Fay hattına mı yapacaksınız

 

MHP Karasu İlçe Başkanı Münir Ali Kara, haftalık olağan basın açıklamasında SUBÜ Kampüsü’nü yeniden gündeme getirdi. Kampüsün, üniversite yönetimi tarafından Arifiye’ye kurulmasının planlandığını belirten Kara, alanın altında kesişen fay hattına dikkat çekti. Kara, “Karasu’da bizim önerdiğimiz yer ise en yakın aktif fay hattına onlarca kilometre uzaktadır. Bu gerçekler ışında bir kez daha düşünülmeli” dedi.

 

KAMULAŞTIRMA GEREKMEZ

Pazartesi günü haftalık olağan basın açıklamasını gerçekleştiren MHP Karasu İlçe Başkanı Münir Ali Kara, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversite Kampüsü konusuna değindi. Kara, “Kampüsün Karasu’ya kurulması gerektiğini defalarca ve çeşitli platformlarda dile getirmiş olmamıza rağmen üniversite yönetiminin Arifiye’deki bir alana kampüs kurma amacında olduğunu görüyoruz. Karasu’da bizim önerdiğimiz alanın üniversiteyi 10 yıl geriye götüreceğine ilişkin dedikodular bile duyuyoruz. Kurulduğu 3 yıl olmayan bir üniversiteyi 10 yıl geriye götürecek ilçe henüz ortaya çıkmamıştır.  Karasu’da bizim önerdiğimiz alanda orman yoktur, Karadeniz ve Acarlar Longozu hemen bitişiğindedir, Kuzey Marmara Otoyolu’na yakındır. Şile-Ağva yoluna sınırdır” ifadelerini kullandı.

ÇARESİZLİKTEN SIYRILMALI

Kampüs için düşünülen alanın kamulaştırma gerektirmediğini de sözlerine ekleyen MHP Karasu İlçe Başkanı Kara, “Bu alan daha birçok avantaja sahiptir” ifadelerini kullandı. “Arifiye’de planladığınız alanın altında kesişen fay hatları sizi ne kadar ileri götürecektir?” diyen Başkan Münir Ali Kara, “Arifiye’de düşünülen alanın altındaki aktif faylarını merak eden varsa AFAD’dan isteyebilir. Karasu’da bizim önerdiğimiz yer ise en yakın aktif fay hattına onlarca kilometre uzaktadır. Tüm bu gerçekler ışığında SUBÜ Kampüsü’nün Karasu’ya kurulması için gerekli adımlar atılmalıdır. Karasu’daki iktidar partisi mensupları da kabullenilmiş çaresizlikten sıyrılmalı ve Karasu’nun menfaatleri doğrultusunda ellerini taşın altına koymalıdır” şeklinde konuştu.

HAYATİ ÖNEME SAHİP

Karasu Limanı’nın her geçen yıl yenilendiğini ve Karasu’nun dünya ile bağlantısının sağlandığı sözleriyle açıklamasına devam eden Kara, “Liman üzerinden yapılan ithalat ve ihracatın yanı sıra Ro-Ro seferleri de insan ve yük taşımacılığında etkili olmaktadır. Deniz taşımacılığı tercih edilmekte bu şekilde Karasu, ülke ekonomisi açısından da stratejik bir konuma yükselmektedir. Bu alanda ellerinden gelen gayreti gösteren İçtaş firmasına ve yetkililerine teşekkür ederiz. Ancak liman ile entegre çalışması planlanan demiryolu hattının da Karasu Limanı ve taşımacılar için son derece önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. Karasu Limanı’nın daha etkin çalışabilmesi, Karasu-Adapazarı arasındaki karayolunun sağlıklı işleyebilmesi açısından demiryolu projesinin tamamlanması hayati öneme sahiptir. Bu noktada geçmişte yapılan hatalar göz önüne alınarak kalıcı ve kapsamlı bir proje uygulanması hem ilçemiz hem de ülkemiz açısından çok olumlu olacaktır” dedi.

PARALI ÖRNEK OLMALI

Karasu’nun temel geçim kaynakları arasında fındık üretimi ilk sırayı almaktadır” diyen Kara, “Her ne kadar zaman zaman inşaat sektörü bu alanın önüne geçse de fındık kalıcı geçim kaynakları arasında başı çekmektedir. Fındığımızın değerinin altında fiyatlandığı ve fiyat dalgalanmaları neticesinde pek çok çiftçimizin güçlük yaşadığını da yakinen takip ediyoruz. Bu durumun ortadan kaldırılması temelde Fiskobirlik’in ayağa kaldırılması ve kooperatifçiliğin yaygınlaştırılması ile mümkün olabilecektir. Bu düşünceden hareketler Paralı Mahallemizde kurulan ve kendi imkanları ile pek çok yeniliğe imza atan Kuzey Tarımsal Kalkınma Kooperatifi yeni ürünleri ile piyasaya girmiştir. Kendilerine muvaffakiyetler diliyorum. Bu girişimin tüm fındık üreticilerine örnek teşkil etmesini ve yaygınlaşmasını da ümit ediyorum” diye konuştu.

DERS ÇIKARILMALI

Başkan Kara, “30 Ekim 2020’de İzmir’de meydana gelen ve 166 vatandaşımızın hayatını kaybettiği depremin ardından pazartesi günü de deprem fırtınası olarak adlandırılan ve şiddetleri 2.9 ile 5.1 arasında değişen depremler meydana gelmiştir. Bu depremlerde şimdiye kadar can kaybının meydana gelmemiş olması sevindirici yandır. Ancak 1999 yılının Ağustos ve Kasım ayında büyük depremler yaşayan ilçemizin bu sarsıntılardan ders çıkarması gerekir. İlçemizde halen 1999 depremlerini yaşamış ve ayakta duran yorgun binalar mevcuttur. Bu binalarda halen insanlarımız yaşamakta ancak binaların hasar durumu net bir şekilde açıklanamamaktadır. İlimizde ortalama her 30 yılda bir büyük deprem meydana geldiği defalarca ifade edilmesine rağmen karşımızda duran aymazlık şaşırtıcıdır. Bina sahipleri ve yerel yöneticiler başta olmak üzere meydana gelecek can kayıplarından her birimizin sorumlu olduğunu sizin aracılığınızla ifade etmek isterim” diyerek açıklamasını sonlandırdı.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.