alacağını ifade ediyor. 4 kasıma kadar alacakmış. Eğer 4 kasıma kadar o kadar ürünü bulamazsa ne olacakmış? Süreyi uzatacakmış. Yani fiyat artışı beklentiniz de olmasın diyor. E o zaman 4 kasım demene ne gerek var!
Bu arada 45 bin ton da bulunmayacak bir miktar değil. Sene başında yapılan rekolte tahminlerine göre o kadar fındık Karasu ve Kocaali’den çıkmış olmalı. Çıkmadıysa çiftçi suçlu. Koskoca rekolte tahmincileri yanılacak değil ya…
Velhasıl kelam…
Yabancı firmanın fındık alıp almayacağı net değil. Alırsa bahsedildiği gibi 250 liradan alıp almayacağı belirsiz. Alır ve 250 liradan alırsa bizden alıp almayacağı yani fiyatın üreticiye yansıyıp yansımayacağı da Allah’a ayan bize karanlık.
Canınızı sıkmak istemem ama… zaten piyasaya sürecek fındığı olan da yok denecek kadar az.
O kadar balık var fiyat neden düşmüyor
Bu sene o sene. Denizden neredeyse palamut fışkırıyor. Allah daha çok versin. Fiyatların daha düşük olması bekleniyor. İyi de daha ne kadar düşük olabilir ki?
Balığı tutmak için tekne maliyeti, mazot gideri, tayfa ödemesi var. Tekne indi aşağıda kasalanması taşınması var. Tezgahta size satılırken dükkan kirası, vergi sigorta ödemeleri var. O dükkanın da faturaları var. Tüm bunlardan sonra adamlar bir miktar da kar edip aldıkları para ile ev geçindirecekler.
Haliyle balığın da bir taban fiyatı olması lazım. Diğer türlü balıkçılar kasalama, taşıma gibi maliyetlerden kurtulmak için balıkları denize döker.
1 milyarı geçer
Karasu ve Kocaali’de önceki hafta yaşanan sel maliyeti vatandaş ve kamu açısından değerlendirildiğinde milyonlarla lirayı bulur.
Bu maliyetlerin kamu açısından karşılanması mümkün. Ancak vatandaşın mağduriyetlerinin giderilmesi kolay olmayacak. Çünkü çoğu ev ve işyeri sigortalı değil. Sigortalı olmayan yerlerde bir de temizlik yapıldı. Dolayısıyla insanların kendi yaralarını kendilerinin sarması gerekecek.
Tüm bu işler kendiliğinden hallolacak. Bariz şekilde zarar görenlere elbette devlet yardımı olabilir. Ancak genel olarak devletten çok bir şey alınması mümkün olmayabilir.
HECATİ: Bazı şeyleri içim almıyor, bazılarını aklım… Dışarıdan alımı durdursam mı…







