Yahudi kafası

 

Kocaali’de bu yerel muhabirlik işine başladım başlayalı hemen hemen her yaz sezonu öncesinde birkaç kez yazdım. Çoğunlukla genel anlamdaki eksiklerimizi ve genel şartlardan dolayı gerçekleştiremediklerimizi gündeme getirmeye çalıştım. Terör saldırılarından dolayı ertelediğimiz, darbe girişimi nedeniyle ara verdiğimiz sonrasında da yaklaşık iki yıldır pandemi nedeniyle yapamadığımız organizasyonlardan bahsettim. Bunları birçoğu bizim irademizde değildi doğru ama bizim irademizde olduğu halde yapamadığımız şeyler de oldu. Her neyse, olan oldu geçen geçti. Artık önümüze bakmamız lazım. İçinde bulunduğumuz şu günlerde yavaş yavaş pandemi kısıtlamalarını da geride bırakıyoruz ve önümüzdeki en azından bir iki aylık süreç için konuşmak gerekirse biraz daha rahat olduğumuz bir döneme giriyoruz. En azından etkinlik ve organizasyon düzenleme konusunda çok daha rahat olacağız. Hatta şimdiden hazırlıkları büyük oranda tamamlanan projeler bile mevcut.

Bunlardan bir tanesi ise 4 Temmuz tarihinde, Kocaali Belediyesi’nin ev sahipliğinde Sakarya Büyükşehir Belediyesi ve bazı sponsorların desteği ile ilçemiz sahilinde gerçekleştirilmesi düşünülen motokros etkinliği. Şu ana kadar her şey yolunda gitti ve sorunsuz olacakmış gibi görünüyor. Umarım beklediğimiz gibi olur. Projeden kısaca bahsedip asıl konuya geçmek istiyorum.

Öncelikle projenin sorumluluğunu üstlenen Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Emre Yılmaz’dan bahsetmek lazım ki kendisi daha önce de Maden Deresi’nde elliye yakın profesyonel drone pliotunun katıldığı bir kamp projesini üstlenmişti. Ve oldukça verimli bir çalışma olmuştu. Şimdi işin özünü bilmeyenler “Kırk elli kişi gelmiş, bir iki gün kalıp gitmiş bunun nesi var?” diyerek basite indirgeyecekler. Böyle düşünenler için altına bir parantez açmak istiyorum. Mesele kırk, elli veya yüzlerce kişinin kalıp gitmesi değil. Veya o insanların buraya bıraktığı para değil. Zaten davetli olarak gelip gittiler. Mesele, yaptıkları işin niteliği. İlçemize davetli olarak gelen misafirler doğa tutkunu olmalarının yanı sıra yaptıkları drone çekimlerini özel platformlarında ve sosyal medya mecralarında yüksek kaliteli videolar şeklinde paylaşan insanlar. Yani ayak bastıkları her yerin aynı anda görsel tanıtımlarını yapıyorlar. Ve her birinin yurt içinden ve yurt dışından on binlerce, yüzbinlerce takipçisi var. Tatil planı yaparken, yatırım planı yaparken hatta ve hatta günübirlik tatil planı yaparken bile bu insanların videolarını izleyerek yer seçimi yapan takipçi kitleleri var. İçlerinde bir – iki milyonun üzerinde tekil takipçisi olan insanlar var. Bunu da kısaca şöyle anlatayım. Bir milyon sayısını okurken size çok kısa ve basit geliyordur muhtemelen. Ama dünyada 232 ülke var bunlardan 73 tanesinin nüfusu bir milyonun altında. Ne demek istediğimi anlayın işte. Mesele konaklamaları falan değil, mesele işin reklam ve tanıtım kısmı.

Bu 4 Temmuz’da yapılacak olan da yine daha çok tanıtım odaklı bir proje olacak. Yani biz “Elimizde böyle doğal bir yer var ve bu coğrafya bu tür macera sporları için uygun” deyip, düzenlenen organizasyonla da, yapıldığında nasıl görüneceğini belgelemiş olacağız. Organizasyonun temel amacı bu ama bizim için amaç kadar hedef te önemli. Çünkü hedef, Kocaali’yi motor sporları federasyonunun kabul ettiği etaplar arasına aldırmak. Kaldı ki bu yıl için sadece sahilde düzenleniyor olması demek projenin sahil ile sınırlı kalacağı anlamına gelmiyor. Maden Deresi’nden, Çamdağı’na oradan Melen Barajı’na oradan yeniden sahile inen ve Kocaali’yi çepeçevre saran bir etap emin olun federasyonun da ilgisini çekecektir. Bu arada bizim için işin güzel olan bir yanı daha var ki sponsor gayet güçlü. Büyük şirket ve kurumların dahil olduğu bütün projelerin ulusal anlamda yer ve değer bulduğunu da özellikle hatırlatmak istedim. Zira asıl mevzu ondan sonra başlayacak. Şayet böyle bir şey olup ta federasyonun burayı etap olarak lig statüsüne koyması aynı zamanda uluslararası yarışlar için de kabul edilebilir standartlara sahip olabileceği anlamını taşıyor. Velhasıl konu kendiliğinden büyüyor. Ama tabi bizim öncelikle şu 4 Temmuz’dan alnımızın akı ile çıkmamız lazım.

Bir de şu yazının başında “Bizim irademizde olduğu halde yapamadığımız şeyler de oldu” demiştim. Bunu yazarken de tanıtım konusundaki eksiğimizi anlatmak istedim. Bizim en büyük dezavantajımız sadece mevsimsel şartlar. Yoksa doğal ve coğrafik yapı olarak Karadeniz’deki, Ege’deki, Akdeniz’deki turizm bölgelerinden hiçbir farkımız yok. Hatta emin olun onlardan fazlamız bile var. Bir de tanıtım konusunda kusura bakmayın ama özürlüyüz. Elimizde cennetten bir bahçe var ama bunu tanıtamıyoruz. Bu yazıyı da sizi az da olsa gülümsetecek ve düşündürecek bir anonim rivayetle noktalamak istiyorum.

Yahudi’ye “10 Dolar para ile nasıl ticaret yaparsın?” demişler. “1 Dolar’ı sermaye yaparım, 9 Dolar’lık reklam yaparım” demiş. Bizim yapamadığımız şey de bu. Biz o 10 Dolar’ın hepsini sermayeye ayırıyoruz. Ayırıyoruz ama başka yerde kullanıyoruz veya hiç kullanmıyoruz. Artık bizim de o meşhur anonim Yahudi gibi düşünüp, enerjimizi ve birikimimizi reklama ayırmamızın zamanı geldi. Ve az önce bahsettiğimiz gibi projeler de bu tür reklamlar için gayet elverişli. Yani Kocaali, 9 Dolar’ını bu işe ayırırsa zarar etmez. Sağlıkla kalın…