Köşe Yazıları

Bir ip kırk yedi cambaz

Yıllarını spora ve özellikle futbola adamış bir spor uzmanı olarak ülkemizde gördüğüm, daha doğrusu olması gerekip de olmayan hal ve durumları yazıyorum, dillendiriyorum yıllardır.
Şimdi diyeceksiniz ki hoca, yazdın da ne oldu, ne değişti, neyi değiştirebildin diye…
Vallahi çok haklısınız.
Yıllar geldi geçti de elde var yine sıfır yine sıfır…
Geçtiğimiz günlerde rutin yürüyüş ve koşumu yaparken bir okulun bahçesinin kenarından geçiyordum, dikkatimi çekti.
Okulun bahçesinde top oynayan çocukları, okulun güvenlik görevlisi bahçeden çıkarmaya çalışıyordu.
Müdahale ettim, niye çıkarmaya çalışıyorsunuz çocukları, kimseye zararları yok, okulun camları tel örgülü kırılacak camda yok dedim.
Görevli tanıyordu beni “hocam okul müdürünün kesin talimatı var, okul bahçesinde top oynamak yasak diye.”
Şaştım kaldım.
Ne diyeceğimi bilemedim ve uzaklaşıp gittim yoluma. Ama içimdeki giderek büyüyen sızıya engel olmadım tabi.
Değerli okuyucular, son yirmi dört yıldır okullarda neredeyse beden eğitimi diye bir ders yok ve olanı da lay lay lom…..
Bu dersin kalanı da, neredeyse ortadan kaldırılmak üzere…
İşin tuhafı; Okullar uygun değil, bahçeler yetersiz, kapalı salon nerede ise çoğu okulda yok, aynı anda birkaç sınıf dışarıda, sınıflar olması gerekenden çok çok kalabalık.
Şimdi meslektaşlarımı eleştireceğim biraz hiç kusura bakmasınlar. Onlar nerede ise spor yaptırmak bedeni ve ruhu geliştirmek yerine, görev yaptıkları illerde ilçelerde bulunan diğer futbol yahut basketbol ve voleybol kulüplerinin antrenörleri ile yarışır bir anlayışın içerisine girmiş durumdalar. Tabi okul müdürleri de kendilerine paye çıkaracaklar ya spordan çok yarışmacı guruplar ve takımlar oluşturup kupa kazanma yarışının peşindeler…
Üstelik beden eğitimi öğretmenleri de çoğunlukla “iyi” değil…
Yani işini yapmayan, işini iyi yapmayan tutum ve tavır içindeler.
Niye, kupa, yahut madalya yahut, derece almak çok daha getirisi yüksek bir atraksiyon haline gelmiş.
Kendi pencerelerinden baktıkları için haklılar tabi.
Ülkemizde kangren olmuş bir hastalık var. Kimse işine ve mesleğine sahip çıkmıyor. Yeterince önem ve özen göstermiyor. Herkes günü kurtarmanın peşinde
Şunu biliyorum ülkemizdeki okullarda en az üçte biri ders işlemiyor. İşleyen de dostlar alış verişte görsün şeklinde işliyor.
İşte beden eğitim dersleri de o işlenmeyen derslerin içerisine giriyor. Daha doğrusu beden eğitimi derslerini ders olarak görmüyorlar, tam tersi not yükseltmek için angarya bir vakit öldürme yeri olarak görüyorlar.
Ertesi gün özellikle aynı okulun oraya gittim ve beklemeye başladım. Bir ilçenin göbeğindeki bir ortaokulda bir beden eğitimi öğretmeninin ders işlerken görüntüsüne şahit oldum. Hatta biraz daha ileri giderek kısacık bir video çektim.
Tamı tamına 47 kişiyi derin kolda tek sıra dizmiş, tek bir ip kullanarak ip atlatıyor çocuklara…
Yahu zaten her çocuğa ders boyunca 3 defa sıra ya geliyor ya gelmiyor. Zaten ders süresi kaç dakika ki…
Kendi kendime dedim ki git şu öğretmeni kutla diye.
Ve gerçekten gittim, öğretmeni ders işlediği için kutladım…
Evet evet. Maalesef kutladım…
Çünkü bu kadarını dahi yapmayan öğretmen sayısı o kadar çok ki…
Değerli okuyucular aslında söz konusu dersin daha iyi işleniyor olması için çözümler çok basit.
Üç veya dört tane ip kullanılsa, sınıf dört gruba ayrılsa, herkes defalarca ip atlama fırsatı yakalamış olurlar değil mi? Ama maalesef ve kimin umurunda. Tabi bu arada işini özenle yapan öğretmenlerimizi kutluyorum elbette.
Benim ne demek istediğimi bilenler zaten biliyor .
Daha başka başka yöntemleri de var. Söz konusu dersin konu, amaç, kazanım veya hedefine ilişkin olarak…
Ülkenin ilgili bakanlığı “Maarif modeli” dedikleri yeni yöntemi, çaresiz ve çözümsüz. Müfredatların içeriği tam bir felaket. Üstelik yöneten pozisyonundaki kişilerin hepsi hayatında beden eğitimi ve spor nedir bilmeyen ve spor yapmamış olan tipler…
Nerede ise bütün spor federasyonlar ve okullar bir iki madalya için programlanmış durumda. Spor bakanlığı için ise varsa yoksa gündelik sporu iktidarın varlığı ve propagandası için araçsal haline getirmiş durumda.
Ve işin daha da utanılacak tarafı ise koro şeklinde,
bu ülkede spor gelişmez diyoruz…
Bir ipin üzerinden 47 öğrencinin atlatıldığı bir ülkedeki okulun bahçesinde, on bel günde tabi ki kabak yetişir, sağlıklı bedenlerde..,
Yani otuz, bilemedin otuz beş dakikada kabak (pardon) sağlıklı bireyler yetiştirmeye çalısıyoruz, amiyane tabirle… elbette ki ağzımıza gözümüze bulaşır…
Okul öncesi ve ilkokullarda hareket eğitimi ve oyun etkinlikleri, ortaokul ve liselerde beden eğitimi ve spor eğitimi etkinlikleri olmazsa, kulüpler herkese açık yerler değilse, spor okulları adı altında haftada bir iki gün 45 dakika süren yaşı amacı belli olmayan sözde spor eğitimleri ile ülkenin ne sporu gelişir ne de bu ülkede bir spor kültürü oluşur.
Bizde kalkmış yıllardır futbol, okullarda ders olarak okutulmalı diye yırtınıp duruyoruz.
Vallahi billahi vaz geçtim ben bu tezimden.
Çocuklara yeterli beden eğitimi egzersizleri yaptırsınlar ben razıyım artık.
Zaten TFF’nin son bir ay içindeki açıkladığı “bahis” olayları, ülkemizin ne halde olduğunun utanılacak bir fotoğrafı değil mi?
Ki daha buzdağının görünen yüzünün milyarda biri bu olanlar bitenler. Buzdağının öteki tarafı da ortaya çıkarsa dükkanı kapatır gideriz vesselam.
“Sağlık ve esenlikle” diyeceğim ama hangi sağlık hangi esenlik…