Belediye toplayacak

 

Kocaali’de yaptığım işin en yorucu olan ama bir o kadar da keyifle yaptığım tarafı abone dağıtım işi. Bazen öyle anlar oluyor ki Çarşamba gelsin ve ben yeniden, her zamankinden daha fazla dışarıda olayım ve insanların arasına karışayım diye gün sayıyorum, can atıyorum. Çünkü insanlara dokunabiliyor olmak, onlarla ayaküstü de olsa sohbet edip yeni şeyler öğrenmek, tabiri caiz ise nabızlarını tutup, şahsen fark edemediğim ama toplumu etkileyen sorun ve sıkıntıları adeta onlarla birlikte keşfetmek çok güzel duygu. Ve hemen her hafta yeni şeylerle karşılaşıyor gözümün önünde olmasına rağmen fark edemediğim türlü şeyleri öğreniyor ve dikkatimi ona yoğunlaştırma fırsatı buluyorum.

Bundan iki hafta kadar önce de öyle oldu. Gazete dağıtımı için Yayla Mahallesi’ne kadar inmiştim. Yasin Baş’ın kahvehanesine uğradığımda yine abonem olan bir esnaf büyüğüm tarafından çaya davet edildim. Tabi ‘Davete icabet gerek’ deyip, hem biraz dinlenmek, soluklanmak hem de sohbet etmek için oturdum. Yasin abi çayları getirdi masaya bıraktı ve o anda kızgınlıkla söylenmeye başladı. İlk başta ne olduğunu anlamaya çalıştım. Ama çözmek fazla uzun sürmedi. Yasin abinin kahvesinin önünde cam atıklar için geri dönüşüm atık kovası var. Yasin abi onu işaret edip, “Kova ağzına kadar dolu ama geri dönüşüm için toplayan kimse yok. Cam şişe atıklarımızı ya başka yerde depolamak ya da çöpe atmak zorunda kalıyoruz. Bunu bir gündeme getiremez miyiz. Sonuçta çöpe giden her şişe ziyan olup gidiyor” diye söylendi. Elbette dedim. İlgili yerden bilgisini alır haberini de yaparız. O ara Yayla’da bakkal esnafı olan Muhammed abi de aynı şeyden şikayetçi olmaya başladı. Dedi ki “Bizim mahalle merkezinde de var o da ağzına kadar dolu ama alan kimse yok”. Dernek başkanı ve Yayla Muhtarı Ertuğrul abi de masada. Onun konu ile ilgili bilgisi varmış. Dedi ki “Bu bize özel değil. Atıkları toplayan şirket ile ilgili bir sıkıntı olmuş. Yeni ihale açılmamış. Öyle olunca cam atıklar her yerde böyle birikti. Bunu basın yoluyla da gündeme getirebiliriz”. Konuyu az buçuk çözünce ve gerçekten de bir sorun haline dönüştüğünü görünce “Tamam” dedim. “Ben bunu bir araştırıp haberini yapacağım”. Hemen ertesi gün telefonumun kamerasını açtım ilçe merkezindeki cam atık bidonlarından 7 8 tanesini gezip fotoğrafını çektim. Gerçekten de bütün bidonlar ağzına kadar dolu hatta bazılarının dibinde poşetle bırakılmış atık şişeler vardı. Sonra, yakın çevredeki bazı esnaflarla konuştum.  Özellikle de kahve ve çay ocağı esnafıyla. Çünkü en fazla cam atık çıkaranlar onlar. Gördüm ki gerçekten ciddi bir sorun var. Bir çoğu, şişelerin kırılıp çevreye ve sokak hayvanlarına zarar verecek hale geldiğinden şikayet etti. Hem kızdım, hem tedirgin oldum hem de bu durum çok hoşuma gitti. Neden hoşuma gittiğini yazımın sonunda söyleyeceğim.

