Kesenin ağzı açık

 

Yaklaşık bir yılı aşkın süredir devam eden ve sağlıktan ekonomiye, ulaşımdan sosyal hayata kadar her şeyi, kısacası insan hayatını tümden etkileyen dünyanın dengesini ciddi derecede bozan salgın sürecinin olumsuz etkilerinin yanı sıra mükemmel fırsatlar yarattığını daha önce birçok kez yazmıştık. Dünya genelinde ve Avrupa ülkelerinde durum eskisinden daha kritik seviyelere çıkmış durumda. Şu an için üçüncü dalgayı yaşarken dördüncü beşinci dalga hareketlerinden bahsetmeye başladılar. Ancak ülkemiz için durum onlar kadar kötü değil. Özellikle sistemli ve programlı aşılama sürecinin başlamasıyla birlikte az da olsa bir rahatlama kendini gösterdi. Son birkaç günlük süreçte vaka sayılarında biraz yükseliş var ama bunun, kayak merkezleri gibi bazı tatil bölgelerinde yapılan gevşemeden ve mutasyonlu virüs nedeniyle yaşandığı kanaatindeyim ve kısa sürede tekrar düşüşe geçeceğini tahmin ediyorum. Tabi vakalardaki düşüş ve aşı etkisi ciddi derece hissedilmeye başlayınca esnaf kısıtlamaların gevşetilmesini daha yüksek sesle dillendirmeye başladı. Yüz yüze eğitimin yeninden başlaması için adımlar atılmaya başlandı. Önümüzdeki günlerde bu gevşeme devam edecek. Konuya kurumsal anlamda bakacak olursak, birçok bakanlık salgın nedeniyle zarara uğrayan esnafın zararını indirgemek için harekete geçti. Hibe desteği projeleri için çalışmalar tamamlanmak üzere. Özellikle turizmcilerin desteklenmesi ve yeni turizm projelerinin hayata geçirilmesi için çok büyük çalışma var ve bunu için çok büyük bir bütçe kullanılması düşünülüyor.

Bundan birkaç ay önce yine bu konuyla alakalı bir yazımda Türkiye’de yapılan bazı araştırma sonuçlarını paylaşmıştım. İnsanların değişen tercihlerinin ekonomiyi, daha doğrusu turizm ekonomisini nasıl yeniden şekillendireceğinin adeta sinyalleri ta o zamanlardan verilmişti. Bu konudaki haklılığım da çok geçmeden kendini gösterdi. 2020 yılının ikinci dönemindeki turizm ekonomisi ve turizm sektöründeki pay dağılımı ile ilgili raporlar geçtiğimiz hafta açıklandı. Ve tam da bahsettiğimiz gibi oldu. Ege ve Akdeniz gibi bölgelerde kalabalık ve sıkış tıkış turizm yoğunluğu yüzde 60 seviyelerinde düşerken doğu Marmara, Karadeniz, Doğu Anadolu ve az miktarda iç Anadolu olmak üzere kalabalıktan uzak doğa ve kültür turizmi verileri Ege ve Akdeniz’in aksine yüzde 40 yüzde 50 seviyelerinde artış gösterdi. Bunu ben kendi kafamdan uydurup söylemiyorum. İlgili kurumların resmi raporları söylüyor. Demem o ki bu durum bizim gibi gelişmekte olan il ve ilçeler için çok büyük önem arz ediyor. Zira daha şimdiden özellikle Kuzey Anadolu ve Anadolu’da birçok eko turizm projesi hayata geçirildi. Doğa evleri, hobi bahçe projeleri, kamp alanı projeleri gibi ciddi işler yapılıyor. Adamlar telefonun bile zor çektiği yerlere milyonlarca lira yatırım yaparak yüksek hızlı internet altyapısı kuruyor, yürüme gidilmeyen yerlere yollar yapılıyor yeni yeni turizm alanları oluşturuluyor.

Biraz önceki konuya dönecek olursak, bahsettiğim bu yeni projeler geleceğin turizm anlayışını şekillendirecek ve turizm ekonomisini farklı bir şablona oturtacak ciddi ve gelişmeye müsait çalışmalar. İlçemiz ve bölgemiz de bu tür projeler oldukça uygun. Zaten benim başından beri söylemek istediğim de bu. Son bir yıldır aynı şeyin üzerinde duruyor ve bunu fırsata çevirmemiz gerektiğini söylüyorum. Bu iş ve yatırım projeleri için sadece bakanlık bazında ayrılan bütçeler değil, güçlü belediyeler ve kalkınma ajansları gibi büyük kurumların da ciddi sermaye destekleri var. Ve bunlar bizim gibi doğal ve kültürel olarak yatırıma müsait yerler için çok büyük fırsat niteliğinde.

Kocaali’nin bu anlamda büyükşehir belediyesinin de desteği ile Çamdağı, Maden Deresi gibi bazı projeleri var ama bittiğinde bölgeye katkısı belirli düzeyde kalacak. Daha büyük proje ve daha büyük ekonomik girdi için daha büyük güç lazım. Ve bu açık konuşmak gerekirse Kocaali’nin tek başına altından kalkabileceği bir iş değil ama o gücü oluşturmak için öncü olabilir. Karasu ve hatta Hendek bu üç ilçe bir araya gelip ortak bir komisyonla turizm projeleri oluşturur ve buna destek ararsa işler çok daha hızlı hale gelir. Hazır devlet kesenin ağzını açmışken bu konunun masaya yatırılması gerektiği kanaatindeyim. Zira buna hem zamanımız hem de imkanımız var.

Sağlıkla kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.