Züğürdün çenesi

Bizim ülkemizde çok büyük bir kesim var ki futbolu “rant” kapısına çevirmiş ve yılladır sömürüp duruyorlar.
Ülke futbolunun en başından en alt kesim olan altyapılara kadar parsel parsel parsellenmiş durumda. Öyle çöreklenmişler ki üzerine, artık o mevkilerdeki koltuklara, makamlara ne ile yapıştırıldıysalar hiç bir çözücü çözemiyor ve o yapıştırıcıyı yok edip atamıyoruz.
O yüzden bizim ülkemizde TFF Başkanı olmak yöneticisi olmak yada kulüp başkanı ve kulüp yöneticisi olmak ayrıcalıklıdır. Hangi kapıyı çalarlarsa çalsınlar açamayacakları kapı yoktur.
Bağlı bulundukları makam ve mevkileri kullanarak en kestirme yoldan ya köşeyi dönerler yada çok daha büyük makam ve mevkie terfi ederler, ettirirler.
Bu da yetmez kendi hısım akrabalarını da ballı börekli devlet kurumlarına yada bilmem hangi bankanın yöneticiliğine getirtirler, getirirler.
Yani ehliyet, liyakat bizde tamamen ya kulüp başkanlığından yada yöneticiliğinden başlar devam eder gider.
Adalet mi?
Yerlerde sürünüyor demiyorum ama yapılan bütün kamuoyu yoklamalarında ve anketlerde yüzde onlarda maalesef.
Benim gibi “züğürt ağalarda” çenemizi yorup duruyoruz yıllar yılı, o yüzden şu hayatta bir tek dikili ağacımız yok.
Çalıp çırpmadığım ve haram yemediğim için asla şikayetçi olmadım olmayacağı da ama adaletsizlikten, liyakatsizlikten, ehliyetsizlikten, adam kayırıcılığından hep şikayetçi oldum olacağım ve bunu hep dillendireceğim. Bir tek kişiye örnek olabildiysem, olacaksam ne mutlu bana.
O yüzden yine diyorum ki; futbolu beslemek ve futboldan beslenmek farklı farklı şeylerdir, olmalıdır da, her ne kadar bizim ülkemizde bu durum birbirleri ile karıştırılsa da…
Futbol dünyanın her yerinde beş savunma, beş hücum prensibi ile oynanan psikoloji, sosyoloji, antrenman bilimi ve bilgisiyle desteklenen bir oyundur.
Peki, hocam bu oyundan beslenen ve bu oyunu besleyenler nelerdir diyecek olursanız hemen belirtiyorum.
Bir oyunun gelişimi için, oyunu besleyenler, bu oyunu yönetenlerdir. (Kıta futbol birlikleri, ülkelerin futbol federasyonları, kulüpleri)
Yönetenlerin kendi içlerindeki departmanları yöneten insan unsurları ve oyunun asıl aktörleri olan futbolcuların da oyunu sahada sergileyerek seyredenlere de seyir keyfi vermeleriyle oyunu beslemeleri ile futbol kendisini besleyenleri besleyerek cevap verir elbette.
Antrenör ve oyuncular bu oyunun merkezindedir. Bu iki unsur hem oyundan beslenir hem oyunu beslerler ve sonuçta hem oyun ve de oyuncular gelişir.
Bu oyundan beslenerek, oyunu besleyen teknik kadrolar, oyunu ve oyuncuyu futbolun ihtiyaçlarına göre besleyerek, oyunun kalitesinin artmasına, gelişmesine, katkıda bulunurlar.
Antrenörler futbolun gerçeklerinden yola çıkarak lige, kategoriye, yaş evrelerine göre futbolu ve futbolcuyu sadece görünenler (teknik, taktik, biyomotor özelliklerin eylemi) üzerinden değil yada görünenleri kısıtlayarak değil, görünen görünmeyen (psikoloji, bilişsel kapasite, zeka,) tüm unsurları çağdaş futbol normlarına uygun doğru metotlar ve davranışlar ile beslediğinde besleyende beslenilende hep kazanacaktır.
Son olarak futbolu hakkaniyetli, liyakatli, ilimden ve bilimden referans alarak sistematik bir işleyiş içinde besleyelim ki futbolda bizi her anlamda beslesin.
Kalın sağlıcakla. Selam ve dua ile…






