Köşe Yazıları

Münir Ali Kara,”Suriyelilerin gidişi ve bıçak yarası”

Suriye’deki Esad rejiminin sona ermesinin ardından Karasu’ya, Kocaali’ye kadar yayılan Suriyeli sığınmacılar ülkelerine dönmeye hazırlanıyor.
Karasu’da Suriyeliler başta inşaat sektörü olmak üzere pek çok alanda çalışıyor. Suriyeliler bir yandan ara eleman ihtiyacını karşılarken diğer yandan da işgücünü ucuzlatıyordu.
Suriyelilerin ilçede bulunması asayiş konusunda sıkıntı gibi görünüyordu ama avantajlı kısmı da mevcuttu.
Şimdi pek çok kişinin en azından duruma bakmak için Suriye’ye gidip dönmesine kesin gözü ile bakılıyor. Eğer oradaki durum iyiyse kalıcı olarak ülkelerine de dönebilirler.
Karasu’dan gidecek birden fazla kişi olduğun biliyoruz da birden fazla müteahhidin de Suriyelilere güvenerek iş aldığını da biliyoruz.
Türkiye’nin siyasi yapısı, demografik durum, gelecek kaygısı bir yana bir de işin bu tarafı var. Suriyeliler bu ülkede ara eleman olarak çok iş yapıyordu.
Bıçak girerken çok acıtıyor ama çıkarırken de usta tarafından çıkarılması lazım.
Suriyelilerin burada kalıcı olmasını kimse istemiyordu, bunu kendilerinin de istemediğini biliyoruz.
Ancak kontrolsüz şekilde gelen insanların plansız şekilde ülkelerine dönmeleri, kontrollü ve planlı yaşayan insanların hayatlarını zora sokar.
Ajanslarda geçtiğimiz mart yayınlanan bir habere göre 80 yaşındaki bir kadın 56 yıldır karnında taşıdığı ölü bebeğin alınmasının ardından hayatını kaybetti.
Yani demem o ki, ölü bebekle yaşamak çok zor olabilir. Ama bu bebeğin alınmasının getireceği etkiler doğru hesap edilmezse de sorunlar yaşanabilir. Burası Dingo’nun ahırı değil, dilediğin zaman girip dilediğin zaman çıkasın…
Acar’ın il yönetimine girmesi
Kocaali Belediyesi eski Başkanı Ahmet Acar, Kocaali tarihinde en uzun süre belediye başkanlığı yapmış isim. Görevde olduğu son zamanlardaki görüşmelerimizde bir süre emekliliğin tadını çıkaracağını söylemişti ama… Sanırım emeklilik hayali kısa sürdü.
Geçtiğimiz hafta sonu yapılan İl Kongresi’nde Yunus Tever’in listesinden yönetim kurulu üyesi oldu.
Ahmet Acar’ı iyi tanıyanlardan birisiyim. Acar bir sorumluluk aldıysa, o sorumluluğun gereğini sonuna kadar yerine getirir. Benim öngörüm odur ki Acar, bundan sonra da aktif siyasetin içinde olacaktır.
İl yönetiminde de aktif bir göreve gelecektir.
Acar’ın listede yer almasının farklı okumalarını da yapmak mümkün. Mesela son genel seçim öncesinde Ahmet Acar’ın belediye başkanlığından istifa edip milletvekili aday adayı olacağı konuşuldu. Bu süreçte Lütfi Bayraktar ve Ali İhsan Yavuz ile aralarının gerildiği iddia edildi. Şimdi Acar’ın il yönetiminde yer bulmuş olması da bu söylentilerin artık kıymetli olmadığını gösteriyor.
Başta da söylediğim gibi Acar, kısa süre sonra bir adım ileriye geçer. O bir adımın ne olacağını izleyip göreceğiz.
Yüzücü’nün ziyareti
Kocaali Belediye Başkanı Turan Yüzücü, bürokrasiden gelenlerin belediye başkanlığı yapamayacağı önyargısını yıkıyor. Bürokrasiden gelen kişiler demek ki bürokratlarla nasıl konuşulacağını, projelerin nasıl onaylanacağını biliyor.
Turan Yüzücü geçtiğimiz hafta Ankara ziyaretinde bulundu. Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile görüşen Yüzücü, Kocaali için çok kıymetli yatırımlar için söz aldı. Ki bunlar arasında en önemlisi bence yüzme havuzuydu. Kocaali’nin bu manada ciddi bir ihtiyacı olduğunu biliyoruz.
Turan Yüzücü’nün Kocaali’ye farklı bir pencereden baktığını görüyoruz. Sosyal açıdan Kocaali’nin yakın zamanda komşu ilçeler arasında çok daha saygın bir yere geleceğini söylemek de sanırım hayalperestlik olmaz.
Erozyon konusu
Cumhuriyet Halk Partisi Karasu Belediye Meclis Üyesi Mithat Kandil sahilden kum alınması ile ilgili bir açıklama yaptı. Karasu Sahili’nden kum alımı yapan kamyonları takip eden Kandil, sahilden kum çalındığını söyledi.
Karasu Belediyesi’nden yapılan yazılı açıklamada da sahilden kum alınmasının valilik oluru ile gerçekleştiği ifade edildi. Bunun ardından başka bir konu gündeme geldi: Valilik onay verince erozyon olmuyor mu?
Zamanında sahilden kum alınmasının etkilerini halen yaşıyoruz. Eskiden sahildeki kum tepeleri düzeltilirken de seviye ayarı yapıldığı söyleniyordu ama sonuçta kıyı erozyonu ile karşı karşıya kaldık.
Bu işin siyaseti yok. Kıyı aşındırması, iktidar-muhalefet ayrımı yapmıyor. Bilim ne diyorsa ona bakmak lazım. Bürokrasi evrak üzerinden karar verebilir.
Ancak doğa bürokratik kararlara uymak zorunda değil…
Eskidendi çok eskiden
Benim ilçe başkanlığı yaptığım dönemlerde, siyasete bizden çok önce girmiş, birçok kademede yer almış, hatta o dönemin MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül’ün babaları ile siyasette bulunmuş bir büyüğümüz Ankara’ya gitmiş. Gitmişken de Levent Vekil ile bir görüşeyim demiş. Levent Bülbül’den de bir işi halletmesini istemiş. Bülbül de “Abi senin talebin başım üstüne. Ama Münir Başkan’a bir söyle. O bize söylesin” demiş.
Yine o dönem Karasu Belediye Başkanı İshak Sarı, Levent Bülbül ile görüşmek istediğinde Levent Bülbül, beni arayıp, “Başkanım müsaaden var mı” diye sormuştu. Elbette benden müsaade alacağından değil. Ancak teşkilat kültürünün ve hiyerarşik yapının gereği bu.
Şimdilerde bakıyorsun, birileri en tepedeki bürokrat ve siyasileri ziyaret ediyor. Kademe atlayarak hizmet veya söz alıyor.
Kimse de demiyor ki “Biz burada neciziy…”
Neyse herkes halinden memnunsa bizlik bir şey yok.