Köşe Yazıları

Doğru ve eğri

Geçtiğimiz hafta İspanya la liginde Barselona Realmadrid arasındaki derbi müsabakasını izlediğinizi umarak bu satırları yazıyorum.
İzlemedi iseniz zaten çok şey kaçırmışsınız demektir futbol ve futbol oyunu adına.
Ben TV’den canlı canlı izlerken kendi kendime dedim ki bu oynadıkları futbol ise bizim ülkemizde oynanan, daha doğrusu taklit edilmeye çalışılan şeyin adı ne acaba diye…
Valla futbol değil bundan emin oldum da gerisini bilemem herkesin vereceği bir yanıtı mutlaka vardır.
Bunca yıllık futbol hayatımda şunu bilir ve söylerim.
“Futbol beyinle oynanır yürekle birleştirilerek motive edilir ve tabi ki ayaklar başta olmak üzere diğer organlar ona eşlik eder.
Herkesin bildiği üzere Beyin bir bütün olarak merkezi sinir sisteminin insan hareketinde ve dolayısıyla futbol oyun performansında temel öneme sahip olduğu iyi bilinmektedir.
Sahadaki her kararın ve her uygulamanın kökeni, aynı zamanda psikolojik temelli duygusal, duyusal, sosyal ve entelektüel yönlerle de ilgili olan merkezi sinir sistemindedir. Oyuncularla etkileşim halinde olan profesyoneller ve futbolu seven gönüllüler, bir oyuncunun biyofiziksel ve psikososyal alanları da dahil olmak üzere bütünsel gelişimini anlayabilmeli ve bu bilgiyi hayata dair ve sportif olarak da antrenmanlarda uygulayabilmelidir ki gelişim olsun.
Futbol eğitim programları daha fazla motor farkındalığı ve daha iyi karar verme becerilerine sahip oyuncular geliştirmek üzere planlanmalı, hazırlanmalı ve uygulanmalıdır.
Bunu yapmak için, futbol oyunun içindeki uyaranları (top, rakip, takım arkadaşı, seyirci, hakem) algılamaktan bilgiyi işlemeye ve nihai olarak bir karar vermeye ve onu uygulamaya kadar hareketi içeren tüm yönler başarılı bir şekilde gerçekleştirilmelidir.
Oyuncuların beyni her dönemde ve yaşta deneyimleyerek yeni bilgiler edinecek buna mukabil doğal yapabilirlikleri dahilinde uygulayarak yeni beceriler elde ederek süreci gelişerek değişerek devam ettirecektir. Bu konuyla ilgili Sinir biliminde işleyişe uygun Nöroplastisite kavramı vardır.
Yani; beynimizin yaptığımız işe adapte olma durumudur.
Bazı bilim insanlarına göre ise: Çevremizle etkileşimimiz sonucunda beyinde olan fizyolojik değişimlerdir. Beynimizin ana rahminde gelişmeye başlamasından, öldüğümüz güne kadar beyin hücrelerimiz arasındaki bağlantılar, değişen ihtiyaçlarımıza göre yeniden şekillenir.
Bu dinamik işlem deneyimlerimizden bir şeyler öğrenmemize ve farklı durumlara adapte olmamıza izin verir.’’
Yeni bir şeyler öğrendiğimizde adapte olma kavramı ile birlikte yeni bağlantılar oluşturulur.
Yeni durumlara adapte olmak için beynimizdeki bağlantıları yeniden organize ederiz. Bu her gün gerçekleşir ve teşvik edilebilir.
Sonuç olarak ülkemizde eksik olan ve işlenmesi öğretilmesi gereken birinci temel eğitim budur.
Ülkemizdeki futbolun içindeki potansiyelli çocuk ve gençler için şu bilinmeli, beynimizde kaslarımız gibi çalıştıkça gelişir ve deneyimledikçe değişik ortam ve zamanlarda değişken tekrarlarla yeni beceriler elde edilir bunun içinde görünen performans belirteçlerine verilen önem neyse görünmeyen performans belirteçlerine de önem o kadar önemlidir.
Potansiyelli oyuncular için çalışarak teknik, taktik, biyomotorik özellikler nasıl gelişiyorsa zihinsel gelişim içinde mental antrenmanlar aynı derecede önemlidir. Uzmanlarca çalıştırılarak gelişir.
Dünyada Bilimsel olarak gerçekler öğretiler ve uygulamalar bunlar. O yüzden bu planlama ile hareket eden ülkelerle sportif anlamada yani başarıda yarışamıyoruz. Yarışsak da başarılı olamıyoruz. Özellikle futbol alanında her ne kadar taklitte etsek onların futbolun sonbaharında ki oyuncularını ülkemize de getirsek, oynatsak yine de seviye olarak çok çok gerilerdeyiz.
Bizdeki insan kaynağı ve çocuklarımızın gençlerimizin algılamasında kesinlikle bir sorun yok.
Ama bir sorunun olduğu da kesin.
O zaman sorunun nerede olduğunu hem biliyoruz hem bilmiyoruz. Nasıl yani demeyin?
Herkes doğruyu da eğriyi de biliyor.
Sorun öğrenenlerde de değil…
Öğretenlerde.
Anlayan çoktan anladı zaten.
Sağlık ve esenlikle…