Karınca

 

Girdiği harplerin hepsini kazanan, ünlü cihangir Emir Timur Han, dünya çapında bir devlet adamı, başarılı bir komutan ve dinimize hizmet etmiş ehl-i sünnet bir mü’mindir.

Kendisine “başarının sırrı” sorulduğunda anlattığı ilginç hikayesi dilden dile dolanır, birçok kişiye ışık olur.

Emir Timur 26 yaşında iken, bir savaşta çok ciddi yaralanır. Bacağına ve omzuna aldığı iki ok yarası, onu pek müşkül bir duruma düşürür. Bir savaşçı için en çok lazım olan kolunu ve bacağını eskisi gibi kullanamayacaktır… Boynunu büker, “benim için buraya kadarmış” der hüzünle.

Gelin şimdi gerisini kendisinden dinleyelim:

“Ben başarımı bir karıncaya borçluyum. Kendime bir karıncayı örnek aldım. Gençliğimde bir savaşa girmiştik. O savaşta ciddi bir yara aldım. Ordumuz perişan oldu. Her birimiz bir tarafa dağıldık. Moralim sıfırdı artık. Bir duvar dibinde çöküp kaldım. Ümitlerim kırılmış, hayallerim suya düşmüştü. Perişandım. Ne yapacağımı düşünüyordum ki, bir karınca ilişti gözüme.

Baktım, ağzına koca bir buğday tanesini almış, duvara tırmanmaya çalışıyor. Belli ki, duvardan aşıracak onu. Ama bir türlü başaramıyordu. Yarı yola kadar tırmanıyor, aşağı düşüyordu. Tekrar tırmanıyor, yine düşüyordu. Fakat hiç yılmıyordu. Merak edip saydım. Tam yetmiş defa tırmandı. Hepsinde de aşağı yuvarlandı. Ama yılmadı. Sonunda başardı. Yetmiş defa düşmesine rağmen, vazgeçmedi hedefinden. Ah, ne azim vardı onda. Ne muhteşem bir kararlılık. Ama başardı sonunda. Bu azmine hayran kaldım. İbret ve ders aldım. Kendi kendime; “Karınca kadar da olamaz mıyım?” dedim. O günden sonra, hiç yılmadım. Bir işe karar verdikten sonra, sonuna kadar gittim. Her işimi alimlerle, Allah dostları ile istişare ettim. Onların duasını aldım. Rabbime dayandım. Ona güvendim. Azimle çalıştım ve Allah’ü Teala’nın izniyle başardım.”

Olur da bir gün başarıya doğru koşarken yılgınlık gelirse “karınca kadar olamaz mıyım?” sözünü unutmayın.

Esen kalınız.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.