Esnafınıza sahip çıkın

 

2020 yılı ile gelen Pandemi sürecinin toplum üzerinde yarattığı tahribatı uzun uzadıya anlatmaya gerek yok sanırım. Bütün dünyanın dengesini bozan bu illet, sosyal ve psikolojik anlamda öyle büyük yıkıma neden oldu ki hiçbir uzman, insanlığın yaşadığı çürümeyi doğru dürüst anlatamıyor. Tabi, ruhsal etkileri tüm insanlık için elbette önemli ama işin bir de ekonomik boyutu var ki evlere şenlik. Uzmanlar, salgın nedeniyle dünya genelinde yaşanan kısıtlamaların global ekonomiye ne kadar zararı olacağını bile kestiremiyorlar. Bu arada ekonomisi zayıf olan birçok ülkenin iflas eşiğine geldiği ve uluslararası toplumdan yardım çağrılarında bulundukları haberleri de son günlerde iyice artmaya başladı. Holdinglerin battığını, uluslararası şirketlerin battığını bir şekilde anlamak, çözümlemek mümkün ama ülkelerin batması yaşanan küçülmenin ne denli önemli olduğunu anlamak için yeterli. Öte yandan ülkemizin ise yaşanan ekonomik daralmaya karşı dirençli durduğunu ve gerek mali anlamda olsun gerekse salgın anlamında olsun ölçeğindeki birçok ülkeye göre durumu daha kontrollü idare ettiğini düşünüyorum. Aynı yıl içerisinde yaşadığımız onlarca doğal afete, uluslararası bağlamda yaşadığımız olumsuz gelişmelere rağmen toplumu kaosa sürüklemeden, Fransa örneğinde olduğu gibi sokakları savaş alanına çevirmeden süreci idare edebilmek her ülkenin harcı değil. Bunu görmek lazım. Tabi bu arada biz toplum olarak vicdan sahibi, yardımlaşma ve dayanışmayı önemseyen sağduyulu bir toplumuz. Pandemi süreci başladıktan sonra, giderek artan sosyal sorumluluk projeleri ile bunu daha iyi gördük. Ve bunun ekonomik anlamda çok büyük yansıması oldu. Milyonlarca insan sosyal sorumluluk projeleri ile toplanan fonlar sayesinde nefes aldı ayakta kaldı ve kalmaya da devam ediyor.

Konuya lokal anlamda bakacak olursak yaşanan daralmayı sokakta görmemiz mümkün. Malum, esnafın durumu pek de iç açıcı değil. Hele de geçtiğimiz hafta başlayan gece yasakları ve hafta sonu yasakları ile birlikte çok daha zor duruma girdiler. Sadece Kocaali’de çok sayıda esnaf gün içerisinde belirli saatlerde çalışma müsaadeleri olduğu halde dükkan açmıyor. Çünkü kepenk kaldırmanın bir maliyeti var ve gün içerisinde yapılan ticaret masrafın yarısını dahi karşılamıyor. Bunu ben uydurmadım, birebir görüştüğüm esnaf dostlarımızın söylediklerinden yola çıkarak bu cümleleri kullanıyorum. Dolayısı ile toplum olarak bu konuda biraz daha duyarlı olmamız gerektiğini düşünüyorum. Zira, genel anlamda bakıldığında umursamaz davrandığımız gün gibi ortada. Her ne kadar şartlar ekonomik olarak ağırlaşmış olsa da metropoller ve nüfusun yoğun olduğu merkezi yerleşim yerleri bir şekilde gücünü ve ekonomik dinamiklerini canlı tutabiliyor. Yıkımın büyüğü ise bizim gibi küçük ölçekli, kendi yağı ile kavrulan ilçelerde ortaya çıkıyor.

