Tren yolunun alternatifi var

Karasu-Adapazarı-Bartın arasında bir demiryolu projesi var. “Yapımı yılan hikayesine döndü” tabiri kullanılıyor. Kullananlar haksız da değil tabi. Projesi yapıldı, altyapı çalışmalarına başlandı ve bitirilemeyeceği anlaşıldı. Projede revizyona gidildi ve sonraki yıla bırakıldı. Bu sene de bu konuda bir adım atılmayacak. Ancak seneye başlanması planlanıyor.
Peki tren yolunun bir alternatifi var mı?
Sakarya Üniversitesi tarafından tren yolunun alternatifi kabul edilebilecek bir proje tozlu raflardaki yerini almış durumda. Sakarya Nehri üzerinden nehir taşımacılığı içeren bu projenin uygulanabilirliğini konuştuk. Bizzat projenin yapımcısı Prof Zeki Gündüz ile bu konuyu konuştuk. Projeye ilişkin detayları dinledik. Zeki Hoca, diyor ki “Sakarya merkezden Karasu Limanı’na taşımacılık bedavaya yakın bir maliyette olacak. Nehir zaten aşağı akıyor. Geri dönüşte harcanan maliyet de oldukça düşük olacak. Nehir yatağında yapılacak olan derinleştirme ve köprülerin ulaşıma uygun şekilde dizayn edilmesi, tren yolunun yapımına göre çok düşük maliyette olacak” diyor.
Ancak bu projenin neden uygulanmadığı konusunda net bir bilgiye kendisi de sahip değil. Bu nehir taşımacılığı da tren yolunun en çok sorun yaşanan Karasu-Adapazarı arasındaki yükü ortadan kaldıracak gibi.
Yıllar önce yapılan bu bilimsel çalışmanın tozlu raflardan indirilmesi ve yeniden hayata geçirilmesi bize zor geliyor. Ancak değerlendirilmeye değer olduğunu düşünüyoruz.
Halka rağmen olmaz
Geçtiğimiz hafta bu köşede size kurulması planlanan somon çiftliği ile ilgili Kuzuoğlu Grup’a ulaştığımızı, kendilerinin halkı önceden bilgilendirmek istemeleri durumunda bedel talep etmeksizin sayfalarımızı kendilerine açacağımızı ifade ettiğimizi yazmıştık. Firma son ana kadar bize dönüş yapmadı.
Biz de size tarafsız gazetecilik ilkesi gereği olanı olduğu gibi yazdık. Kendileri açıklama yapmadığı için, kamuoyundan derlediğimiz bilgileri aktarabildik.
Sonuç olarak çevresel etki ve değerlendirme (ÇED) toplantısı yapılamadı. Çünkü ÇED yapılınca süreç resmi olarak başlamış oluyor ve ondan sonrası evrak işlerine kalıyor. Yani devlet diyor ki “Git halkı ikna et, gerisi kolay.”
Yatırımcılar da aslında bunu çok iyi biliyor.
Ben hiç bu şekilde yatırım yapmamış biri olmama rağmen bunu biliyorum da yatırımcı nasıl bilmiyor?
Kimse ÇED toplantısı yapmak için gittiği ortamda halkın bu şekilde tepkisini almak istemez. Buna rağmen neden ön bilgilendirme yapılmaz? Neden halka rağmen yatırım yapılmaya çalışılır.
Yıllar önce hatırlarsınız Karasu’ya termik santral kurulması gündeme gelmiş, halk topyekun ayaklanmıştı. Orada geçen bir diyalog halen aklımda: Siz buraya bu yatırımı yapmaya kalkarsanız ve işe başlarsanız biz vatandaşlar olarak size kötü davranacağız. Çalışanlarınıza bir şey satmayız. Alet edevatınızı çaldırırız.
Yani özetle halka rağmen olmaz.
Yıkılan var yapılan yok
Karasu’da kentsel dönüşüm hızla devam ediyor. Bu çok olumlu karşılansa da yıkım var, yapımına başlanan bina ise henüz yok.
Yıkımı gerçekleşen binalar çok hisseli olduğu için, iştirakçilerin bir araya toplanması çok kolay olmuyor. Tüm hissedarların toplanması ve bir müteahhide vekalet vermesi ise çok uzun zaman alıyor.
Bu süreçte durumdan istifade etmek isteyenler de olmuyor değil. Zira işin içine arsa payı girdiğinde, beşinci kattaki ile zemin kattaki benzer oranda hak sahibi oluyor.
Tüm bunların aşılması ise ancak iyi niyet ve uzlaşı ile mümkün olabilir. Ancak dediğim gibi şu ana kadar bu konuda uzlaşı sağlanmış ve yapımına başlanmış bina yok.
Umarız kentsel dönüşüm iyi hisse sahiplerinin iyi niyeti ile gelişir. Yoksa sadece binaları yıktığımızla kalacağız.
Ders başka yerden sınav başka yerden
1967’de bir deprem yönetmeliği çıkmış. Binalar 1998 yılına kadar bu yönetmeliğe göre yapılmış. Değişen şartlar ve teknoloji gereği 1998 yılında bir yönetmelik daha çıkmış ancak bu yönetmelik uygulanmadan 1999 depremi meydana gelmiş. Sonrasında 2007 yılında bir yönetmelik daha çıkmış. Son yönetmelik ise 2018’de yürürlüğe girmiş.
Şimdi 1999 depremi sonrasında 2007’dek yönetmeliğe göre yapılan binalar 2018 yönetmeliğine uygunluk yönünden değerlendiriliyor.
Yani siz binanızı 2007’dek yönetmeliğe göre dört dörtlük yapsanız bile 2018 yönetmeliğine harfiyen uyması mümkün değil.
Yani dersi başka veriyorlar sınav başka kitaptan yapılıyor. Bunun için 2007-2018 arasındaki tüm binalar deprem yönetmeliğine tam uyamaz. Bu nedenle de karot alınan binaların tam sağlam çıkması çok zor görünüyor.
Dumana çözüm yok mu
Karasu’nun girişinde, Liman Kavşağı bölgesinde sıklıkla kablolar yakılıyor. Lastik yakıldığı oluyor. Sıklıkla şehrin üstünü simsiyah bulutlar kaplıyor. Bunun bir çevre kirliliğine neden olmasının yanı sıra şehrin girişinde kötü bir intiba edinilmesine neden oluyor. İtfaiye araçları zaman zaman bölgeye gidip yangın söndürür gibi mesai yapıyor. O esnada başka bir yangın olsa araçlar o bölgeye sevk edilmiş oluyor.
Buna kalıcı bir önlem alınmasının yolu bulunmalı.
İlçe başkanı aranıyor
Karasu’da yerel seçimler sonrasında ilçe başkanı eksikliği çekiyoruz. İyi Parti, Deva Partisi, Gelecek Partisi ve Zafer Partisi ilçede tabela olarak var. Ancak yönetim kurulları yok. Aktif siyasetin içinde de yer almıyorlar. Milli Yol partisi bir ara kuruldu, sonrasında ilçe başkanı görevi bırakınca geriye bir şey kalmadı. Anahtar Parti de henüz teşkilatlanmasını tamamlayamadı. Yakında erken seçim olmaması, siyasete girecek kişileri de soğutan nedenlerden biri durumunda. Ancak bu dönemde söz söylemeyen kişilerin seçime birkaç ay kala ortaya çıkıp seçimde bir şeyler elde etmeleri zor oluyor.
Önerimiz, gelecekle ilgili planları olanların bu ortamı değerlendirmeleri yönünde. Ama herkesin kendi bileceği iş tabi.








