Altın topraklar (3)

Yenimahalle 824 km uzaktan aldığı suları nazlı nazlı akarak, geçtiği topraklara bereket saçan, insanlara iş, sofralara aş sunan Sakarya’nın denize kavuştuğu noktadır. Nehir boyu pek çok kafe ve restoran size leziz içecekler, lezzetli yiyecekler sunmak için beklemektedir.
Yenimahalle’den ayrılmadan mutlaka nehir boyu tekne turuna katılmanızı öneririm. İskeleden tekneye bindikten yaklaşık 10 dakika sonra bambaşka bir dünya sizi bekliyor olacaktır. Nehir boyu, sağında ve solunda devasa ağaçlar ve yeşil bitki örtüsü, su üzerinde avlanan rızkını arayan her türden kuşlar ve ansızın karşınıza çıkan ve ritmik hareketlerle ilerleyen sürüngenler. Özellikle tarihi Karasu Kalesi altından geçerken içine girdiğiniz bambaşka bir dünya. Buradan aldığınız görüntüleri sosyal paylaşım sitelerinde paylaşırsanız sorulacak sorulara hazır olmanız gerekiyor. Dostlarınıza amazonlarda olmadığınıza ikna etmek, inandırmak zorunda kalırsınız.
Nehir boyu tekne turu gezisinden sonra sık sık gözlerinizi ovuşturmak zorunda kalabilirsiniz. Yaşadığınızın düş mü gerçek mi olduğunu sizde karıştıracaksınız. Bulunduğunuz mahalli her noktası zengin tatlı su kaynaklarıyla dolu. Tekne turundan sonra aracınıza binip şehrin batı bölgesinde bulunan longoza doğru seyre koyulun. Sizi dünyanın sayılı su basar ormanlarından olan Acarlar Longoz’u karşılayacaktır. Aracınızı park ettikten sonra önce longozun büyülü ortamında çayınızı yudumlarken kendinizden geçersiniz. Çay faslı bittikten sonra bölgeye özgü nilüferler arasında kurulu iskelede yürüyüş yaparken bulursunuz kendinizi. Su üzerinde çakılı direklerin üstüne kurulu iskelede kendinizi suyun karşı yakasında bulursunuz. Renk cümbüşü içerisinde açan nilüferler arasında uçuşan kuşlar, yüzen balıklar ve nilüfer yaprakları üzerinde güneşlenen su kaplumbağaları ve kurbağaları seyre dalarsınız. Bu masalsı ortamda sizi uyaran olmazsa zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız.
Bütün zamanınızı burada geçirmeyin daha görecek çok yeriniz yapacak çok işiniz var. Birazda bedeninize zaman ayırın. Her derde deva kumsalda güneşlenip şifa kaynağı denizin tuzlu sularına kendinizi bırakın.
Yok eğer denizden kumsaldan hoşlanmıyorsanız gezecek, görecek daha çok yeriniz var. Öncelikle bulunduğunuz yer, yeşilin her tonuyla mavinin buluşma noktası. Maviden hoşlanmadıysanız yeşile doğru yolculuğunuza devam edebilirsiniz. İlçenin doğusunda iki tepenin arasında Maden Deresi sizi bekliyor. Dere boyu yolculuğunuzda büyüleyici bir manzarada araç süreceksiniz. Yol boyu solunuzda bölgenin içme su ihtiyacını da karşılayan dere ve yolun her iki yakasında yemyeşil ormanlar. Ormanın eteklerinde de bölgeye özgü fındık ağaçları göreceksiniz.
Belli bir süre sonra sizi Maden Deresi mesire alanı karşılayacak. Osmanlı’nın son döneminde Fransızlar tarafından işletilen maden ocakları, o dönemden kalan tüneller ve baraj. Burada zamanınız varsa size mangal keyfi yapmanızı öneririm.
Her mevsim güzel olan bu coğrafyayı bir de kışın görün ilçenin merkezinde yazdan bir günü yaşarken Maden Deresini besleyen Çam dağı ormanları -abartı yapmıyorum- metrelerce karla kaplı olur. İlçenin özellikle gençleri Kocaali-Hendek yolu üzerinde sanki bir panayır havası yaşarlar. Yol boyu ateş yakan, yaktığı ateşte kah mangal kah çay demleyen gençler, mangalını yapıp çayını içen gençlerin kemençe eşliğinde horonları…