Bu arada yine aile ekonomisi anlamında da aylardır devam eden ciddi sıkıntıya girdik. Yapılan araştırmalar yaşam standartlarımızın ve ihtiyaç önceliklerimizin büyük oranda değiştiğini gösteriyor. Geçtiğimiz günlerde internette ilginç bir araştırmaya denk geldim. Oradan yola çıkarak düşüncemi yazmak ve konuyu toparlamak istiyorum. Araştırma sonucuna göre, Pandemi öncesinde mutfak giyim beyaz eşya gibi her türlü ihtiyacını karşılarken fiyat gözetmeksizin önce üründe kalite arayanların oranı yüzde eliler civarında düşmüş. Artık alınan üründe kalite gözetmeksizin önce uygun fiyat seçeneğine bakılıyor. Uygun fiyatlı ürünleri bir arada bulmanın en mantıklı yolu da zincir marketler. Ben son zamanlarda göz ucuyla bunu gözlemlemeye çalıştım. Her ne kadar Pandemi tedbirlerinden dolayı metrekareye düşen müşteri sayısı sınırı gibi önlemler olsa da Kocaali’de zincir marketlerin doluluğu giderek artıyor. Bu aynı zamanda toplumun ticari eğiliminde, yerel esnaftan kurumsal şirketlere doğru kayma olduğu anlamına geliyor. Kocaali’de bu gün ilçe genelinde 40’a yakın zincir market şubesi var. Bazılarının birkaç tane şubesi var ve sürekli yenileri açılmaya devam ediyor. Öyle sanıyorum ki Pandemi işi sona erip ekonomi yeniden canlanmaya başladığında bu sayı 50’yi geçecek. Genel anlamda baktığınız zaman bu yükseliş bir yandan, Kocaali ‘deki aile ekonomisinin kurumsal şirketlere kar anlamında umut vaat ettiği anlamına geliyor. Zira onlar, kar kokusu almadıkları hiçbir yere yatırım yapmazlar. Ama öte yandan korkutucu olan şu ki her gün yüzbinlerce lira bu zincir marketler aracılığı ile dışına çıkıyor. Buna e ticaret siteleri ve mobil uygulamalar üzerinden yapılan alışverişleri de eklediğimiz zaman her gün ilçeden uçup giden paranın miktarını artık siz düşünün. Mali anlamda ilçeyle herhangi bir bağları da bulunmadığı için deyimi yerinde ise o yüzbinlerce lira Kocaali’den buhar olup uçuyor. Ben daha önce de zincir marketler konusunda çokça yazı yazdım haber yaptım. Zincir marketler bol ürün çeşidi ve uygun fiyat garantisi ile bulundukları yerlerin ekonomik zenginliğidir bir çeşit ekokültürdür ama her şeyin fazlası zarar. Bizde fazlalar. Bir de artık evlere servis yapmaya başlamaları var ki sormayın gitsin. Ben şahsi olarak zincir marketlere savaş açmış biri değilim. Kimseye de zincir marketlerden alışveriş yapmayın demiyorum. Ama yerel esnafın ayakta durması için bir şeyler yapılması gerektiğini düşünüyorum. Hele ki içinde bulunduğumuz bu zor şarlar altında onları canlı tutabilmek için biraz daha çaba sarf etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Elinizde 100 Liralık bir alışveriş listesi varsa bunun bir kısmını yerel esnafınızda bırakın. Ve bunu düzenli hale getirin. Üç parça temizlik ürünü alacaksanız birini mahalle bakkalınızdan alın. Allah’a şükür olsun hepimizin evinde yemek dolabında aş var. Durumunuz varsa birkaç günde bir veya hafta bir öğün evinizde yemek yaptırmayıp yakınızdaki bir lokantadan veya aperatif salonundan yemek siparişi verin.  Belki 10 Lira belki 20 Lira daha masraflı olur ama emin olun dışarıdan yediğiniz o yemek evdekinden çok daha kıymetli olur. Cebinizden masrafa gidecek paranın bir kısmını yerel esnafa ayırın. Esnafınıza sahip çıkın. Çünkü bizim ilçe ekonomimizin asıl can damarları onlar. Ve mülki idare ve yerel idareye devlet eli ile aktarılacak ve kamu hizmetinde kullanılacak kaynağın hesabı yapılırken, sosyal ve kültürel eğilimlerden ziyade ekonomik ve ticari eğilimlerin göz önünde bulundurulduğunu kesinlikle unutmayın. Yerel esnaf ne kadar güçlü olursa ilçenin maliye üzerinden ülke ekonomisine katkısı da o derece yüksek olur ve bu aynı zamanda kamu kaynaklarının daha fazla kullanımını ve daha fazla hizmet alımını tetikler. Dolayısı ile yerel esnafımıza ne kadar sahip çıkarsak o kadar güçleniriz. Sağlıkla kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.