Sıhhıye Cemal’in hayatı… Yakışmaz mı?

01.07.1918 Açmabaşı doğumlu.
10.01. 1968 tarihinde 50 yaşında vefat etmiştir.
İdris ve Fatma oğludur.
Yedi oğul ve 1 kız babası iken vefat edince Arifiye’deki Hemşirelik okuluna yazdırdığı o tek kızı da okula gidemez.
Güzel bir köydür Karapelit
Dünyanın en güzel köyüdür sanki Karapelit.
Bizim köyden yani Karapelit’ten Kocaali’ye gitmenin zevki, söz bulup da anlatılacak türden değil.
Kocaali, bizim gibi 6- 7 yaşındaki çocukların hayal dünyası için dünyanın en uzak noktalarından biri idi.
Topu- topu 8- 9 kilometre idi ama Abaza Düzü istikametinden gidildiğinde daha da kısalıyordu.
Papaz Çeşmesi’ne doğru giderken yolun hemen sol tarafında Sıhhiye Cemal’in evi ve yine akrabalarının da bahçeleri vardı.
Pek göremediğimiz bir insandı
Artvin- Hopa kökenli Hemşinli bir ailenin ferdi idi Cemal Amca…
Bir sıhhiye olduğu için her zaman evinin önünde olmaz, diğer sevdiğimiz amcalar gibi kendisiyle konuşup tatalı sohbetler edemezdik.
Zira en uzak köylerdeki hastalara ulaşmak gibi bir zorunluluğu vardı.
Bir at almış, hastalara vaktinde ulaşmayı öncelikli bir hedef olarak belirlemişti.
Yoksa engebeli bir arazi yapısına sahip olan bazı köylere vaktinde gidip gelmek asla mümkün değildi..
Sıhhıye mi doktor mu
Sıhhiye’nin ne anlama geldiğini biliyorduk.
Herhangi birinin vücudunun herhangi bir yerindeki iltihapları nasıl patlatıp da içini temizlediği herkesin dilinde idi…
Hatta bazıları ona ‘Doktor Cemal!’ bile diyordu.
O yıllarda bizim buralarda okuyup da iyi bir göreve gelmiş olan kimseler de yoktu.
Sıhhiye Cemal Amcamızın bu yüzden herkesten saygı görmesi, köylüleri olarak bizleri çok gururlandırıyordu…
Bir de insanların hastalıklarını tedavi ederken, onlara şefkatle yaklaşıyor, şakacı diliyle de herkesin gönlünü fethediyordu.
Askerde sıhhıye bölüğünde idi
Acemi Birliği sonrası 4 yıl Urfa’da askerlik yaptı.
O zamanlar öyle idi…
4 yıldı askerlik…
Tıp Doktorları 6 yılda doktor oluyorlar ya 4 yıl sağlıkçı olmak elbette yarım doktorluktu.
Gerçek bir sağlıkçı idi
Doktorların Hipokrat yemini ettiğini biliyoruz.
O da şöyle; Tıp Fakültesinden aldığım bu diplomanın bana kazandırdığı statü, hak ve yetkileri kötüye kullanmayacağıma, hayatımı, insanlık hizmetlerine adayacağıma, hastalarımı memnun edeceğime, insan hayatına mutlak surette saygı göstereceğime, mesleğim dolayısıyla öğrendiğim küçük sırları saklayacağıma, hocalarıma ve meslektaşlarıma saygı ve sevgi göstereceğime, dil, din, milliyet, cinsiyet, takım, ırk ve parti farklarının görevimle vicdanım arasına girmesine izin vermeyeceğime, mesleğimi dürüstlükle ve onurla yapacağıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim…
Evet… Hipokrat yemini böyle ama onu sıhhiyeler değil sadece doktorlar ediyor.
Sağlıkçılar düşmanlık bilmez
Askerden geldiği yıllar.
Yeni aldığı atının sırtında yüksek köylerdeki hastalardan birine giderken Yorgancı Halil’in çok ağır bir hastalığa yakalandığını işitir.
Komşulardan birinin yanına giderek ‘Onu bana getirin!’ der.
Ama Sıhhiye Cemal’in sülalesi ile Yorgancılar düşman sahibidir.
Her ne kadar düşmanlık devam etmese de ne olur ne olmaz diye düşünen komşu adam;
– Yahu aranızda düşmanlık var. Bilmem ki ben şimdi onlara nasıl söylesem?
– Komşu ben sağlıkçıyım. Her gördüğüm hastayı tedavi etmek benim vicdan borcumdur. Sen o konuyu merak etme, der.
Yorgancı Halil tedavi edilir.
Ama sağdan soldan ufak tefek nifak sokmalar da işitilmez değil.
Köyün Celal Amcası devreye girer
Bu konuşulanları, köyde yıllarca muhtarlık yapan ve şimdiki Muhtar Ali Sarıoğlu’nun babası olan Celal Sarıoğlu amca da duyar.
Celal Sarıoğlu Hemşinlidir. Diğer taraf ise Giresunludur.
Der ki Celal Amca ‘Sağda solda iki aile arasında fitneye sebep olacak sözler edildiğini duyuyorum. Halil benim Kan Kardeşimdir. Herkes lafını buna göre tartıp konuşsun.
Bir daha da böyle laflar işitilmez.
Ve bir anlamda aralarındaki düşman sahipliği de sona erer.
Ve bu yüzden yeni nesil, aileler arasındaki bu kavgayı bilmez.
Bu Karapelit Köyünde yaşayan insanların çok kaliteli olduklarının da bir delilidir.
O dönemdeki arkadaşlık, dostluk, hatır gönül ilişkileri halen devam etmektedir Karapalit’te.
Ermeni doktorla arkadaş gibi olurlar
Urfa’daki Usta Birliğinde Ermeni asıllı bir doktor vardı.
O doktorla kafaları uymuştu Sıhhiye Cemal amcamızın.
Gırgırın şamatanın bini bir paraydı.
İki gırgır adam bir araya gelince ne olur, bir düşünün?
Ermeni kökenli doktorun onu alıp, kendi memleketine gezmeye götürdüğü de biliniyor.
O doktor, bizim Cemal Amca’nın eline bıçak ve makas vererek onu normal bir doktor gibi yetiştirmiş.
Başka sıhhiyeler de amcamız hükmünde idi
Daha sonraki yıllarda ortaokula başladığımızda 2 sıhhiye daha tanıdık.
Biri Hızarköy’den Hafız ismiyle maruf, İbrahim oğlu 1919 Hızarköy doğumlu Hayrullah Sür idi..
Diğeri de aslen Balıkesirli olan İbrahim Kandemir idi.
Oğullarının ismi Sedat ve Vedat Kandemir idi ki onlarla hala arkadaşlığımız ve kardeşliğimiz devam etmektedir
Bu isimleri yazma konusunda bilgisine başvurduğumuz Ali Hekimci Müdürümle Hızar Köy eski Muhtarı Mehmet Gün Beye teşekkürler ediyorum.
Son söz: Gece- gündüz, kar kış, ayaz boran demeden at sırtında insanların sağlığı için koşturan ve aradaki kırgınlıklarla küslükleri de ortadan kaldıran Cemal Amcamız gibi insanlarının isimlerinin Kocaali’de mutlaka değerlendirilmesi dileğimle.
Yakışmaz mı?






