Köşe Yazıları

Yine yeşillendi fındık dalları

Her yıl fındık taban fiyatını açıklamakta tereddüt eden TMO bu yıl taban fiyatlarını beklenenden erken açıkladı.  Taban fiyat 50 randıman ve fındığın cinsine göre 200-195 tl olarak belirlendi.
Yağışsız geçen günler ve kokarca böceği dalda ki fındığın randımanını etkilemekle, rekoltenin düşmesine sebebiyet vermekle kalmadı dalında kısmen veya tamamen zarar görmesine sebep oldu.
Daha önceki yıllara baktığımızda bu kadar susuz ve kurak geçen günlerimiz olmadı. Doğal olarak biz üreticilerde bu kuraklığa hazırsız yakalandık. Sulama teşkilatımız olmadığından elimizden sadece Allah’tan yağmur istemek geldi. Allah’ta bizim akılsızlığımızı, tembelliğimizi her tarafımız su zenginiyken hiçbir şey yapmadığımızı görmüş olmalı ki duamızı da pek makbul saymadı.
Görünen o ki hem rekoltemiz hem randımanımız bunlara bağlı olarak da elimize geçecek para üreticiyi pek de memnun etmeyecek. Piyasada rekoltenin düşük olması fındığı açıklanan fiyatın üstünde pazar payı bulmasına yardımcı olmasını umuyoruz. Tabi burada da tekelleşen fındık ihracatçıları devreye giriyor. Sahipsiz çiftçinin boğazını sıkıyorlar.
Geçmiş yıllarda fındık serbest piyasa da rahat bir nefes almaya başladığında TMO stoğundaki fındığı hemen piyasaya çıkarıp ibrenin tekrar aşağı inmesine sebebiyet veriyordu. Temennimiz bu yıl bu tür senaryoların tekerrür etmemesidir.

 SUSUZ YAZ
Son yılların en kurak ve yağışsız günlerini yaşıyoruz. Konutlarda planlı su kesintileri vardı ancak SASKİ’nin su izale hatlarındaki pompalarda meydana gelen arızalar sebebiyle planlı su kesintileri plansız hale geldi. Vatandaş suyun artık hangi saatte gelip hangi saatte gideceğini bilemiyor. Şansına..
Daha önceki pek çok yazımızda da dile getirdiğimiz gibi işlerimiz Allah’a emanet. Allah bize, bizde halka. Oysa ufak plan ve yatırımlarla hiçbir sıkıntı çekmeden evlerimizde, iş yerlerimizde 24 saat suyu akıtabilirdik. Biz hep ve her zaman Allah kışın karı yazın yağmuru eksik etmez diye düşündük. Derelerimizdeki suyun boşu boşuna denizle kavuşmasına seyirci kaldık.
Su konusundaki yatırımları yani yapacağımız barajları sadece reklam bazında siyasi şov malzemesi olarak halka anlattık. Anlatımlarımızda da kullandığımız görüntülere baktığımızda yapacağımız yatırımlardan ziyade kendi boy boy resimlerimizi önde bulundurduk.
Hal böyle olunca da susuzluk kaderimiz oldu.