Köşe Yazıları

Temel bilgiler

Herkes, kendini merkeze alarak hareket ederse, toplumsal düzeni nasıl sağlayabiliriz. Haksız olduğunu bildiği halde, haklı çıkmanın keyfini yaşamak, başkasının rahatını kaçırmanın sefasını sürmek, Dünya üzerinde hak, hukuk, adalet tanımadığı halde, cennet hayali içerisinde olmak, tam bir hastalık halidir. Ortada bir hastalıklı toplum varsa, çözüme ulaşmanın yolu, toplumu bu hastalıktan kurtarmaktan geçer.
Şimdi, 15 Temmuz 2016 öncesine gidelim. Hoca Efendi diye birisi, Liselere giriş sınav sorularını, Üniversitelere giriş sınav sorularını, Kamuya Personeli Alınması Sınav Sorularını çalıyor; El altından uygun gördüğü taraftarlarına dağıtıyor. Bu durumu, soruları rüyasında görmeye bağlıyor. Hoca Efendi yüksek iman gücü ile istiareye yatıyor, soruları bütün ayrıntıları ile görüyor, ardından da matbaada çoğaltıp taraftarlarına dağıtıyor. Rüyada, iman gücü ile soru çalıyor da diyebiliriz. Bu durum yıllarca sürdü.
Taraftar gurubu haliyle çok memnun olarak, çalıntı soruları öğreniyor, girdiği sınavı da kazanıyor. Allah’ın yardımı ile sorulara ulaştığını söyleyen efendi hoca, hırsızlığa Allah’ı da alet ettiği halde, menfaat hastaları, hoca efendinin adeta kölesi oluyor.
Dua bu, her kapıyı açar. Yeter ki! Adamını bulacaksın. Çalışmadan yorulmadan rahat yaşamanın yolu, duadan geçiyor. İman gücü yüksek birini bulursan, milli piyangonun büyük ikramiyesine dahi sahip olabilirsin.
AKP iktidarı, CHP’li belediye başkanlarını, başta İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu olduğu halde topluyor. Daha yargı işlemi başlamadan, en ağır suçlulara uygulanan görüntülerle TV ekranlarında paylaşıyor. Görsel ve yazılı basını büyük oranda eline geçiren iktidar, yaptığı yanlış uygulamalarla iktidar alanını genişletiyor. Taraftar gurubu da bundan büyük keyif alıyor.
Memur alım sınavında yüksek puan alan öğrencinin hakkı, mülakatlarla gasp edilebiliyor. Seçim vaatleri arasına, “önümüzdeki dönemde mülakatları kaldıracağız” ifadesi girse de bu alışkanlıktan vazgeçilemiyor. Toplumun hastalıklı hali iktidarın da işine geliyor.
“Bayram geldi payın yoktur
Haftan yoktur ayın yoktur
Ankara’da dayın yoktur
Hele kurban niye doğdun”
Bilgi ve beceriden ziyade, adamını bularak iş görme anlayışı, yeni bir durum değildir. Eskiden gelen hastalık halini ortadan kaldırmak için, düşünmeye ve düşünerek harekete her zamankinden çok ihtiyacımız var.
Yukarıdaki dörtlü ifade türkü haline getirilerek çalınsa da maalesef hastalığın tedavisinde pek işe yaramamıştır.
Başarısıza başarılının hakkını yediren
Liyakatsize liyakatlinin hakkını gasp ettiren
Hak, hukuk, adalet tanımayan yönetim de hastalıklı bir yapıya sahiptir. Çözüm ise önce hastalığın tedavisinden geçmektedir.