Köşe Yazıları

Kocaali’nin pınarları: Gelincik Pınarı

Her yörede olduğu gibi Kocaali’de de kendine özgü hikâyeler vardır.
Bunlardan birisi Gelincik Pınarı hikâyesidir.
Hızar Mahalle Deresinin doğusunda, suyu bol bir kaynak vardır.
Önüne bir kayık bırakıp, kayığın da üstüne çıksan, seni, denize kadar götürür. Öyle bol bir suyu vardır kaynağın.
Bundan 100 sene kadar önce Hızar Mahalleliler bütün su ihtiyaçlarını bu kaynaktan temin etmektedirler.
Yıllar evvel, mahalleye yeni gelmiş olan bir gelin, elindeki güğümle pınara su almaya gider. Kaynağın derinliğini bilmediğinden içine düşer. Vakit hayli geçmesine rağmen geri dönmeyince bütün Hızar Köylülerin tamamı kendisini aramaya çıkarlar.
Kaynağın kıyısında güğümden başka bir şey yoktur.
Kaynağın içine uzun sopalar sokarak epey bir süre arasalar da geline ulaşamazlar.
Hatta kaynağın dibini bile bulamazlar.
Derken, ormandan 40 metre uzunluğunda ince bir ağaç bularak onunla aramaya başlarlar. Heyecanla aramalarına devam ederken, o ağacı ellerinden kaçırırlar. Ve ağaç suyun içinde kaybolup gider.
Daha sonra o ağaç deniz kıyısında bulunur.
Lâkin ne gelinden bir haber alınır ne de cesedine rastlayan olur.
Şehir suyu gelince, o kaynak suyu kullanılmasa da oranın adı artık Gelincik Pınarı’dır.
Zemzem Pınarı
Hızar Mahalle, Kocaali’nin en eski mahallelerinden biridir.
Orada, Gelincik Pınarı’ndan başka bir pınar daha vardır, Zemzem Pınarı…
Düz bir arazide, kumların arasından, büngül- büngül kaynayan bu pınarın suyunun, çok tatlı olmasının yanında, ikinci bir özelliğe daha vardır.
O da, Zemzem Pınarındaki suyun, Hac Mevsiminde azaldığı ile ilgilidir.
Bilindiği gibi, gerek Hac Mevsimi ve gerekse Ramazan ayı, her yıl 10 gün geri gelmektedir.
Dolayısıyla Hac Mevsimi, Ocak Ayına olduğu gibi Mart, Nisan, Mayıs, Haziran dâhil bütün aylara rastlamaktadır.
İşte bu pınarın suyu, Hac Mevsiminde azalmakta ve Hac Mevsimi sona erip, hac farizasını yerine getiren hacılar, evlerine döndükten sonra daha bol akmakta ve içim tadı daha da güzel olmaktadır.
Rivayet odur ki, bu pınar, Hac Mevsiminde Zemzem Suyuna destek olmaya gitmektedir.
Bilindiği gibi Zemzem Suyu, Kaynağından ne kadar alınırsa alınsın, ne bir milim azalmakta ve ne de bir milim taşmaktadır.
Ayrıca Zemzem Suyunun böbreklere gitmediğini ve idrar olarak değil de ter olarak vücuttan çıktığı bilgisinin doğru olmadığını da belirtmiş olalım.
“Kocaali için bir şeyler yapmalıyım. Çünkü Kocaali’yi seviyorum”, diyenlere selam olsun.
Işıklı Mehmet Dede Türbesi
Bu türbe, Kocaali’nin Hızar Mahallesindedir.
Hızar Mahalle’ye ilk yerleşenlerden biri de bu Hacı Mehmet Dedemizdir.. Ulaşabildiğimiz kadarıyla, Sinop- Türkeli İlçesi’nden, 1848 yılında, buraya gelip yerleşmiştir. At sırtında, her seferi 6 ay olmak üzere, 7 kez hacca gittiği bilinmektedir. Tam bir Allah dostudur. Günleri, ibadet ve talebe yetiştirmekle geçer.
Yıl 1916…
Hanımı ile birlikte, evlerinin önündeki bir meyve ağacının gölgesinde otururlarken, aniden hüzünlenir ve hanımına şöyle seslenir: “Bizim Sarı Oğlumuz Şehit Düştü.” Evet, aynen dediği gibidir. Torunu Ahmet ve Fatma oğlu, 1877 Hızar Mahalle doğumlu Aziz, Çanakkale’de, aynı anda, 39 yaşında iken şehit düşmüştür. Mehmet Dedemizin kendisi, vefatını müteakip, evinin önünde, işaret ettiği yere defnedilir. Vasiyetlerinden biri, “Kabrimin başında sürekli ışık yakın.” Şeklindedir. Vefatından önce “O kadar mumu nereden bulacağız!”, diyen torunlarına; “Siz merak etmeyin, benim kabrim ışıksız kalmaz”, diye cevap verir. Gerçekten de öyle olur. Sevenleri, onun kabrini hiç ışıksız bırakmazlar. Ama ailesi ilk etapta tedirgin olduğu için, ‘Dedemize mahcup olmayalım’ düşüncesiyle küçük bir parça yerlerini satarak, parasıyla, evlerindeki küçük bir odayı, kapısı kapanamayacak kadar çok mumla doldururlar. Kabrinin başı hâlâ mumlarla doludur. Bir diğeri vasiyeti de “Topraktan yapılma testilerle, abdest almam için, kabrimin yanına, her akşam bir testi su bırakın.” Şeklindedir. Dediği gibi yaparlar. Her sabah kontrol ettiklerinde, testilerdeki su ile abdest aldığı, testilerin her seferinde boş olduğu görülür. Daha sonra, aile büyüklerinden birkaç kişinin rüyasına girerek şöyle demiştir: “Artık testilere su doldurmanıza gerek yok. Çünkü ben evin yan tarafına yapılan çeşmeden abdestimi alabiliyorum.” Ziyaretlerin devam ettiği kabrine nurlar insin.