Velhasıl bu işin belediyedeki muhatabı Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü. Çektiğim fotoları müdire Seda hanıma gönderip vatandaşın toplanmayan cam atıklardan dolayı şikayetçi olduğunu söyledim. O da konu ile ilgili bazı detaylar olduğunu söyledi. Geçen Pazartesi günü de daireye gidip hem Seda hanımla hem de sorumlu Esra hanımla görüştüm ve aslında ne olduğunu öğrendim. Bu işin Türkiye’deki en büyük ve tek muhatabı Şişe Cam. Ve bu atık toplama işini Türkiye genelinde yapan tek bir firma varmış. Ancak şirket bazı sorunlardan dolayı bu cam atık toplama işinden çekilmek zorunda kalmış. Tabi hal böyle olunca sadece Kocaali’de değil, tüm Sakarya genelinde ve hatta şirketin cam atık topladığı her yerde (belki de tüm Türkiye genelinde) aynı sorun ortaya çıkmış. Tabi konu böyle geniş çaplı bir sorun haline gelince bu cam atıkların toplanması işi belediyelerin sorumluluğuna verilmiş. İşin ilginç tarafı da şu ki bu cam atıklar böyle ha deyince toplanabilen bir şey değil. Öncelikle onu toplayabilecek araç ve o işe göre özel hazırlanmış ekipman gerekiyor. O işle ilgilenebilecek saha personeli ve sorumlu bir idari bölüm gerekiyor. Daha da önemlisi bu atıkların toplandıktan sonra dönüşüm için gönderilmek üzere bekletilebileceği özel bir atık transfer merkezi gerekiyor. Sonuç olarak bu cam ve taşınırken yüzlercesi kırılacak. Depolandığı yerde de hem insanlara hem hayvanlara zarar verebilir. Dolayısı ile toplanması ve nakliyesi kadar depolandığı yerin özel olması da oldukça önemli. Yani işe başlayana kadar ciddi bir hazırlık gerekiyor. Esra hanım buraya kadar olan kısmı anlattıktan sonra “Peki biz ne yapıyoruz? Kocaali Belediyesi ne durumda?” diye sordum. Esra hanım aynen hatta kelimesi kelimesine “Biz hem ekipman hem de personel konusunda çalışıyoruz ama asıl önemli olan depolama işi. Kocaali Belediyesi olarak katı atık transfer merkezinin yanında sadece bu cam atıkları toplayıp, çevreye ve hayvanlara zarar vermeyecek şekilde transfer edilene kadar bekletebileceğimiz altı tamamen beton, yan duvarları da içeriye erişimi imkansız hale getirecek şekilde bir yer, bir depo inşa etmeye başladık. İnşaat devam ediyor. Yakın zamanda biter. Biz de bu arada gerekli araç ve personel ihtiyacını karşılayıp, planlama yapıp ilçe genelindeki cam atıkları toplayama başlayacağız. Sonra ilgili kurumun araçları gelip belirli aralıklarla alacaklar” cevabını verdi. Yani bizim Kocaali’de toplanmayan cam atık meselesinin bütün nedeni ve özeti bu şekilde. Bundan sonra diğer atıklarda olduğu gibi cam atıklarda da sorumlu ve muhatap kurum Kocaali Belediyesi olacak.

Az önce yukarıda “Şikayet alınca hoşuma gitti” demiştim. Nedenini söyleyip konuyu bitireyim istiyorum. Çöp, atık, pislik gibi kavramlar insanları tiksindiren hatta el sürmeye çekindikleri ilginç kavramlar. Ama son yıllarda sıfır atık, geri dönüşüm, milli ekonomiye kazandırma gibi kavramlar insanlarımızın çöplere ve atıklara olan bakışını ciddi oranda değiştirdi. İnsanlar artık çöplerde servet yattığını birçok atık malzemenin milli ekonomiye kazandırılması gerektiğini ve bunun önemli olduğunu biliyor. Ve ben o esnafların alınmayan şişelerden dolayı kızgın tavırlarını gördükçe tedirginlikten ziyade daha çok hoşlandım. Demek ki Kocaali’miz her atığın çöp olmadığını biliyor. Demek ki insanlarımız geri dönüşümün milli ekonomiye ne kadar katkı sağlayabileceği konusunda fikir sahibi. Demek ki biz çocuklarımıza ve torunlarımıza sokakları tertemiz her yanı çiçek gibi, şimdikinden daha yaşanılabilir bir Kocaali bırakmak için çalışmaya çoktan başlamışız. Ve bu farkındalık ve duyarlılık günden güne dalga dalga büyüyor. Bunları yazabiliyor olmak, müthiş. Sağlıkla kalın…